Nesim Özkan HDP Maltepe İlçe Eşbaşkanı. Uzun yıllardır Türkiye’de Kürtler’in hukuk mücadelesinde yer alıyor Özkan. 90’lı yıllardan beri Maltepe halklarının mücadelesi ve kişiliğiyle yakından tanıdığı ve sevdiği bir insan. Cezaevinde olduğu dönemde ağır sağlık sorunları olmasına rağmen çıkar çıkmaz yine de Maltpe’de faaliyetlerine başladı.
HDP Maltepe İlçe Eşbaşkanı Nesim Özkan ile buluştum ve kendisine Maltepe’de HDP’nin durumunu ve halkların dayanışmasını sordum:

Maltepe HDP Eş Genel Başkanı’sınız. Maltepe’de yapmak istediklerinizi, yapacaklarınızı biraz konuşalım sizinle. Öncelikle Maltepe HDP için ne ifade ediyor?
Bu çok doğru ve güzel bir sorudur. Biraz geriye doğru gidersek 1993’ten beri Maltepe’deyiz. Ape Musa buranın açılışını yaptı. O zaman da söylemişti “Bizi Kürtler olarak farklı biliyorlardı. Ama Türk halkı bu süreçten sonra bizi tanıyacaktır.” diye. Biliyorsunuz bu son 15-16 yıl içerisinde beş – altı tane partimiz kapandı. Bu partiler halk tarafından değil sistem tarafından kapatıldı. Tabii ki bu tür partiler sistemin işine gelmez ve sistem bizi hep susturmaya çalıştı. Kendimizi Türk halkına tanıtmak için çok bedel de ödedik. Yıllardan beri sistem bizi hep homojen olarak tanıtmaya çalıştı. “Kürtler dağda yaşamışlar, Kürt milliyetçiliği yapıyorlar” diyerek hep yanlış tanıttı. Ama bizim parti kadrolarımıza bakın. Şu ana kadar hiçbir çalışanımız milliyetçiliği kabul etmemiştir. Hep milliyetçiliğin karşısında durduk ve hala da durmaya devam ediyoruz. Ben de çok eski yıllardan beri Maltepeliyim. Maltepe’nin sosyolojik durumuna baktığımız zaman politik bir yerdir. Özellikle E-5’in üst tarafı hemen hemen hepsi savaştan kaçan, belki de bir ekmeğe muhtaç olan inanlardan oluşur. Ayrıca sistem tarafından halkı ayrıştırmaya yönelik olarak Maltepe’ye “E-5’in üst tarafı” ve “E-5’in alt tarafı” diye koyulan bir isim bile vardır.
E-5’in üst tarafında en çok sizin kitleniz mi oturuyor?
Yani baktığımızda sosyalist ve devrimci kesim hep E-5’in üst tarafındadır. Ama E-5’in altında oyumuz biraz daha fazla, daha doğrusu dengede diyebiliriz. Tabii ki E-5’in üst tarafında daha çok Kürtlerden oluşan bir kesim var. Kürt Alevilerinden, Kürdistan’dan göç eden vatandaşlar daha çok oraya yerleşmişlerdir. Gerçekten 15 yıldır, 20 yıldır bu parti barışı savunuyor ve Kürt emekçisiyle, Türk emekçisiyle birlikte yürüyor. Bundan sonra da öyle olacak. Bizi anlayan ne kadar anlamıştır onu bilmiyorum ama mutlaka eksiklerimiz de vardır. Parti olarak eksiğimiz de var. Yani biz şu ana kadar hiçbir zaman “Biz Kürdüz çoğunluk bizdendir” şeklinde ifade etmedik. 1990’dan bu yana baktığımızda Alevi Kürt ve Sünni Kürt ayrımının sistem tarafından yapıldığını görebiliriz. 1995-1996’ya kadar bu böyleydi.
Siz bunu nasıl görüyorsunuz?
Bizim için önemli olan mezhepler değil, insandır. Kendine insan diyen, dini ırkı tartışmadan ancak kendi köklerini de bilip koruyan herkes bu çatının altında yer alabilir. Yani benim için nereli olduğu değil insan olması önemlidir. Ayrıca Maltepe’nin özellikle son seçim döneminde partimiz ve sunduğumuz perspektiflerden dolayı insanlar bize daha çok inanmaya başladı. Selahattin Bey’in o dönemde yaptığı çalışmalar, seçim kitapçıkları da zaten insanın bizim için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. 7 Haziran seçimlerinde de artık Kürtler tek başına özgürlüğü getirse dahi bir faydası olmayacağını, Türk halkı ve ezilen kesimle birlikte barışın sağlanabileceğini partimiz defalarca kez ifade etmiştir. Halk da bizim bu söylemlerimize inandı ve bundan dolayı oyunu da verdi. Ama bizim biraz daha halkın içine girmemiz, kendimizi daha iyi ifade etmemiz ve kendi projelerimizle kendi ideolojimizi halka iyice anlatmamız lazım. Bana yakın bir Türk dostum bir gün HDP için “HDP bir çiçek bahçesidir. Üzerinde binlerce renk var ve kendi kökünü koruyarak topluma da bu çeşitliliğini yansıtıyor” demişti.

Peki 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde ne kadar oy aldığınızı hatırlıyor musunuz?
7 Haziran seçimlerinde 25 bin civarı oy aldık.
Yüzde kaça tekabül ediyor?
Türkiye genelinde yüzde 13. Maltepe’de de yüzde 13’ü
1 Kasım’da ne kadar aldınız?
1 Kasım’da yüzde 11’e düştü.
Bunu neye bağlıyorsunuz?
7 Haziran seçimlerinin yapıldığı gece Cumhurbaşkanlığı sarayında bir seçim yapıldı ve tekrar seçime gitme kararı alındı. Biz bunu kabul etmedik. Hatta tam o zamanlarda Kadıköy’de AKP, 250’si gece; 250’si gündüz çalışmak üzere 500 kişilik bir ekip kurdu. Bu ekip ev ziyaretlerinde bulundu. Bu seçimin savaşı getireceğini, barışı sağlamayacağını anlattı. Tekrar seçim olup da biz iktidara tek başımıza gelirsek barışı sağlayacağız gibi vaatlerde bulundular. Öcalan aynı ayın içerisinde özgürlüğüne kavuşacak gibi sözler verdiler. Ben özellikle bu ekipten birileriyle Maltepe Gülsuyu’nda karşılaştım. Bu ekipte hem Türkler hem de Kürtler vardı ve bu kişiler bunu para karşılığında yapıyorlardı. MHP’nin seçimden sonra söylediği bir şey vardı. “Biz milletvekili sayısı olarak kaybettik ama devleti kurtardık.” Bahçeli’nin böyle bir açıklaması var. AKP tek başına iktidar olursa Öcalan’ı dışarda bırakacak. Şimdi buradan yola çıkarsak partimizin bir hatası var. Mitinglerimizi iptal etmeyecektik. Acılar büyüktür ve biz aralarında olacaktık. Alanlardan çekildik. Çekilmememiz gerekiyordu.
Burada bir risk aldınız değil mi?
Evet, doğrudur.
Ama sizin miting alanlarınız bombalanıyordu. Ayrıca il ve ilçe binaları da bombalandı.
Evet.. Bakın bir gecede sabaha kadar 3 tane büromuz kurşunlandı. Ama zaten o konuda bizi sindirmeye çalışıyorlar. 1 Kasım seçimlerinde oyumuzun düşme sebeplerinden biri de alanları terk etmemiz olduğunu düşünüyorum. Ne olursa olsun terk etmemeliydik.
Peki Maltepe’de öncelikli olarak neyi hedefliyorsunuz? Hedefiniz ne?
Maltepe’de şu anda hedefimiz tabii ki kendi gücümüz doğrultusundadır. Biz parti olarak 7 Haziran’da kaybettiğimiz gücümüze tekrar ulaşmaya çalışacağız. Birinci hedefimiz budur. İkincisi bütün mahallelerimizde, Maltepe’de 18 tane mahalle var, biz 8 mahallede örgütlüyüz. Bir mahallede temsilciliğimiz var. Diğer mahallelerde de komisyonlarımız var. Biz bu komisyonlarımızı bütün mahallelerde meclis haline getirmeye çalışacağız. 20’şer kişiden oluşan bu meclislerde her mahalledeki sorunlar, ihtiyaçlar konuşulacak. Parti ile halk arasında bir köprü rolü oynayacak. Partinin yayın organları ile halk arasında da bir bağ oluşturmayı sağlayacak. Bu yılın 12. ayında olağan genel kongremiz var. O zamana kadar da bütün mahallelerimizde bu meclisleri kurmak en önemli hedeflerimizden. Diğer mahallelerde şu an bulunan komisyonlarımızın da daha da güçlenmesini sağlayacağız. Maltepe’nin 18 mahallesine de girip örgütlenmek istiyoruz. Mesela şu an Küçükyalı’da bize oy veren yurtseverlerimiz var ancak aramızda kopukluk var. Onlarla da bağlantı kurmak istiyoruz. Bu arada bu ayın 29’unda bizim bir pikniğimiz var. Tüm Maltepelilerin o pikniğe katılmasını istiyoruz. O pikniği bir dayanışma ve demokrasi şöleni haline getirip orada kendimizi anlatmayı da planlıyoruz.
Maltepe halklarının barış konusundaki duyarlılığı ne ölçüde?
Maltepe’de genele baktığımızda barış söylemlerinde çok aktifler ama pratikte seyirci kalıyorlar. Biz bu konuda eleştirilerimizi de yapıyoruz. Teoriğin pratiğin aynası olması lazım. Ama her şey teoride kalıyor. Bu yüzden de Maltepe’de ilerleme kaydedilemiyor. Mesela Maltepe’de Barış Bloku’ndan arkadaşlar burada da bir grup kurmak istedi ama sürdüremediler.
Neden? Haziran Hareketi mi engelledi?
Tam olarak Haziran Hareketi’nin engellediğini söylemek yanlış olur. Çünkü bizim de eksiklerimiz var. Aslında çaba sarf ettik ama olmadı. Barış denildiğinde birçok unsur var. Mesela Kürdistan’da seçimden bu yana bir ateş yanıyor. Barışın muhatabı kimse onunla görüşülmeli, onunla çözülmeli. Maltepe’deki başarısızlığı herkesin kendi öncülüğünü yapmaya çalışmasına bağlıyorum. Zamanla bu bir öncülük kavgası halini aldı. Onun için de Maltepe halkı olarak barışa pek katkı sunmadık, aksine seyirci olduk. Biz bunu baştan söyledik. Siyasi olarak HDP Maltepe İlçe Örgütü’ne ne düşüyorsa biz hazırız. Biz savaş yanlısı değiliz, barış istiyoruz. Ama çiçek bile rüzgara karşı kendi savunmasını yapıyorsa halk da canını korumak adına kendi savunmasını yapacaktır. Bu savunmayı yaparken karşı taraf sürekli saldırı içende olmamalı. Çünkü barış tek taraflı olmaz. Barışı sağlayacak olan Kürtler tarafında İmralı’dır, Sayın Öcalan’dır. Bunun siyasi iradesi de HDP’dir. Ama biz Maltepe olarak akademisyenler, gazeteciler ve sosyal demokratlarla birlikte olabiliriz. Ama bunlar çok konuşulmasına rağmen pratiğe dökülemedi. Daha önce Maltepe adına alınan kararlar oldu ama bizim haberimiz bile olmadı.
Ben de tam bunu soracaktım. HDK’nin bileşenleriyle nasıl uyum sağlıyorsunuz? Mesela bir panel düzenlense HDK’den de gelen oluyor mu?
Ben daha önce 3-4 ay HDK ile çalıştım. HDK kapsamında gerçekten çok geniş bir kesim var. Türkiye halkları için HDK çok önemlidir. HDK’nin ideolojisinde, projesinde bir sıkıntı yok ama yönetenlerde sıkıntı var. HDK’yi topluma anlatamıyorlar. Bu durumda da insanların kafasında soru işaretleri oluşuyor. Her HDP’li aynı zamanda HDK’li olmak zorunda çünkü bu tüzükte de var. Ama her HDK’li HDP’li olamaz. Çünkü çok renkler var HDK’nin içerisinde. Özellikle bileşenlere baktığımızda metropollerdeki bütün kurumlarını kapattı. Mesela partisi yok. Bu proje bizim için çok önemli bir projedir.
Peki HDK’nin içerisindeki bileşenlerin birliğini nasıl sağlayacaksınız?
Ben de tam ona gelecektim. HDK’nin içerisinde iktidar kavgası da var. Bunun sebebi de HDK’nin içerisinde çalışanların sadece HDK çalışmalarını yürütmemesidir. Bir partizanlık çalışması doğru değil. Mesela bunlar nasıl olsa birileri yürütüyor diyerek esas görevleri ile ilgilenmiyorlar. HDK adına çalışanlar yaptığı çalışmaları bildirmek için yürütmenin üst düzeyindekilere ulaşacak bir telefon bile bulamıyor. Gidiyoruz bire bir görüşüyoruz. Bu sefer de “Bizim kendi işlerimiz var” Diyorlar. Peki o zaman sen HDK’de neden yer aldın?
Okuyucularımız daha iyi anlasın diye şöyle açıklayabilir miyiz? Mesela bir yürüyüş yaptığınız zaman HDK bayraklarıyla mı yürüyorsunuz yoksa tüm partiier kendi bayrak ve flamalarıyla mı yürüyor?
HDK çatıdır. Dolayısıyla da HDK’nin pankartlarının arkasında siyasi partiler yürüyor. Hatta biz bu konuda sıkıntı da yaşadık. İşte kastettiğim iktidar kavgası da budur. Dedim ya; ideolojide sorun yok, perspektifte sorun yok. Bireylerde sorun var. 22 bileşene baktığımızda ve Maltepe’ye de baktığımızda “yurtsever kesim” dediğimiz kesimin dışında kimseyi bulamıyoruz. Kimse yok. Ama bir toplantı olduğunda toplantıya gelip önerilerini sunuyorlar. Ama iş pratiğe dökmeye gelince kendilerini geri çekiyorlar. Biz bu konuda çok zorlanıyoruz.
Maltepe’de birçok halk bir arada yaşıyor. Maltepe’deki tüm halka ulaşabiliyor musunuz? Az önce “18 mahalle var ama 8 tanesinde örgütlüyüz.” dediniz. Buradan anlaşılıyor ki; her yere ulaşamıyorsunuz.
Doğrudur. Mesela Maltepe’de yaşayan 600 bin civarı nüfus var. Bizim tüm Maltepe’ye ulaşacak ekonomik ve iletişim gücümüz yok. Ama seçim döneminde hemen hemen çalmadığımız kapı olmadı. 18 mahallenin hepsine ulaşmaya çalıştık. Sandık başlarında 1200 müşahit çıkarttık. Bununla beraber şu an 10 bin kişiye ulaşıyoruz. Onun dışında kalan kesimlere maalesef ulaşamıyoruz.
Peki, son olarak çatışma bölgelerindeki halkla nasıl bir dayanışma içerisindesiniz? Gerek Cizre, gerek Nusaybin, gerek Sur, gerek Yüksekova… Buralardaki halklar çok zor durumda. Bunun için nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Doğrusunu isterseniz can alıcı soru budur. Kumanya gönderiyoruz elimizden geldiği kadar. Bu yetmiyor. Özellikle bizim 22 kurumla beraber yürüdüğümüz bir yol var. Düşüncemiz ayrı olabilir ama ortada bir savaş durumu var. Maltepe’de çok fazla seyirci kaldıklarını düşünüyorum. Biliyorsunuz Rojava Komisyonu adı altında bir komisyon var. Onların üzerinden gıda yardımı yapıyoruz.
Rojava Derneği de var.
Evet Rojava Derneği de var. Mesela beyaz eşyadan tutun da gıdaya kadar elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Şu ana kadar kendimizi bu konuda hiç geri tutmadık, tutmayacağız da. Sanki orada bir katliam yok da, normal bir yaşam varmış gibi davranıyorlar metropoldekiler. Ama gidip de olan bitenleri yerinde görenler geldikten sonra sürekli ağlıyorlar. “Biz ne yapalım? Ne gönderelim?” diye soruyorlar. Bizim bu konuda da bir çağrımız var. 25 bin kişiyiz. Örnek veriyorum herkes birer kilo pirinç alsa 25 bin ton pirinç yapar. Bunun için gerçekten herkes taşın altına elini koymalıdır. Duyarlılık bunu gerektirir. Bu duyarlılıkları oradaki insanların menfaatine olacaktır. Umarım bu gazeteyi okuyan insanlar da bizim bu çağrımızı dikkate alırlar. Bizler burada çoluğumuzla çocuğumuzla birlikteyiz ama orada gerçekten bir dram yaşanıyor. Çok zor durumdalar. Bizlerin de buradan onlara katkıda bulunmamız gerekiyor. İlçe binamıza getirebilirler. Gülsuyu’ndaki temsilciliğimize getirebilirler. Dağıttığımız el ilanlarımız var. Bir paket makarna var deseler bile biz gidip evlerinden onu alırız. Son olarak bir çağrımız var: 29 Mayıs’ta piknik etkinliğimiz var demiştim. Bu etkinliğimizin yüzde 50’si direk Kürt illerine gidecek. Davetiyeler bastık. Davetiyelerimizin fiyatı 20 TL’dir. Herkesi de o pikniğe davet ediyoruz.
Çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.








