• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Musul operasyonu mu, karmaşası mı?

     

    17 Ekim günü başladı. Operasyonun ilk 10 gününden bu yana bazı bölgelerde 30 kilometreye kadar ilerleme kaydedilirken, kuzey ve doğusundan Musul’un 8 kilometre yakınına kadar girilmiş durumda. Güneydoğu cephesinde aynı hızla ilerlenemiyor. Batı ve Güney cephesinde ise daha çok IŞİD’in karşı saldırılar düzenlediği bir Musul operasyonu ile karşı karşıyayız. IŞİD Musul’un batısından, özellikle Şengal’e doğru şimdiye kadar 2 kez ağır saldırılar düzenledi. Geçtiğimiz hafta da Kerkük’e ağır bir saldırı ile yöneldi.

    Önce şunun altını çizmekte yarar var; en fazla ilerlemenin kaydedildiği kuzey ve doğu cephelerinde peşmerge güçleri var. Güney cephesini, daha doğrusu Musul’un güneybatısını Irak ordu birlikleri tutmuş. Musul’un batısı ise Telafer’den geçip Şengal’in güneyinden Suriye’nin Deyrezor kentine, oradan da Rakka’ya, hatta Bab’a kadar olan kısım hala IŞİD’in denetiminde. Musul’un güneyinde de batısı gibi IŞİD’in elini rahatlatan olanaklar var. Kerkük’ün yaklaşık 40 kilometre batısındaki Havice kasabası hala IŞİD’in elinde. Musul ile Kerkük arasındaki bir diğer IŞİD sınırı ise Mele Abdullah nahiyesi ki, burası Kerkük’e yaklaşık 20 kilometre mesafede. IŞİD 2014’ün Haziran ayında Musul’u işgal ettiğinde Kerkük’e de yönelmiş, en büyük çatışmalar Mela Abdullah nahiyesinde yaşanmıştı.

    Musul operasyonundan önce çok konuşuldu, özellikle Havice IŞİD’in elinde oldukça Musul operasyonunu yönetmek daha zor olacak, denildi. Kerkük’ün güvenliğinden sorumlu güçler önce Havice temizlenmeli akabinde Musul operasyonu başlamalı, önerisini yaptılar. Geçtiğimiz aylarda IŞİD’den temizlenen güneybatıdaki Geyara gibi Havice’de IŞİD’den temizlenmiş olsaydı, bugün güneydeki iki noktadan Musul’a baskı kurmak, aynı zamanda Kerkük’ü güvene almak daha kolay olurdu.

    Şunu da bilmekte yarar var. Sözünü ettiğim bu cephelerin her biri IŞİD karşıtı olsalar bile farklı hedefleri olan askeri güçlerin bulunduğu bölgelere de tekabül ediyor. Musul’un batısında, Şengal’in güneyindeki köylere kadar uzanan bölgelerde Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) var. Bunlar Şengal işgali sonrasında HPG tarafından eğitilip yetiştirilen askeri güçler. Kerkük civarındaki cephelerde başından beri HPG’lilerin olduğunu biliyoruz. Bunlar birçok kez peşmerge ile ortak askeri operasyonlara da girdiler. Yine Musul’un güneyindeki Arap yerleşim yerlerinde IŞİD’ten temizlenen birçok kasaba ve köyde Irak ordusu yok denecek kadar az. Bu köy ve kasabaların birçoğunu Şii Haşdi Şabi güçleri kontrol ediyor.

    Irak’ta hedefleri farklı askeri güçlerin varlığı, kabul etmek gerekir ki IŞİD’in avantajınadır. IŞİD’in son Kerkük saldırısında bölge devletlerinin, özellikle Türkiye’nin desteği olduğu iddia edilse de esas nedenin IŞİD karşıtı güçlerin ortak bir hedefte birleşememesi olduğunu görmek gerekir.

    Bu güçler IŞİD karşıtı, amenna. Peki, bunların tümünü aynı askeri cephe içinde değerlendirmek mümkün mü? Bunu anlamak için sahadaki askeri güçler üzerinde etkileri olan bölge devletlerinin, özellikle de Türkiye ve İran’ın tutumuna bakmakta yarar var. Türkiye kuzey cephesindeki Sünni Heşdi Vatani güçlerini kendi özel gücü gibi görüyor ki öyledir. Heşdi Şabi, Irak’ın ruhani lideri Sistani’nin çağrısı üzerine kurulan Şii ağırlıklı bir milis örgütü. Bu gücün arkasında ise İran var. Elbet, Heşdi Şabi’de İran endeksli olmayan, Irak’ı dünya Şiiliğinin merkezi gibi gören farklı anlayışlar da var.

    Bu devletlerin operasyonda, hatta bölgede istemediği güçler de var. YBŞ birlikleri ile bölgedeki açık HPG varlığı, Türkiye tarafından istenmiyor. Bunların Şengal ve Kerkük’teki varlığına Kürdistan Demokrat Partisi de (PDK) karşı. İran ise Türkiye destekli Sünni Arapların operasyona ağırlık koymasını istemiyor. Hem İran, hem de Türkiye güçlenip masada belirleyici olacak bir Kürt varlığından da rahatsızlar. Bu nedenle Kürtleri ayrıştırma çabalarını son hızla sürdürüyorlar.

    Görünen o tüm bu güçleri tek komuta altında toplamak mümkün değil. Ancak bu güçleri, Musul operasyonunun dışında tutmak da mümkün değil. Nihayetinde IŞİD bu güçlere yönelik saldırılar düzenlerken birbirleriyle çelişkili bu güçleri operasyona çekmeyi de hedefliyor. IŞİD bu güçlerin organize olmadan operasyona çekilmesi durumunda uzlaşamayacaklarını ve ilerde birbirleriyle çatışacaklarını tahmin ediyor ve olası bu durumun kendi lehine olacağını değerlendiriyor.

    Tüm bu zor sürecin, her biri bir diğer uçta olan askeri güçlerin dağınıklığının üstesinden gelinir mi, bilinmez. Ama bilinen IŞİD ile birlikte bölge devletlerinin de istikrarsızlıktan nemalandığı, istikrarsızlığın ise sadece ölümü büyüttüğüdür.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları