• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ÖCALAN DİRENİYOR, HÜKÜMET BEKLİYOR

    Kürt Siyasal Hareketi’nin Barış ve Demokrasi Partisi’nin çağrısı ile başlattığı ‘Hükümet Adım At’ kampanyasını çok anlamlı buluyorum. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 21 Mart çağrısı ve hemen ardından PKK/KCK’nin bu çağrıyı gerillanın Güney’e çekilmesi doğrultusunda kararlaştırması ve pratikleştirmesi ile resmen başlayan müzakere sürecinde hükümetin tutumu yüzünden oluşmuş ‘zamansal bir kaymayı’ düzeltmeye yönelik, yerinde bir çağrıdır bu. Kürt tarafı müzakere sürecinde üzerine düşen sorumluluk ve görevleri harfiyen ve büyük bir olgunlukla yerine getirirken, hükümetin rölantide beklemesi ve hatta süreci baltalayacak söylemler kullanması sonucu masada büyük bir zaman farkı oluşmuştur. Takdir edersiniz ki, müzakere görüşmeleri ve çözüm sürecinin bir takvimi ve aşamaları vardır ve olmalıdır. Müzakerelerin sağlıklı yürüyebilmesi için bu takvime uyulması gerekir. Aksi takdirde müzakere masasında iki tarafın farklı takvim ve ajandaları olur ki bu müzakerenin ruhuna aykırıdır. Nitekim içinden geçtiğimiz süreçte olan da budur.

     

    Barış ve demokratik çözüm konusunda büyük bir olgunluk ve ortak tutum sergileyen Kürt Özgürlük Hareketi sürecin birinci aşaması olarak belirtilen ‘çekilme’yi büyük bir disiplin içinde sürdürerek birinci aşamayı tamamlarken, hükümet meselenin nitelik yerine niceliğine bakarak ve nereden edindiği belli olmayan istihbari bilgiler doğrultusunda henüz gerillanın yüzde 15’inin çekildiğini gerekçe göstererek çözüme yönelik reformlar ve yol temizlikleri konusunda ayak sürüyor. Kürt Hareketi, bizzat Abdullah Öcalan’ın ağzından ikinci aşamaya geçildiğini deklare ederken, hükümet yerinde sayıyor. Bu da çözüm takvimi bağlamında iki taraf arasında önemli bir ‘anakronizma’ya, yani ‘zamansal uyumsuzluğa’ yol açıyor. Kürtler artık masaya bir reform paketi beklerken, hükümet meseleyi hâlâ bir bir çatışmasızlık haline indirgemeye çalışıyor ve güvenlikçi bir anlayış sergiliyor.

     

    İki taraf arasındaki bu ‘anakronizma’ öyle bir durumdur ki, bir süre sonra müzakere masasında samimi olmayan ya da meseleye faydacı, pragmatik bakan taraf bu zamansal kaymadan yararlanarak kendisine yeni bir ajanda yapar.

     

    Kürtler, sadece Kürdistan’da değil tüm Türkiye ve Ortadoğu’da özgürlüğü yeşertecek bir siyasi ve tarihsel vizyonu müzakere masasında ve kamusal alanda tartışmaya açarken, hükümet çözüm takvimini seçim takvimine bağlamış görünüyor ve süreci yavaştan alarak hâlâ seçmen nabzı yokluyor.

     

    Abdullah Öcalan önderliğinin gereğini yaparak sürecin takvimine denk gelen talep ve önerilerde bulunurken, müzakere masasında oluşmuş anakronizmadan yararlanmayı uman hükümet Kürdistan’da Kürt halkının direnişine rağmen karakol, kalekol ve baraj inşaatlarına hız veriyor. Geçtiğimiz günlerde Lice’deki direniş sırasında bir Kürt genci, Medeni Yıldırım asker tarafından vurularak öldürüldü. Süreç hâlâ devam ediyorsa bunun nedeni Kürt halkının Önderliği’ne saygısı ve barış konusundaki samimiyetindendir.

     

    Aslında bu inşaatlar tam da benim dediğim ‘anakronizma’ya, müzakere masasında tarafların bir türlü senkroni tutturamamış olmasına işaret ediyor. Kürtler gerek söylemsel gerekse kurumsal olarak barışı inşa ederken, hükümet savaş yapıları inşa ediyor, korucu istihdamını ve baraj inşaatlarını sürdürerek Kürdistan’ın sosyal ve tabii dokusunu tahrip etme yoluna gidiyor.

     

    Kürtler bir yandan süreci hassasiyetle sürdürürken, diğer taraftan da ‘hükümet adım at’ diyerek müzakere masasında bir senkroni, zamansal eşitlik sağlama çabası içinde olduklarını açıklamış oldular. Hükümetin atması gereken adımlar herkesin malumudur. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in yeni anayasa için tekrar bir girişimde bulunduğu bu süreçte, hükümet Kürtler’in bu taleplerini daha fazla öteleyemeyeceğini bilmeli, öncelikle de sürece ivme kazandırmak için bir reform paketi ile Meclis’e gelmelidir.

     

    Süreç açısından bir diğer hassas mesele ise İmralı koşullarıdır. Müzakere sürecinin sağlıklı yürüyebilmesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşulları değiştirilmeli, kendisinin siyasal ve hukuksal çalışmaları için iletişim olanaklarının önündeki sınırlar derhal kaldırılmalıdır. ‘Hükümet adım at’ kampanyası ile buna paralel olarak sürdürülen ‘Öcalan’a özgürlük’ eylemlilikleri bir ve bütündür. Geçtiğimiz günlerde İmralı’ya giden Mehmet Öcalan’ın Kürt Halk Önderi’nin sağlığına ilişkin yaptığı açıklamalar bütün Kürtleri kaygılandırmıştır. Öcalan’ın sağlığı barış sürecinin sağlığı için birincil önemdedir. Hükümet bu meseleyi ciddiye almalı ve derhal İmralı’ya bağımsız bir tıp heyeti göndermelidir.

     

    ‘Hükümet Adım At’ kampanyası ile Kürtler kendileri açısından müzakere sürecinin ikinci aşamasına geçildiğini ve bu aşamanın gerekleri doğrultusunda bir eylemlilik içinde olacaklarını açıklamıştır. Hükümet oy kaygısı, anket beklentisi ile istediği kadar süreci yavaştan almaya çalışsın, Kürtler barış konusundaki sabırsızlıkları ve muhafaza ettikleri siyasal olgunlukları ile süreci yürütecek ve eylemlilikleriyle hükümeti hareket etmeye zorlayacaktır.

     

    Hepimize kolay gelsin.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları