• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Okullar, komünler

    Devletin Kürtçe’yle ne kadar uzun zamandır bir derdi olduğunu biliyoruz. Cumhuriyet tarihi boyunca devlet Türk ulusunu toplum mühendisliği yoluyla inşa ederken Kürtler’i asimile etmenin yolunun ona dilini unutturmak olduğunu çok iyi öğrenmişti ve bunun için Türkçe eğitim seferberliklerinden en ağır şiddet uygulamalarına kadar bir çok yöntemi denedi ama başaramadı. Yakın tarihten bir örnek verecek olursak Diyarbakır 5. No’lu zindanında anadilinde birkaç cümle söyleyebilmek için insanların uğradığı işkencelerden söz edebiliriz.
    Ama bütün bunlara rağmen Kürtler anadillerini unutmadı ve böylelikle Kürtlüklerini de unutmamış oldular. Kürt Özgürlük Hareketi’nin her zaman ana gündem maddesi Kürtçe’nin özgürlüğü oldu. Demokratik Özerklik kavramının en önemli ayağı ise anadilde eğitim talebiydi.
    Bunlar herkesin malumu. Ancak bu ders yılının başlangıcında bir hafta boykot kararı alıp çocuklarını MEB’in okullarına göndermeyen Kürt halkı, bunun yanı sıra bir de tarihi adım attı ve oluşturduğu komünler aracılığıyla üç pilot bölgede, Diyarbakır, Şırnak ve Yüksekova’da anadilde eğitim veren üç ilkokul açtı. Bu aynı zamanda Kürtçe’ye seçmeli ders olmayı bahşeden hükümetin bu aşağılayıcı tavrına bir cevaptı.
    Bu yazıyı yazdığım saatlerde Diyarbakır Valiliği hayatın gerçekleri ve Kürtler’in özgürlük mücadelesinin geldiği aşamayla bağdaşmayan bir 42. madde ile Bağlar ilçesindeki okulu mühürledi.
    Şırnak ve Yüksekova’daki okullar için de kapatma kararı alınmış durumda.
    Devletin bu okulları kapatmasının nedeninin sadece Kürtçe’nin Kürtler’in toplumsallığı açısından taşıdığı önemi iyi bilmesi olduğu kanaatinde değilim.
    Bence devlet okulların kuruluş biçiminden de ürkmüş olmalı.
    Abdullah Öcalan’ın Kürt halkına demokratik özerklik vizyonu kapsamında önerdiği komünler Kürdistan coğrafyasının her yerinde oluşturuluyor ve hızla yaygınlaşıyorlar.
    Bugün Kürtler bu komünler aracılığıyla hem radikal demokrasi hem de özyönetimi pratikleştirirken kendi kurumlarını da kuruyorlar.
    Bir halk ülkesini yeniden inşa ederken, bunun merkeziyetçi devlet mekanizmasına ihtiyaç olmadan yapılabileceğini gösteriyor. Hem Türkiye’ye hem Ortadoğu’ya.
    Rojava’da da bu komünler bir yönetim modeli olarak epeydir rüştlerini ispat ediyor.
    Kürtler bu komünler aracılığıyla herhangi bir ulus devlete değil ulus devlet kurumunun kendisine meydan okuyor.
    Komünler ile Kürtler eğitimden sağlığa birçok sosyal hizmeti devletsiz gerçekleştirme yoluna girmiş durumda.
    Tarımdan sanayiye bütün üretim sektörlerinde de kapitalist sömürü ve çevre düşmanı teknolojiler bu komünler ile yenilecek.
    Bugün devlet Kürt komünlerinin kurduğu okulları kapatabilir, başka yapılara da saldırabilir ama halk bir kere kapitalist ideolojinin unutturmaya çalıştığı ‘komün’ kavramını ve komünal yaşam biçimini hatırladı ve hatırlattı.
    Bir kere kendi kendini yönetmeyi öğrenmiş bir toplumu yeniden devletin tebası haline getirmek pek kolay olmaz.
    Kürt halkı 21’inci yüzyılın sosyalizmini demokratik modernite kavramsallığında inşa ediyor.
    Devlet, sosyalizm ve özyönetim ile aşılıyor ve özgür toplum doğuyor.
    Devletin de hükümetin de korkuya kapılıp saldırdığı sadece Kürtler’in eğitim kurumları değil, Kürt devrimi, sosyalizm ve radikal demokrasidir.
    Bir kez daha anlaşıldı ki bu ülkede demokratikleşmenin öncü dinamiği Kürtler’dir.
    Bu dinamiğin yanında yer almak bu ülkedeki tüm halklara kazandırır.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları