• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Öğrencileri çok fazla baskı altında tutuyorlar”
    “Öğrencileri çok fazla baskı altında tutuyorlar”
    19 Temmuz 2017 15:22
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     Tanya Deniz İpek, üniversite giriş sınavında Yabancı Dil’de Türkiye 87’incisi, Matematik – Fen’de 264’üncüsü olmuş başarılı, gencecik bir insan. Ve artık Maltepe’nin de gururu. Tanya’nın babası yoldaşım, yol arkadaşım bir sosyalist olan Ali Kemal İpek. Hayat arkadaşı Ayşe İlkay İpek de onun gibi bir aydın. Onların kızlarının eğitimi için nasıl emek verdiklerinin tanığıyım. Tanya ve anne babası ile Beşçeşmeler’de buluştum ve hem bu başarıya nasıl ulaştıklarını sordum hem de Türkiye’deki eğitim sisteminin sorunlarını konuştum:

     2222

    İshak Karakaş- Tanya Deniz İpek, başarınızla sadece aileniz değil, biz Maltepeliler, babanın dostları da gurur duyuyor. Seni öncelikle kutlayayım.

    Tanya Deniz İpek- Çok teşekkür ederim.

    İshak Karakaş- Babanı çok eskiden tanıyorum. Onunla yol arkadaşıyız ve senin eğitimine ne kadar özen gösterdiğinin tanığıyım. Ama elbette başarının esası senin…  Peki, Tanya ne hissediyorsun?

    Tanya Deniz İpek- Aslında rahatlamış hissediyorum. Çünkü bu sınavın stresi bir yıl sürmüyor. 5 yıldır hazırlanıyorum ben. Hazırlık okurken bile insanın içinde bunun telaşı oluyor. Stresli bir dönem çünkü. Çok fazla baskı oluyor üzerinizde.  Çevre, arkadaşlar… Hani genel olarak çevrenin yarattığı baskı çok büyük. O yüzden şu anda rahatlamış hissediyorum. Artık tercih etme aşamasındayız. O yüzden daha iyiyim.

    İshak Karakaş- Sen normalde başarılara alışkın bir öğrencisin. Bu defa farklı mı?

    Tanya Deniz İpek- Yani biraz farklı çünkü şimdi hani, kanıt var elinizde. Okul sınavlarında başarılı olmakla üniversite sınavında başarılı olmak farklı şeyler. Çünkü üniversite sınavı sadece çalıştığınız şeyi gösterdiğiniz bir sınav değil. Psikolojik anlamda kendinizi hazırladığınızı da gösteriyor.  Mesela yeterince çalışmış olabilirsiniz, hazır hissediyor olabilirsiniz ama psikolojik anlamda kendinizi ayarlayamadıysanız, psikolojinizi hâlâ kontrol edemiyorsanız yine de başarısızlık yaşayabilirsiniz. O yüzden bunu kontrol edebildiğimi için mutlu hissediyorum kendimi.

    İshak Karakaş- Bu başarıyı elde etmende sence en etkili faktör ne oldu?

    Tanya Deniz İpek- Ailem.

    Ali Kemal İpek- Anne.

    İshak Karakaş- (Gülüyor.) Anne mi baba mı?

    Tanya Deniz İpek- Annem sürekli yanımdaydı yani. Babam dışarıdan destek oluyordu. Öyle…

    DSC_0018

    İshak Karakaş- Ama baban da çok mutlu oldu. Sosyal medya aracılığıyla da bu mutluluğunu paylaştı. Biraz da babanın katkısı vardır mutlaka ya! Ben de üç çocuk okuttuğum için, bir baba olarak bunu tahmin ediyorum.

    Tanya Deniz İpek- Şöyle şimdi… Mesela ben ders çalışıyorum. Akşam geç geliyor zaten. Zaten yorulmuşum böyle, “Hala ne çalışıyorsun?” diyor. “Baba işte şu konuyu” diyorum. “Ha ben o konuyu çok iyi biliyorum” deyip beni güldürüyor.

    İshak Karakaş- Yardımcı oluyor mu o zaman sana?

    Tanya Deniz İpek- Tabii. Bir kere soru sormuştum, çözmüştü. Kendisi çok mutlu olmuştu o zaman (Gülüyor).

    İshak Karakaş- Kendin için nasıl bir kariyer öngörüyorsun?

    Tanya Deniz İpek-  Ben bu zamana kadar hep mimarlık istemiştim ama şöyle bir şey var… Mesela ortaokulda iken yine sınava girmiştim. O zaman GalatasarayLisesi’ni çok istiyordum. Sınavları iyi yaptığınız zaman dershanede şöyle söylüyorlar; “A, bu kız birinci olur, Galatasaray’ı kazanır.” O zaman Galatasaray’ı kazanamadığımda çok üzülmüştüm. Sonra dedim ki “Bu sefer kendime aynısını yapmayacağım…” Sonuçta ben Boğaziçi’ni kazanacağım, Koç’u kazanacağım; diye bir hedef koymadım kendime. Bir hedef koysaydım baskı altında hissedecektim. Aynı şeyi,  tekrar yaşayabilirdim. O zaman dedim ki “Severek yapabileceğin şey mimarlık!” Mimarlığın puanı o kadar yüksek değil, beni strese sokmayacak bir şey. O yüzden dedim ki “Mimarlık okurum.”Hep bana sorduklarında “Mimarlık okuyacağım,” diyordum. Annem mimar; onda her şeyi gördüm. Bir bina nasıl yapılır, iç dekorasyon nasıl yapılır, işte inşaattan önemli olan şeyler nelerdir,hangi stres ve zorlukları var? “Bunların hepsini yapabilirim,” diye düşünüyordum. Sonra sınava girdim. Sınava girdiğimde kendimi baskı altında hissetmediğimden daha yüksek bir puan yaptım. Beklediğimden demeyeyim de bunu yapacak kadar çalışmıştım, hazırlanmıştım. O yüzden hani yüksek bir puan geldi. Çok fazla seçenek çıktı önüme şimdi. İşte Boğaziçi Elektrik-Elektronik var, Koç Elektrik-Elektronik veya Cerrahpaşa Tıp var. Şu an hepsini seçebilirim. Biraz bakış açım genişledi gibi düşünüyorum. Sadece mimarlık vardı önceden. “Ben bunu yaparım,” diye düşünüyordum ama önümde şimdi çok seçenek var. Onları da yapabilirim gibi geliyor. Bu yüzden düşünmeye başladım. Bizim okuldan mezun olup Boğaziçi’nde okuyanlarla konuştum. Kuzenim bilgisayar okuyor. Onu bayağı darladım bu konuda. Sonra baktım elektronik elektrik de bana uygun bir meslek. Zaten matematik, fizik seviyorum. Bir de elektrikelektronik aletlere de ilgim var. Hep “Nasıl çalışır?” diye merak ediyordum. Hiç araştırma fırsatım olmamıştı. O zaman fikrimi değiştirdim ve şimdi elektrik elektroniği seçmeyi düşünüyorum.

    DSC_0026

    İshak Karakaş- Bu kesin kararın yani?

    Tanya Deniz İpek- Evet aynen…

    İshak Karakaş- Daha önce hangi okullarda okudun?

    Tanya Deniz İpek- Ben Pendik’te Orhan Sinan Hamzaoğlu İlkokulu’nda okudum. Sonra Kadıköy Anadolu’ya başladım. Oraya başladığımda şöyle düşünmüştüm; “Burada benim için 300 insan var. Çok kalabalık bir okul. Nasıl burada başarılı olabilirim?” Ama sonra baktım ki, Kadıköy Anadolu’daki insanların çocuğu çalışarak ve benim gibi emek vererek gelmiş. Ne denir, daha radikal düşünceleri var insanların. Yeni düşüncelere kapalı değiller. Mesela siz farklı bir şey yaptığınızda “Sen niye böyle yapıyorsun? Böyle yapılır mı hiç?” demiyorlar. Seni öyle kabul ediyorlar. Dalga geçmek değil de seni gülümseyerek mutlu bir şekilde kabul ediyorlar. Oradaki öğrenciler birbirinden çok farklı. Benim sınıfımda çok farklı özelliklere sahip bir sürü arkadaşım var ama daha güzel bir ortam oluşuyor. Herkes kendi farklılıklarını yansıtıyor. O okulda çok mutluydum. Bazı arkadaşlarım vardı, onlar gezmeye eğlenmeye daha meraklıydılar. Bir parça onlara katılarak ben de o yönümü geliştiriyordum. Ya da onlar benden “Tanya ya, biz şunu yapamıyoruz. Nasıl yapılır? Nasıl ders çalışalım?” diye öneri alıyorlardı. O yüzden fikirlerinizi paylaşabileceğiniz çok insan var ve oradaki insanlar birbirine çok şey katıyor bu anlamda. Babam orayı çok istemişti ama o zaman ben anlamamıştım niye bu kadar istediğini. O okuldan mezun olduğum için çok mutluyum gerçekten. Belik oraya değil de başka bir okula gitseydim sadece ders düşünen, daha kapalı bir insan olabilirdim ama öyle olmadı. Zaten okulun konumu gereği de kendinizi kapatamıyorsunuz. Mesela sıkılınca “Hadi ya, çamlığa gidelim, bir deniz görelim” oluyorsunuz. Bu çok büyük bir avantaj; deniz var, ağaçlar var. O yüzden uzaklaşmak istediğinizde kaçabileceğiniz yerler var en azından okul dışında. Kadıköy Anadolu bana çok şey kattı. Şimdi de Boğaziçi’ni düşünüyorum. Çünkü kültürel ortamı Kadıköy Anadolu’ya çok benziyor. Kadıköy Anadolu gibi kulüpleri var. Boğaziçi de KadıköyAnadolu gibi insanlar arasında etkileşim sağlayan bir okul. O yüzden orada mutlu olacağımı düşünüyorum.

    İshak Karakaş- Sen aydın bir baba ve anneni kızısın. Anne babanın tutumu sınav öncesinde nasıldı?

    Tanya Deniz İpek- Ya, annem babam bana bu konuda çok baskı yapmadılar. Zaten genelde  “Bunu da seçebilirsin?” diye seçenek sundular. Yani öğrenciye şey yapmamalı aileler, “Sen doktor ol, sen hukuk oku, sen avukat ol, sen hâkim ol!” Böyle şeyler söylemeleri çok yanlış. Çünkü o zaman siz de “Annem babam böyle istiyor. Bunu mu olsam acaba?” diye bir duyguya kapılıyorsunuz. Bence bunu yapmamaları lazım. En önemli gördüğüm şey bu. Bir öğrenci başarısız olduğunda “Çalışmadın, yapamadın! Senin hatan!” demek çok yanlış, onun yerine “Neden öyle olduk ki? Düzeltebilirsin. Bu sene de böyle olsun” demeleri, daha motive edici şeyler söylemesi gerekiyor bence.

    DSC_0015

    İshak Karakaş- Şimdi ne yapacaksın? Önündeki birkaç ayı nasıl geçireceksin?

    Tanya Deniz İpek- (Gülüyor) Bu birkaç ayı nasıl geçireceğim? Yani şöyle oldu, çok fazla planım vardı bu yaz için. Belki arkadaşlarla tatile giderim, diye plan yapıyordum ama öyle olmuyor. Üniversite sınavı bittikten sonra her gün bir şeyler yapıyorum, çok doluyum ama teknik olarak elle tutulur hiçbir şey yapmadım. Zaman çok çabuk geçiyor. O yüzden ne yapacağımı bilmiyorum. Bir sürü plan yaptım. Onların hepsi havada şimdi. Aslında ben Korece öğrenmek istiyorum.

    İshak Karakaş- Neden Korece?

    Tanya Deniz İpek- Bilmem, çok seviyorum. Yani kendime yakın hissediyorum. Dizilerini izlemiştim tesadüfen.  Türkçeye çok yakın ses heceleri, sesleri falan… Yakın hissettim.  Korece öğrenmek istiyorum. Boğaziçi’ni tercih etmemin sebeplerinden biri de bu. 21 tane dil olanağı sunuyorlar. Sınıfta ders alabiliyorsunuz. Mühendislikler için öyle değilmiş, çok zor veriyorlarmış. Ama yapabilirim herhalde. İkna edebileceğimi düşünüyorum oradakileri. Öğrenmeye çalışacağım. Alfabesini bir arkadaşımdan öğrendim. İngiltere’ye gittiğimde “Sen bayağı biliyorsun, ben sana öğreteyim” diye deftere yazarak alfabesini öğretmişti. Biraz yazıp biraz okuyabiliyorum. Kendimi geliştireceğim o konuda.

     

    İshak Karakaş- Sen çok yetenekli birisin. Mutlaka öğrenirsin. Korece de öğrenirsin, Çince de öğrenirsin (Gülüyorlar). Şimdi babana, Ali Kemal’e sorayım. Ali Kemal, bu sonucu duyduğunda ne hissettin?

     

    Ali Kemal İpek- Stresli bir süreçti.  Yani Tanya mutlu olduğu için mutlu oldum.

     

    Tanya Deniz İpek- Biz sonucu şeyde öğrendik, bir türlü açıklamıyorlardı. Akşama kadar ayılıp bayılıyordum evde. “Dışarı çıkalım, herhâlde 12’ye kadar bekletecekler” dedik. Böyle yürüyorduk,  telefonu elime aldım “Açıklanmamıştır ama yine de bakayım” dedim. Gördüm, 2017 sınav sonuçları açıklanmış. Annem babam çığlığı bastılar sonucu duyunca. Bayağı, herkes bize baktı.

     

    Ali Kemal İpek- 87’yi görmüştük. Benim içimde şöyle bir eziklik hep vardı. Tanya verileni alan bir çocuk. Bu ülkede yüzlerce binlerce çocuk verileni alabilen çocuklar ama Tanya’nın imkânlarına sahip olamadılar. Çünkü büyük bir eşitsizlik var eğitimde. Şimdi düşünün, Şırnak’taki bir çocukla Tanya aynı sınava giriyor ve aynı sorular soruluyor. Sorun bu sistemin herkese eşit olmaması… Sistem herkese eşit olmalı. Mutluluk duydum ama bu anlamda yine de bir eziklik var içimde.

    İshak Karakaş- Bir sosyalistin böyle düşünmesi normal.

    Tanya Deniz İpek- (Kahkaha atıyor.)

    Ali Kemal İpek- Öyle ama gerçekten…

    İshak Karakaş- Tanya’yı yetiştirirkenen çok neye dikkat ettiniz?

    Ali Kemal İpek- Dürüst bir insan olmasına…  Daha çok anne odaklı oldu. Anne yetiştirdi yüzde 90 oranında. Ben ilkokul 4’ten itibaren kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalıştım. Sonra ortaokul 3’e gelince günlük gazete okuma alışkanlığı kazandırmayaçalıştık. Tabii kitapların ve gazetelerin niteliğini tahmin ediyorsunuzdur. Bunun çok etkisi oldu. Zaten böyle yetişmesini istiyordum Tanya’nın. Dünyaya açık… Ama yetişme konusunda yüzde 90 annenin etkisi var.

    Ayşe İlkay İpek-  Anne baba arasındaki iletişim de çok önemli. Birlikte karar verdiğimizde bir şeye, eşimde hep destekledi. Onun desteklemesi çok önemli. Anne baba arasında birliktelik, aynı düşünme, iletişim…Hepsi bir bütün bence.

    DSC_0029

    İshak Karakaş- İngiltere’ye gittiğinde çok özlediniz mi Tanya’yı, İlkay hanım?

    Ayşe İlkay İpek– Özledik tabii ama yurt dışına gitmek arzu ettiği bir şeydi, çok istiyordu. Hani kendi sevdiği bir şeyi yaptığı için bir parça özlüyorsunuz ama öbür taraftan da mutlu oluyorsunuz. Tatlı bir özlem diyebilirim. Üç yıl üst üste Londra’ya gitti.

     

    İshak Karakaş- Ben bu soruyu Ali Kemal’e de sormuştum ama Ali Kemal çok politik bir cevap verdi. Bu soruyu size de sormak istiyorum. Sonucu duyduğunuzda siz ne hissettiniz bir anne olarak?

    Ayşe İlkay İpek- Hani böyle çok sevindirik olmadım çünkü dişiyle tırnağıyla, gerçekten basamakları teker teker çıkarak o zirveye ulaştı. Sevindim ama hep gözümün önünden film şeridi gibi o emekleri,gece yarılarına kadar çalışmaları geçti. İşte böyle hep bir rekabet ortamında… Tabi işin bir de şey boyutu da var; arkadaşlarıyla dost ve arkadaş olamıyorlar ne yazık ki… Hepsi aynı seviyede, hepsi aynı kapasitede çocuklar ve hep bir rekabet ortamı vardı. Benim gördüğüm öyle idi. Yaralamalar, gagalamalar… Onu, yaşarken öğreniyorsunuz. Hakikaten bu işin ayrı bir boyutu… Onları böyle bir gözümün önünden geçirip sevindim çok sevindim… Ama böyle çok da şey olmadım “A, benim kızım neymiş falan!” Hani öyle de olmadım açıkçası.Evet, burada büyük yük benim üzerimdeydi ama eşim bana çok yardımcı oldu. Bir kararaldığımızda hep bizi destekledi. İşte bir şey yaparken hep birlikte yaptık. Bir yere gidilecekse birlikte gitmeye, yapmaya özen gösterdik. Hafta sonlarını bize ayırdı mesela. Bütün hafta birlikte olamıyoruz ama diyelim ki, pazar günü yarım gününü bize dolu dolu ayırıyordu. Bu Tanya’yı mutlu ediyordu. Bütün bir haftanın kritiğini yapıyorduk. Kitap okuma konusunda gerçekten babasının çok büyük desteği var. Kitap seçerken… Bir de mesela biz gazeteyi ben böyle halının üzerine açıyordum, ev derli toplu olsun diye bir derdimiz olmadı. Gazeteyi özellikle açıyordum, geçerken bir basıyor geçiyor, iki basıyor geçiyor, üçüncüsünde bir şey dikkatini çekiyor. Dördüncüsünde biraz daha okuyor. Beşincisinden biraz daha okuyor, derken gazeteyi bayağı bayağı okumaya başladı ve bu alışkanlık hala sürüyor bizim evde.

     

    İshak Karakaş- Bundan sonra sınava girecek çocukların ailelerine tavsiyeleriniz nedir?

    Ayşe İlkay İpek-Evet, anne baba birlikteliği çok önemli. Aynı dili konuşmak çok önemli. Aynı pencereden bakmak çok önemli. Tabii,  farklılıklar olacak ama onları böyle hoşgörüyle, sevgiyle karşılamak çok önemli. Çocuğa uygun zemini hazırlamak çok önemli. Yani çok paranızın olması gerekmiyor. Mutlu bir aile, huzurlu bir aile yeterli, diye düşünüyorum. Ondan sonra da evet, kitap okumak, gazete okumak, gezmek, ailece birlikte yiyip içip, sohbet edip kritik yapabilmek olaylarla ilgili.

     

    İshak Karakaş- Peki, Türkiye için nasıl bir gelecek istiyorsun Tanya?

    Tanya Deniz İpek- Yani Türkiye’de şimdi eğitimin geleceğini çok iyi görmüyorum açıkçası. Öğrencileri çok fazla baskı altında tutuyorlar. Sanki her şey bir sınavdan ibaretmiş gibi… Bir sınava giriyoruz herkes nefret ediyor. Şuradan bir öğrenciyi çekin sorun, “Üniversite sınavı mı?” falan yani (Yüzün buruşturuyor)… Çalışıyorum, hazırlanıyorum diye kimse bunu mutlu bir şekilde dile getiremez. Bu tamamen sistemin yarattığı bir baskı. Bence Türkiye’nin bundan kurtulması lazım. Bir öğrenci neyi istiyorsa onu yapabilmeli. Bu sadece sınavdan ibaret olmamalı. Mesela birinin karakteri, yeteneği doktor olmaya çok müsait ama sınavda puanı tutturamadığı için olamıyor. Mesela benim puanım Tıp’ı tutuyor ama ben iyi bir doktor olamam. Bu çok yanlış bir şey bence. İnsanların yetenekleri doğrultusunda yol izlemesine olanak tanınmalı ve ben Türkiye’de bunun sağlanmasını çok isterim.

     

    İshak Karakaş- Sınava girecek gençlere tavsiyen nedir?

    Tanya Deniz İpek- Ya, çalışmak işin yüzde 80’ini oluşturuyor. Bunun dışında hani, öğrencileri psikolojik olarak hazırlamaları için velilerin bu konuda bilgilenmeleri lazım. Hani üniversite sınavı nedir, üniversite sınavına nasıl hazırlanılır? Böyle bir durumdaki öğrenciye nasıl davranılması gerektiğini öğrenmeleri lazım. O yüzden önce kendileri bilgilensinler bu konularda. İnsan kendi psikolojisini nasıl düzenleyebilir,  kimden yardım alabilirler? Bunları öğrensinler. Onun dışında çalışmak…  Ve kendilerine inanmaları gerekiyor çalışırken… Çünkü eğer kendinize inanmazsanız, şüphe duyuyorsunuz. Şüphe duyduğunuz anda ipin ucu kaçabiliyor. Mesela bir soruyu çözerken “Yapamayacak mıyım acaba?” dediğiniz anda bitmiştir yani. Tamamen “Ben bunu yaparım. Neden olmasın? Daha önce de yaptım,” şeklinde kendilerini yönlendirmeleri daha iyi olur bence.

    İshak Karakaş- Sana başarılar diliyorum.

    Tanya İpek-Teşekkür ederim.

     

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler