• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Nedimler, sanık değil tanıklar…

    Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Nedim Türfent 15 aydır özgürlüğünden yoksun. Cezaevindeki en az 164 gazeteciden biri olan Nedim Türfent, Hakkari Yüksekova’da sokağa çıkma yasakları döneminde yaptığı haberler nedeniyle tutuklandı. Bugün ikinci duruşması görülecek.

    Hatırlamayanlarınız için hatırlatalım. Türfent insanların bodrumlarda katledildiği, sağ yakalanan insanların infaz edildiği, bedenlerin çıplak teşhir edildiği, halkın toplu işkencelerden geçirildiği sokağa çıkma yasakları döneminde haberleri ilk elden kamuoyuna ulaştırıyordu. Bunun yanı sıra sosyal medya üzerinden de gelişmeleri çoğu kez anı anına aktarıyordu.

    Evet, sadece habercilik yapıyordu. Elinde makinesi ve mikrofonu ile o zor koşullarda aktarabileceği kadar haber aktarıyordu.

    Bunu yapan elbet bir tek Nedim Türfent değildi. Türkiye’de kapatılan 170’in üstünde gazetecilik kurumundan biri olan DİHA’nın bölgedeki çokça muhabiri, hatta tüm muhabirleri Türfent’in yaptığını yapıyordu. Batman’da haber takibi sırasında gözaltına alınan ve 1 yıldan fazla zamandır tutuklu olan Şerife Oruç’tan, Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları zamanında gözaltına alınıp tutuklanan, serbest bırakıldıktan sonra hükmü kesinleşince tekrar cezaevine giren Zehra Doğan’a kadar onlarca arkadaşımız, devletin gemi azıya aldığı –ve hala süren– dönemin tanıklarıydılar yani.

    Meslektaşlarımızın tutuklanmalarının tek nedeni budur. Onlar cesaretle dönemin tanıklığını yaparken, ilerde bu ülkeyi yönetenlerin yargı önüne çıkmasını sağlayacak delilleri de topluyorlardı.

    Bu nedenle tutuklandılar. Bu nedenle ucube suçlamalarla hala cezaevinde tutuluyorlar.

    O gazetecilerden biri olan Nedim Türfent, bugün ikinci kez hakim karşısına çıkacak. Üstelik öyle bir ucube suçlamayla hakim karşısına çıkacak ki hem örgüt üyeliğinden, hem de örgüt propagandası yapma suçundan yargılanacak.

    İddianameyi hazırlayan savcıya göre Nedim örgüt üyesidir ve bu nedenle ‘gazetecilik kılıfı altında çatışma yaşanan bölgelerde görevlendirilmiştir.’ Aynı savcı Nedim’in örgüt propagandası yaptığını da iddia ediyor, buna delil olarak da bölgedeki YPS üyeleri ile görüşmelerini haberleştirmesini gösteriyor. Savcı, kendi hukukundan habersiz… Haberi olsa, örgüt üyesi olduğu iddia edilen birinin ayrıca örgüt propagandasından yargılanamayacağını bilecek kadar hukuk bilgisine sahip olurdu.

    Daha ilginci, savcının elinde Nedim’in yayınlanmış haberleri ile haberleri yaparken tuttuğu notlarının dışında tek bir belge yok. Bir de ‘tanıkların’ ifadeleri var ki bu tanıkların da neredeyse tümü ilk mahkemede kendilerine işkence altında zorla imzalatılan ifadelerle Nedim’i suçlamak zorunda kaldıklarını açık açık ikrar ettiler.

    Nedim’in iddianamesi ile benzer bir başka belge daha var o da polis fezlekesi. Savcı polis fezlekesinin tek cümlesini değiştirmeden, araya birkaç kanun maddesi ekleyerek polisin suçlamalarını olduğu gibi iddianameye dönüştürmüş. Polis fezlekesinde geçen tüm tanık ifadelerini hukuka uygun alınıp alınmadığına bakılmaksızın olduğu gibi iddianameye taşınmış.

    Bakın, Nedim’in avukatı Harika Karataş, iddianame ve tanık ifadeleri ile ilgili ne diyor:

    “Diğer yargılamalarda da gördüğümüz gibi, polis fezlekesinin üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan iddianame oluşturulduğuna yine tanık olduk. Tanık ifadelerinin işkence ile hukuka aykırı bir şekilde alındığını duruşmada da gördük. Dişleri kerpetenle sökülen, günlerce aç ve susuz bırakılan, ölümle tehdit edilen kişilere işkence ile imzalatılan evraklar dosyada delil olarak önümüze sunuldu. Duruşmada tanıklar Nedim’i tanımadıklarını, Nedim ile ilgili bir beyanda bulunmadıklarını ve teşhis işlemini gerçekleştirmediklerini beyan ettiler. Hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirilen yargılamanın yine hukuka aykırı sözde delillerle desteklenmesi aslına bakılırsa bu coğrafyada bir gelenek ve bu gelenek Nedim’in yargılanması sürecinde de karşımızda duruyor.”

    Doğru, ‘bu coğrafyada bir gelenek’ ama faşizan bir gelenek…

    Bu faşizan gelenek, bugün bir meslektaşımızın yargılanmasında yine karşımızda…

    Biliyoruz, bu gelenek her zaman yargılama olarak karşımıza çıkmıyor. Çoğu kez bodrumlarda katledilme, işkencede yok edilme, yargısız infaz edilip iç organları deşildikten sonra derin kuyulara atılma, asit çukurlarında eritilerek öldürülme olarak da karşımıza çıkıyor.

    Nedimler tüm yapılanların tanıkları, haberleri de yapılanların delilleri…

    Bu nedenle tutuklular…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları