• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    MHP İç Çatışmaya Doğru

    Bugün grup toplantısında Devlet Bahçeli’nin konuşmasını dinledim. Sözlerinden çok mimikleri ve ruh hali ilgilendirdi beni… Dokunulmazlık meselesinde HDP’ye verdi veriştirdi. O kırık dökük hamaset üslubuyla vatanı kimselere bırakmadı yine.

    Söz dönüp dolaşıp MHP içi çatışmalara gelince, az önceki öfkesine acayip bir bocalama eklendi. Her cümlesinde kekeleyen, sık sık kelimeleri yanlış telaffuz eden, ciddi bir özgüven problemi yaşayan bir Devlet Bahçeli portresiydi bu… Nankörler dedi, paralel operasyon, dedi.

    Metinlerini kim yazıyor bilmiyorum ama edebiyat parçalayayım derken fahiş anlatım bozuklukları, yerli yersiz teşbihlerle sırıtan bir kabalık çıkıyor ortaya.

    Tabi konumuz MHP’nin nereye gideceği değil. Her muhalefeti demokrasi savaşçısı yerine koymak gibi garip bir hastalık hasıl oldu son zamanlarda. Kimse Meral Akşener’in, Sinan Oğan’ın, Koray Aydın’ın Devlet Bahçeli’den daha demokrat, daha yumuşak başlı olduğunu iddia edemez herhalde. Mesele Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt sorunu, çoğulcu yapı olduğunda şahinlikte birbiriyle yarışıyorlar. Hele ki Meral Akşener’in Tansu Çiller’in İç İşleri Bakanı iken yaptıkları dün gibi hafızalarda.

    Bu bakımdan MHP’de bugün yaşananlar sadece MHP’nin bir iç meselesi olarak kalsaydı çok da ilgilendirmezdi bizi.

    Ama ortada daha büyük bir resim var. MHP’de yaşananlar Türkiye’nin sarayın başkanlık sistemine geçişinde açık bir operasyonun tezahürü…

    1 Kasım seçimlerinden sonra “Bahçeli’nin miadı doldu, bu iş Bahçeli’yle olmuyor” homurdanmaları MHP’ye egemen oldu. Geçmiş kurultaylarda başkan adaylarını salona bile sokmayan Bahçeli ilk kez delegenin hallice bir kesiminin tepkisini aldı. Başbuğ koltuğuna oturmak isteyenler bir bir açıkladılar adaylıklarını. Önce tüzük Kurutay’ına giderek olağanüstü Kongre’de başkan seçilmesini engelleyen iç tüzüğün değişikliği için harekete geçtiler.

    Muhalif başkan adaylarının koalisyonu, Kurultay için gerekli delege imzasını toplamakta sıkıntı yaşamadılar. Ancak genel merkez bu imzaları yok hükmünde saydı. Sulh Ceza Mahkemesi’nin delege iradesini yerinde görerek çağrıcı heyet ataması ve 15 Mayıs’ın kongre tarihi olarak belirlenmesi fırtınanın şiddetini iyice artırdı.

    İşte bu nokta Saray iradesi girdi devreye. Türkiye’nin dört bir tarafında tüzük kurultayını engellemeye yönelik davalarda, Gemerek ve Tosya asliye mahkemelerinden kurultay aleyhinde karar çıkarmak zor olmadı sarayın desteğini arkasında hisseden Bahçeli için.

    İş bununla kalsa iyi…

    Son sözü Yargıtay söyleyecekti, 15 Mayıs’a kadar Yargıtay’ın konu hakkında karar vereceği beklentisi hakimdi. Ancak Yargıtay kararını açıklamadı. Bu tam bir skandaldı. MHP’nin iç çatışmaya sürüklenmesine çanak tutan bu kararın siyasi bir karardı. Koray Aydın söyledi zaten, iyi niyetli değil, dedi.

    Olan şu… Saray MHP’nin iç çatışmalar içinde tükenmesini istiyor. Koltuğunu korumak için sarayın her politikasına açık çek veren Devlet Bahçeli, partisi üzerinde düzenlenen operasyonun parçası haline gelmiş vaziyette. Gün geçtikçe söylemleri Erdoğan’ın söylemlerine benziyor. Her taşın altında paralel melaneti arayan Erdoğan gibi o da paralel operasyondan, ihanetten, nankörlükten dem vuruyor.

    Şimdi herkes Yargıtay kararına kilitlenmiş durumda. Yargıtay’ın Tüzük kurultayının toplanması hakkındaki kararı ne olursa olsun MHP tarihinin en esaslı iç çatışması ile yüz yüze. Zaten yüzde 10 bandında olan bir partinin üstelik AKP sırf lafızda değil, pratikte de kendini milliyetçiliğin yeni adresi haline getirmişken bu çatışmalarla barajın altında kalması şaşılacak şey değil.

    Zaten beklenen de bu… HDP vekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak HDP iyice kriminalize edilip barajın altında bırakılmak isteniyor. MHP iç çatışmalarla eriyip tükenecek, CHP zaten ordu brifinginden sonra dokunulmaz konusunda tornistan yaparak kendi ayağına ateş etti.  Bunun yarattığı iç sıkıntılar CHP’de şu veya bu ölçüde huzursuzluk yaratacak.

    HDP ve MHP’nin barajın altında kaldığını gördükleri noktada 400 milletvekilliği için baskın bir seçim kapıda demektir. Sonrası zaten başkanlık… Taşlarını tek tek partiler üzerindeki ince ayarlarla döşüyorlar işte…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları