• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Mutsuz ve huzursuz

    Geçen hafta buradaki yazımda şöyle demiştim: “Her dini bayram öncesi her konuşma ‘dargınların barışması gereği’ne işaret ederek başlar? Bayram sabahı bir el öpme, beklenmedik bir ziyaret yıllanmış küslükleri bir anda ortadan kaldırır, dargınlar barışır, tatlı yenip tatlı konuşulur.
    Bu bayramda barışın sınırı ne olacak acaba? Sadece aile içi barışlarla mı yetinilecek, yoksa sülaleden ya da arkadaş çevresinden öteye taşınacak mı barışma fikri?”

    Kurban Bayramı’na birkaç gün kalmıştı ve yazımı şöyle bitirmiştim: “Toplumsal barışın olmadığı bir ülkede aile ilişkileri ne kadar süreyle uyum içinde sürdürülebilir ki?

    Güvenliğin, dayanışmanın, adaletin olmadığı bir ülkede aile ilişkileri genel durumun etkilerinden ne kadar korunabilir?

    İnsanların gelecek kaygısı içinde olduğu bir ülkede bayram nereye kadar kutlanabilir?

    Bu bayramın barışa biraz olsun yaklaşmamıza vesile olması için gösterilecek bir çaba bayramı kutlamak için bir sebep olabilirdi.

    Bu Kurban Bayramı’nı da barış özlemiyle idrak ediyoruz.”

    Bir hafta önceki yazımdan böyle uzunca iki pasaj almamın sebebi, yayımlanmasından birkaç gün sonra Artı Gerçek internet gazetesi için sokakta yurttaşlarla söyleşi yaparken, onların da benimle hemen hemen aynı kanıda olduğunu görmemdi.

    “Sokak, Bayram’da barış istedi” başlığıyla yayımlanan bu söyleşilerde, toplumun farklı kesimlerden diğer fertler de, görüştüğümüz restoran işletmecisi kadın yurttaş Nuran Uçar’ın siyasetçilere yönelik şu söylediklerini tekrarlıyordu yaklaşık olarak: “Lütfen tek taraflı düşünmekten vazgeçsinler. Herkesi bir olarak düşünsünler. Ayrımcılık yapmaktan vazgeçsinler. Biz kardeşiz. Kürdü, Türkü, Lazı ile. Ben göçmenim, bizi de ayrıştırdılar.”

    Evet, bayram geçti ve maalesef barış için umutlanmamızı gerektirecek bir şey olmadı, bir söz söylenmedi siyasilerin kürsülerinden. İktidar yine tehditkâr ve ayrıştırıcı söylemlerini devam ettirdi, elinde silah bulunduran güçler yine kan akıttı.

    En insani duygunun, barış duygusunun yeşertilmesi gereken bayram günlerinde insansız hava araçları insanların üstüne bomba yağdırarak ölüm saçtı.

    İnsanlar bir mahallede yakılıp yıkılmış evlerinde eski bayram sabahlarını yad ederken, bir başka mahalledekiler terk etmeye zorlandıkları evlerindeki son bayramın hüznü içindeydiler.

    Devletlerin ve iktidarların yumuşak karnı kendi halkıyla kurduğu ilişkidedir. Eğer bir devlet ya da hükümet halkını mutlu edemiyorsa, başka devletlerin hedefi de olur, siyaset için elindeki koz da.

    Nitekim, Almanya seçimlerinde Türkiye ile ilişkilerin kesilmesi, Avrupa Birliği müzakerelerinin dondurulması, yaptırım uygulanması gibi konular seçimin tarafları için propaganda argumentasyonu durumuna geldi.

    Bazı yandaş gazeteciler ve iktidar kanadı bu durumu “Türkiye’nin gücü” olarak yutturmaya kalksa da, dış politikadaki bu gibi sorunların etkisi orta vadede tartışılan devlet için olumsuz olur.

    Ayrıca, Bayram’da bile bu ülkede insanlar mutsuz ve huzursuz değil miydi ki?

    Neyi savunuyorsunuz?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları