• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Metal İşçisi

    Soğuk, keskin, sert…

    Metal gibi bir hayat…

    Hayat metal gibi…

    Sekiz saat…

    Daha fazla…

    Bükeceksin, keseceksin, yırtacaksın…

    Yol açacaksın…

    İş gününün sonuna, işliğin dışına…

    Sıcak ve yumuşak…

    Paydostan sonraki hayat.

    Dost sofrası, evladının yanağı, evinin yatağı.

    Metal ile çalışan, metal çalışan, metali çalışan işçi, yani nihayetinde metal işçisi bu haliyle işgününe, emek sürecine, emekçi hayatına dair çok sayıda metafor sunar bize. Metali çalışan, metali metal ile çalışan işçinin iş ve iş dışındaki hayatı bir yanıyla bir alegoridir de. Bize kendisinden öte bütün ücretli emek süreçlerini reprezante eder. Anlatır. Sergiler.

    Metal işçisinin üzerine emek harcadığı madde, ürettiği ürün ve üretirken kullandığı araçlar birçok emek sürecindekilere göre çok daha sert, çok daha keskin ve çok daha soğuktur. Günümüz çalışma hayatındaki yabancılaşmayı üzerinde çalışılan maddenin, üretim araçlarının ve elde edilen ürünün bu soğukluğu sembolize ediyorsa, malzemenin sertliği de çalışma şartlarına, işyeri talimatlarına ve hiyerarşiye işaret eder. Keskinlik ise belki de en çok rekabete. İşgücü pazarındaki yarışa da tabii.

    Sekiz saatlik ve fazla mesailerle daha da uzayan bir süre boyunca işçinin işliğe kapatılmış olmasına, bir de işyerindeki katı disiplin, işyerinin mimarisi ile işin akışının dayattığı yerleşim ve konumlanma, işçinin işbölümünde kapladığı yerle ölçüleri belirlenen duvarsız hücreler de eklenince bir tür hapishane stratejisi, uygulaması içeren işliklerin tam da bu niteliğini hapishanelerin temel malzemesi olan metale karşı metal işçisinin verdiği uğraş ortaya çıkarır. Metal işçisi bize çaba ve uğraşıyla durmaksızın aylaklığa firarı hatırlatır. Bir olasılık olarak. Bir olanak olarak.

    Emek sürecinde kullandığı, sattığı işgücünün bedeli, uygun görülmüş, hesaplanmış karşılığı olarak da bir anlamda metal alır metal işçisi. Çünkü metal renginden sertliğine ve hatta keskinliğine ve soğukluğuna kadar ve elbette tınısıyla da parada bir değer ve bir güç olarak yansır, yayılır, kabul edilir. Eline geçen paranın o kabul edilmiş değer ve gücünün ölçüsü ise banka kasalarındaki yine bir tür metalin miktarına göre belirlenmektedir. Yani önü sonu metal işçisi için metalden kurtuluş yok gibidir. İşgününün sonunda da. Paydostan sonra da.

    Kurtuluş olmasa da bir soluklanmadır ama iş dışı zaman, işliğin dışı.

    Metal işçisi herkesten daha fazla hissediyor olmalı o zamanlarda yumuşaklığı. Herkesten daha fazla çıkmamak, kalmak istiyor olmalı yatağında, sevgilinin yanında. Herkesten daha fazla, daha sık öpüyor, kucaklıyor olmalı sevdiklerini, evlatlarını.

    O herkesten daha fazla, daha yakıcı biçimde hissediyor olmalı çünkü soğuğu, keskinliği, sertliği işinde. İşgünü boyunca. Herkesten daha iyi tanıyor olmalı.

    Soğuk, keskin, sert…

    Evet, metal gibi hayat.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları