• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Newroz’daki davet

    Geçen Cuma günü Amed’de Newroz alanına bakarken bu büyük kitlesel gösterinin sadece bir bayram kutlaması değil, hatta Kürt halkının özgürlük ve barış mücadelesinde irade ve kararlılığını ortaya koyuyuşundan da çok, Kürtler’in bu topraklarda kuracağı hayatın bir nüvesi, bir ifadesi olduğunu düşünüyordum.
    Üç milyon insan bir araya gelmişti ve bu müthiş kalabalık kendi kendini yönetmenin en net biçimini sergiliyordu. Disiplin ya da kuralcılık değildi Newroz alanındaki bu insanların düzenini belirleyen. Bir güvenlik sisteminin sorunsuz işleyişinin sonucu da değildi. Kürtler’in samimiyetinin göstergesiydi.

    Kürtler, geçen yıllar içinde barış, onurlu bir barış siyasetini ve halkların kardeşliği ilkesini öylesine içselleştirdiler ki milyonlarcası bir araya gelip talep ve protestosunu dile getirse de, herhangi bir düşmanlık ya da nefret söylemi sızmıyor sloganlarının arasına. Kürt halkınının siyasi olgunluğu öylesine yüksek ve kardeşlik duygusu öylesine içten ki, linç güruhlarının her fırsatta ektiği nefret tohumlarının boy vermesine asla izin vermiyor.
    Newroz alanında görünen bir diğer durum ise, dediğim gibi, Kürtler’in kendi kendini yönetmeye ne denli hazır olduğuydu. “Kendi kendini yönetmek” derken bir yalnızlaşma ya da ayrışmadan bahsetmiyorum. Kürtler, bu coğrafyadaki diğer halklarla bir arada yaşama yönünde kararlılıklarını net olarak ifade etmiştir. “Kendi kendini yönetmek”ten kastım radikal demokrasidir.
    Kürtler, bu Newroz alanında örgütlenmiş bir toplumun, bir halkın, halkların devletin, güvenlik ve disiplin politikalarını ne denli gereksiz hale getireceğini kanıtlıyorlardı. Kendi kendini yönetmek mümkündü. Kürtler, demokratik özerklikten, kendi kendini yönetmekten söz ederken slogan atmıyor, bir gerçekliği ifade ediyor, halkları yeni bir toplumsal sisteme davet ediyor.
    Benim de Demokratik Toplum Kongresi’nin davetlisi olarak oturduğum tribünlerde Ermenisi’nden Çerkesi’ne, sosyalistinden liberaline farklı etnik ve siyasal gruplardan insanlar hayranlıkla izliyordu bu büyük gösteriyi. Davet edildiklerinin bir gösteri ya da kutlama değil, yeni bir toplumsal yaşam biçimi olduğunun bilincinde olmalıydı onlar da. Alandaki genç yaşlı milyonlarca insan her sloganı ile onlara ve onların nezdinde halklara ve tüm ezilenlere davetiye gönderiyordu.
    Barış ve Demokrasi Partisi ile Halkların Demokratik Partisi’nin 30 Mart seçimleri için seçmenlere çıkardığı davetiye de bu yöndedir. BDP ve HDP’ye verilecek her oy barışa, kardeşliğe ve özgürlüğe verilmiş demektir. Bu kararlılık ve duygularla Newroz alanından seçim sandıklarına yürünmeli, ehveni şer partilerde değil Kürt Siyasal Hareketi’nin açtığı meydanlarda buluşulmalı. Seçenek budur.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları