• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Neden Sosyalist Olmalı?

    Ayağı korkuluğun üzerinde, sol kolunu kafasına yastık yapmış, mışıl mışıl uyuyor Siya Çınar. Melek uykusu diyorum ben buna. O kadar masum, o kadar savunmasız, o kadar kendisiyle barışık.

    Dünyanın dört bir köşesinde, milyonlarca evde milyonlarca çocuk aynı masum uykuda şimdi. Afrika’nın kömür gözlü, inci dişli, kavruk siyah çocukları… İskandinav ülkelerinin beyaz tenli sarı saçlı, maviş çocukları… Koreli çekik gözlü çocuklar… Latin Amerika’nın kadife tenli melez çocukları…

    Bu dünyanın bin türlü rezil halinden habersiz, birazcık zaman farkıyla uyuyorlar.

    Borsalarda dönen spekülasyonların, silah tüccarlarının ellerini ovuşturarak beklediği savaşların, toplama kampını andıran üçüncü dünyalı tekstil atölyelerinin, gencecik yaşta alıp götüren meslek hastalıklarının, yoksulluğun, açlığın ve bütün bunların nedenlerinin onların algı dünyasında tanımı da, anlamı da yok.  Zihinleri bembeyaz boş levha, sevinçleri basit bir oyuncağın ucuna bağlı.

    Zaman geçecek, biz orta yaşlılar ve yaşlılar usul usul çekilip gidecek yaşam sahnesinden. O çocuklar uyanacak uykusundan, büyüyecekler. Erkeklerin ses teni kalınlaşıp yüzleri kıllarla kaplanacak, kızların göğüsleri tomurcuklanacak. Sonra biraz daha büyüyüp reşit insanlar sınıfına katılacaklar.

    İnsanoğlunun soy zinciri onlara devredecek.

    İçine doğdukları küresel kapitalizmin gaddarlığıyla, nobranlığıyla, savaşlarıyla, sömürüsüyle yüzleştikçe önce şaşırıp sonra alışacaklar. Onları da arasına alacak canavarın öğüten dişleri.

    Doğarken eşit doğanlar, büyüyünce ayrışacaklar.

    Kimi fabrikada işçi olarak bitmeyen sömürüye müebbet olacak. Kiminin bahtına patronluk düşecek, şanslı sayacaklar kendini. Kimi siyaset pazarında tüccar, kimi ticaret dünyasında kalpazan olacak. En yoksulları ellerinde oyuncaktan ağır silahlarla sınırlar, okyanuslar ötesi ülkelere gönderilecekler. Hayatta hiç görmedikleri, adını hiç bilmedikleri, belki bir daha hiç uğramayacakları ülkelerde akranlarını öldürecekler. Neden bu bilinmez diyarlara gönderildikleri kafalarını biraz karıştırsa da ne için öldüğünü ve öldürdüğünü anlamayacak, anlamak için çok da çaba harcamayacaklar. Belki kader, belki vatan vazifesi deyip kabullenecekler vaziyeti.

    Önemli bir kısmı doktor, bilgisayar tasarımcısı, mühendis, avukat, hemşire, turizmci olacak. Kendi küçük dünyalarının konforunda mutluluk ararken nasıl bir bencillik denizinde çırpındıklarının farkına varamayacaklar. Çocukluklarının hesapsız itirazına hiç yakışmayacak bu…

    Bazıları tutunamayacak hayata. Söylemeye dilim varmıyor ama annelerinin ninnilerle uyuturken kurdukları hayallerin aksine sokaklara düşecekler, bedenlerini satacaklar köşe başlarında.  Gangster olacak, katil olacak, pezevenk olacaklar. Bir cinnet anında ailesini öldürüp sonra kendi kafasına sıkacak bugünün mışıl mışıl uyuyan bazı çocukları…

    Kapitalizmin piyasa kuralları aynı ses rengiyle ağlayan, iki dakka geçmeden ağladığını unutup kendini kaybettiği bir oyunda kahkahalarla kırılan o çocukları ötekinin acısına yabancı kılacak. Öyle öğretildiğinden öyle sanacaklar hayatın gerçeğini. Kirlenmenin adına hayat dengesi, hesap kitap meselesi, uyanıklık, iş bitiricilik diyecekler.

    Tercih hakkı tanınmadığı halde küresel kapitalizmin içine doğan çocuklar onlar.

    Öyle uzun teorilere gerek yok. Sırf Siya Çınar’ın masumiyeti şerefine sosyalist olunmalı. Sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız, özgür bir dünya için çalışmanın bundan daha geçerli bir nedeni yok.

    Mümkün mü? Pekala mümkün, hatta kaçınılmaz.

    Sistemleri insanlar kurar ve dönüştürür. Kötülüğü iyilik bozar. Zulüm ve sömürü üreten Bermuda şeytan üçgenini kapatmak için umut yine mışıl mışıl uyuyan o melek yüzlü çocuklarda. İtirazı görkemli olanlar ağır, çok ağır zulümlerden geçecekler belki.  Yine de inat etmekten vazgeçmeyecekler ve elbet başaracaklar. Bir daha kimse bölemeyecek o çocuk uykuları…

     

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları