• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    O Zamanlar, O Hatıralar…

     

    O zamanlara ait münasebetler, dostluklar kıyafetler, gelenekler tekrar gözler önüne geldiğinde bir sürü güzel şey hatırlanır, hatırlatır zamanlar bir başkaydık daha dayanışmacıydık. Düşlerin peşindeydik o zamanlar. O hatıralar hatır istiyor, işte geçiyor bir bir…

    Okuldan arkadaşlarımızla birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürürdük. O zamanlar servis falan yoktu, okula servisle değil buluşarak giderdik. Okul dönüşü çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna dalardık. ”Yerli malı-yurdun malı“ haftaları kutlardık. Bayram sabahları yeni elbiselerimizi giyerdik sevinçle. Mahallede gezen fotoğrafçı amcaya siyah -beyaz fotoğraflar çektirirdik. Yazlık sinemalarına gider, Yılmaz Güney filmleri seyrederdik. Akşamları dinlediğimiz Işık Yenersu, Orhan Boran ve Halit Kıvanç sanki evimizden biriydiler.

    İspanyol paça pantolonlar, geniş yaka ceketler… O yeni kumaşların enfes kokuları sarardı etrafı. Oturma odasında Auer sobanın üzerinde ekmek kızartır, çay pişirirdik. Akşamları keyifle kestaneleri soba üzerine dizer, küllerinin içine patates koyardık. Elektrikler kesilince gaz lambası ve lüks yakardık. Troleybüsler işlerdi İstanbul’da, elektrikler kesilince yolda kalırdı.

    Sakızlarımızdan çıkan ‘artis’ resimlerini biriktirirdik. Beyoğlu’na gider, ‘artis’leri gördüğümüzde sevinirdik. O zamanlar Yılmaz Güney, Ayhan Işık, Fecri Ebcioğlu, Belgin Doruk, Türkan Şoray çok meşhurdu. Haşırtılı Plaklarda, Aşık Daimi, Aşık Mahzuni, Ali Kızıltuğ, Zeki Müren evlere konuk olurdu.

    Kemalettin Tuğcu’nun Öksüz’üne ağlardık. Yaşar Kemal’in İnce Mehmet’in de cesaretlenirdik. Teksas, Tommiks, Zagor, Red kit okur, okuduklarımızı birbirimizle değiştirirdik.

    O zamanlar misket, tommik, yakar topu, körebe, ip atlama, çivi çakma, uzuneşek, seksek oyunları vazgeçemediklerimizdi. Uçurtmaları gazetelerden yapardık, hele birde renkli kâğıt bulursak çok sevinirdik. Bilyelerden kendimize göre araba üretirdik, yollar bizim olurdu. O zamanlar boş arazilerde iddialı futbol maçları oynardık. Gazoz kapaklarında sevgilimizin ismini toplamak bir başka aşktı.

    O zamanlar kış hazırlığı yaparken odun kömür alan komşularımızla birlikte taşırdık. O zamanlar tornavidayla çubuklara sarılan rengârenk macunlar alır yerdik. Salepçi, bozacı, yoğurtçu, sütçü, pamukçu, kalaycı mahallelerde dolaşırdı. Çıngıraklı sesleriyle sokaklar şenlenirdi.

    O zamanlar kahvehanelerde masa üstlerine konan sandalyelerde halk ozanlarının atışmalarını dinlerdik. Sokaklarda okunan destanlara bazen güler bazen hüzünlenirdik. Çimenlere uzanıp papatyadan “Seviyor! Sevmiyor!” diye kendimize pay çıkarırdık.

    O zamanlar Rumeli havalarında, horon ve halayda farklılığın zenginliğini yaşardık. Derneklerde çayı demler, zeytin-ekmek-peynir paylaşırdık. O zamanlar grev çadırlarındaydık, 68 kuşağının öğrencileriydik. Demokratik lise ve özerk üniversite mücadelesinde ön saflardaydık.

    O zamanların, o hatıraların aşkı ve düşüyle…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları