• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Oğul

    Ortanca oğlumun doğum günü akşamında buluştum Sami Elvan ile. Okmeydanı’nda bir kebapçıda yutkunmakta zorlanarak birer tas çorba içtik Sami Bey’le. “Bey” demem tuhaf kaçacak: Sami Yoldaş ile. Okmeydanı’na giderken yolda, metrobüste oğlumu aradım. “Ben biraz gecikeceğim, pastayı kesmek için beni beklersiniz herhalde” dedim. Berkin’in babası ile söyleşi yapmaya gittiğimi söyleyemedim. Oğlumu bilirim, o pasta boğazından geçmez sonra.
    O telefondan sonra Sami Yoldaş’la empatim iki kat arttı. Evlat acısı tahayyül sınırlarımı aşıyor, sonra da kendimden utanıyordum, ne çok babaya bu devletin evlat acısı yaşattığını düşündükçe.
    Sami Elvan’a soru sorarken sesim kısılıyor sanki. Bana Berkin’i anlatmasını çekine çekine rica ediyorum. Kaybettiği oğlundan bahsederken, kendi oğullarımı düşünüyor ama hiç söz etmemeye karar veriyorum.
    Daha 15’inden gün almıştı Berkin. Kendi çocuklarımın 15’inci yaşlarındaki halini düşünüyorum. Ne kadar küçüktüler daha. Zaten hangi çocuk kaç yaşında büyür ki babasının, anasının gözünde.
    Ama bu devlet ne çok babaya, ne çok anaya o yaşını bile göstermedi çocuklarının.
    Bunca ana babanın ahıyla nereye kadar hüküm süreceklerini sanıyorlar?
    Sami Yoldaş anlatıyor. Berkin’in boyu onu geçmişmiş. İşten çıktıklarında annesiyle, babasıyla buluşur, elini ikisinin omzuna atarmış da, öyle gezerlermiş.
    Benim oğullarımın da boyu beni geçti. Ufak oğlum da geçti galiba benim boyumu. Bunu düşünüyor, yine susuyorum.
    Sevinmekten, bir an olsun mutlu olmaktan utanır hale gelmişiz bu ülkede.
    Büyük oğlum geçen sene Şemdinli’de hekim olarak askerlik yaptı. Şimdi onun da bir oğlu var. Arjen adı. Üzerine titriyoruz ailece. Büyük oğlum döndüğünde de sevinememiş, sevinsem de dışa vuramamıştım.
    Hep bir burukluk oluyor içimizde.
    Pazartesi akşamı, Sami Yoldaş’ın yanından ayrılıp eve döndüğümde kapıyı ortanca oğlum Uğur Azad açtı.
    Büyük oğlum Umut Welat da gelmişti. Küçük oğlum Ufuk Amed de evdeydi. Uğur Azad’ın pastasını hep birlikte kestik. Onlara baktım bir kez daha. Dileğimiz onurlu barıştı.
    Evet, biz babalar bu barışı, ama onurlu bir barışı kurban etmeyeceğiz bu eli kanlı devlete, bu para ve iktidar hırsından gözü dönmüş hükümete.
    Kulağımız bu yüzden hep İmralı’da, Kandil’de.
    Bizim derdimizi onlar anlar.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları