• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Ölü çocuklar ülkesi

    Savaşlarda vandalizmin şiddet ruhu azgınlaşır önce insanların vicdan iç gözlerini kör eder hınç-asit-barut kini ile yakar. Toplum içindeki sanal bireyin yüreğini ele geçirir, onu kirli emelleri için kullanır, kendisini “olağan” kılar, sadistçe can alır-kan akıtır.

    Ülkemizde egemenlerin çıkarları için yürütülen iç savaş on binlerce çocuğu öksüz bıraktı, dünyalarını-hayallerini yıktı, beraberinde toplumun zihin-bilinç ve vicdanını da felce uğrattı. Biz-öteki ayrımı yapmaksızın bu dullar ve yetimler ülkesinde toplumsal vicdan neden ölesiye suskun sorumluluk almaktan uzak olup bitene kayıtsız-basiretsiz duruyor. Sanki bu toplumun ruhu çekilmiş gözleri fersiz ötekiye ölü bakıyor.

    Bu ölü çocuklar ve dul kadınların ülkesinde savaş günahından toplum olarak nasıl etkileneceğiz şimdi ve sonra geri dönüşümü bize ne olacak? Bu ateş düştüğü yeri tek yakmayacak elbette, geleceğe ekilen kin-nefret-şiddetten er ya da geç bu toplumda nasibini fazlasıyla alacak. Hiçbirimiz masumu değiliz bu savaşın. Çok geç olmadan komadan ayıltılmalı bu gaflet ölü vicdanlar ülkesi.

    Şu an Türkiye öldüren soğuk komediler-ironik trajediler ülkesidir. Komedi burada; güldürmüyor, trajik öldürüyor ve herkes vicdansızlık komedisinde figüran tepkisiz olup biteni seyir ediyor, masum çocuklar hayallerinde vuruluyor, herkes oturmuş vicdanını yiyen vandallığı kutsuyor ve yazık ki bu kirli savaşta toplum vicdanını yemeye devam ediyor.

    Bu Ülkede ağlama sesi kanayarak çığlığa-ağıt seline dönüşmüşse ve bu içsel tepkisiz nedenlere dayandıkça dışsal isyan tufanlara gebe demektir.

    Despotizm kaderimizi kendi diktasının kurumlaştırmak için gasp etmeden ona dur diyebilmeliyiz On milyonlarca barış havarisi alanlara çıkıp ülkeyi savaş rejiminden kurtarmalıdır. Bir şahsın ihtiraslarından bu ülkenin barış hayallerinin çok daha büyük olduğunu gösterebilmelidir.

    Cesaret etmek inanmaktır kendine-topluma aynı zamanda varoluşuna öz saygı-erdem borcudur kişinin, özgüven yaratan mekansal-zamansal algının refleksidir aynı zamanda cesaret yaşama hayasızca yönelişlere sarsılmaz bir siperdir, toplumsallığın yüklediği sorumlulukla zoru kırmak iradeleşmenin bedende-ruhta-eylemde dışa vurumudur, bilinçli-toplum yararına gösterilen varoluşsal reflekstir, cesaret toplumun erdemli-onurlu duruşunun ifadesidir bir yönüyle.

    İnsan kendi vicdanında yaşadığı toplumun ruhunun fotoğrafını çekebiliyorsa insandır, toplumda kendi vicdanının objektif fotoğrafçısı olmak basiret işidir.

    Ayağa kalkarak zulüm karşısında çaresizlik duygusunu cesaretimizle aşabilmeliyiz. İlacımız cesur öncülerin dik duruşu ve sokaktan gelen halklarımızın öz gücü olacak. Ölüme karşı yaşamı savunan iç gönül gözlerinin beslediği bakış açısı-mücadele bu hayati süreçte topluma karşı sorumluluğunu yerine getirecektir.

    Demokratik Barış siyasetinin sessiz tabanı milyonlarcadır, rejim bu potansiyeli susturmak için barışın siyasal çözüm odaklarına saldırıyor, tarafsız haber alma haklarını gasp ediyor, onları öncülükten düşürmek için çocukları-kadınları-insanları öldürülüyor, korkuyla-mafyayla-şiddeti-savaş tırmandırılıyor.

    Bari yaşatamadık ana karnında vurulanları. Öksüz kalan çocuklarımıza, dul kalan kadınlarımıza etkin bir barışla kefaretimizi ödeyelim ki yüzlerine bakabilecek yüzümüz olsun.

    Bu hayati süreçte zulmün karşısına dikilen mücadeleci etkin bir barış cesareti toplumsal birlikteliğin en büyük silahıdır-güvencesidir. Bakın Dikta rejimi siyasal çözüm alanını Sur’da, Cizre’de dinamitliyor, meclis işlevsiz bir noter katipliğine indirgenmiş durumda bu da baharda büyük bir iç savaş olasılığı yaratıyor. Yığınsal kamusal alana çıkmakta gecikirsek Enver paşa rejimi ülkeyi yakacak.

    Cesaretimize, gelecek hayallerimize güvenelim, barış savaştan büyüktür, bizler birin diktasından büyüğüz!

    “İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu bağırmaya zorlayan acıdan çok daha ağırdır.”

    Furuğ Ferruhzad.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları