• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    MHP: Parçalanmaya doğru…

    1 Kasım seçim hezimetinin ardından MHP’de sular durulmuyor. Kızılcahamam Çalıştayı sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, olağanüstü kurultay’da genel başkan seçilebileceğine dair iç tüzük değişikliğinin yapılması için toplanan 543 delege imzasını yok hükmünde saydı adeta. Böylece MHP’ye uzun bir iç savaş vaat etmiş oldu.

     

    Bahçeli’nin, 7 Haziran seçimleri sonrası her şeye ‘hayır’ diyen agresif çizgisiyle, Erdoğan’ın 1 Kasım zaferinin adsız mimarlarından biri olduğunu herkes biliyor artık. Bugün yaşadığımız kirli savaş atmosferinin, hukuksuz cumhuriyetin, fiili darbe rejiminin bir sorumlusu Erdoğan ve AKP ise öteki Bahçeli’dir.

     

    7 Haziran’dan 1 Kasım’a giden yolda, meşhur “fikirlerimiz iktidarda biz cezaevindeyiz” tavrının yeni bir sürümü olarak kabul edilebilecek bu tutumun, sarayın arka odalarında yapılan bir anlaşmanın sonucu olduğunu düşünenler de az değil. Ben o kadarını bilemem ama herhalde ortada bir anlaşma olsaydı da,  Bahçeli bundan daha evla hizmet sunamazdı saraya.

     

    Ancak Erdoğan’ın bunu ödüllendireceğini düşünmek de gerekmez tabi. Bir zamanlar kendi yasaklarını kaldıran Baykal’ın kaset komplosu ile nasıl tahtından edildiğini, Erdoğan’ın bunu nasıl meydan malzemesine dönüştürüp bel altı vurduğunu anımsayınız lütfen!

     

    1 Kasım’ı kendisine altın tepside sunan MHP de öyle anlaşılıyor ki, bu gidişle kalelerinin AKP’ye kaptırmış virane bir parti olmaktan kurtulamayacak. Vekil sayısının 4 aydan yarı yarıya azalması, MHP’de Bahçeli saltanatının da alarm zillerinin çalmasına yol açtı. Türkeş’in ölümünden sonra genel başkan adayı olmak isteyen her kim varsa ‘davaya ihanet edenler sınıfı’na ayrılıp siyasi linç kampanyasına tabi tutuldu adeta… Milliyetçi aidiyetler ve dava adamlığı üzerinden kast örgütü haline gelmiş, demokrasi algısı 4 yılda bir kurulan sandığın ötesine gidemeyen, arkaik bir ocak kültüründen daha fazlası beklenemezdi.

     

    Ama bugün durum biraz farklı… Çünkü hem Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın gibi partinin ağır topları kazan kaldırmış durumda hem de Bahçeli’nin MHP’yi erimeyle karşı karşıya bırakan politikaları tabanı hayli rahatsız etti. MHP varlık yokluk davasının kapısına dayanmış vaziyette…

    6 Temmuz 1997 tarihli 5. Olağanüstü Kongre sonrasında MHP Genel Başkanlığı görevini üstlenen ve o günden bugüne partisinin başında kalarak 2. başbuğ sıfatını kendine yakıştıran Bahçeli “Benden bu kadar arkadaşlar. Başarısızlığın sorumlusu benim. Çekiliyorum Ama ne olur aziz hatıralarımı incitmeyin” diyecek yüce gönüllülüğü gösterebilseydi, büyük ihtimale MHP’nin onursal başkanı kabul edilir, itibarlı bir jübile yapmış olurdu. Ama o vuruşmayı tercih edip, partisini bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Delegenin verdiği 543 imzaya rağmen tüzük değişikliğini de olağanüstü kurultay talebini de çöpe atarak 2018’de Olağan Kurultay’a gidileceğini açıkladı.  Böyle dümdüz ve hadi diyelim biraz da acemice bir nobranlıkla partisinin kaderiyle oynaması,  müzik zevki Ferdi Tayfur arabeskinde kalmış bir lidere yakışan bir çapsızlık aslında…

    Ama dedik ya, bu kez pabuç biraz pahalı… MHP’de biat kültürü ne kadar güçlü olsa olsun, bunca olan bitenden sonra Bahçeli’nin höt diyen oymakbaşı edasıyla, homurdanan milyonları susturması imkânsız… Çaresi yok, mübalağa cenk olunacak.

    Bu işin sonu nereye varır!

    Şöyle veya böyle Bahçeli gider ancak geride her yeri yara bere içinde, yıkık bir MHP kalır. Bu çok uzun vadeli bir şey de değil. Erdoğan dört gözle o anı bekliyor. İç savaş sonunda iyice kan kaybetmiş,  fiilen ya da resmen parçalanmış bir MHP’de,  tabanın gideceği tek adres, AKP. 1 Kasım seçimleriyle bu kayış başladı zaten.

    Sonraki adım, MHP ve HDP’yi baraj altında bırakacak baskın bir seçimle tek başına anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşarak istibdada yelken açmak… Saray her şeyi ince ince dokurken muhalefet bu kış uykusundan ne zaman uyanacak, asıl soru bu!

    20.01.2016


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları