Kahvehaneler bir ömürdür. Bir kulak verseniz derdine bir köşeye çekilmiş, çaydan bir yudum, sonra sigaradan derin bir nefes alanın, genç ya da ihtiyar, hepsi bir ömürdür. Bir ömürdür anlatacakları.
Ama kahvehaneler kulak misafiri oldun mu da “bir ömür”dür tam ortadaki masaya yerleşmiş birbirlerine sataşan, birbirlerine yarenlik eden ihitiyarların neşesine, neşeyle şakalaşmalarına. Bir ömürdür hepsi bu ihtiyarların. Bir ömür ve birbirlerine tanık ömürler bir mahalle kahvehanesinde, bir semt kahvehanesinde. Kahvehane bir ömürdür. Bir ömürdür onlar için bu kahvehane.
Kahvehaneler bir ömürdür.
Çocukken, annenin talimatıyla gidip, utana sıkıla ya da çekine çekine girdiğin, babanı artık eve çağırdığın, bu sırada acilen büyüme ihtiyacı hissettiğin kahvehane.
Belki de rüzgarlı bir sevinçle çıktığın kapısından, babandan harçlığı kaptın mı. Şimdilik çocukluğun tadını çıkarma, nasılsa bir gün büyüyeceğin kararı ile koşarak uzaklaştığın bir ömür noktasıdır kahvehane.
Ergenlik sivilceleri yüzlerinizden ele verirken sizi henüz, mahallenizin, semtinizin biraz uzağında ya da okulunuzun yakınındaki, artık iyice dadandığınız kahvehanenin sahibi ya da çaycısının size olan davranışı ölçüsünde boyunuzu, posunuzu ölçüşünüz sonra. Dünya karşısında kendinizi ölçüşünüz. Bir ömür ölçeğinde boy ölçüşüşünüz hayatla. Kahvehaneler ömür ölçekleridir. Ömür boyu ölçekleri.
Kahvehaneler bir ömürdür. Bir ömür kadar sürerler. Bir ömür kadar süreklidirler. Bir ömür kendini kahvehanelerde törpüler. Bir gün kaçana kadar bir ömürden. Birisi. İçinizden birisi. İçimizden birisi. Bazen kahvehaneler tenha ya da bir kaç saatliğine kapalı olur. Bazen kahvehanelerden topluca cenazelere gidilir çünkü.
Kahvehaneler ömürlerle ölçülür. Herkes kahvehanesini ömrüyle ölçer, ömrüyle tanımlar, ömrüyle tanır.
Kahvehaneler, buğulu camlı mutfak raflarına ya da ışıklı esnaf lokantası vitrinlerine dizili konserve kavanozları gibidir bazı semtlerde, bazı kentlerde. Işıklarını yaktılar mı. Pencerelerini parlattılar mı.
Dışarıda ömürler heder olurken günlük maişet derdinin peşinde, ömürler, genç ya da geçkin ömürler muhafaza edilir kahvehanelerin camlarının ardında. Pencere camlarının ya da çay bardağı camlarının ardında. Sanki ömürler muhafaza edilir kahvehanelerde, kendini muhafaza eder gündelik hayatın ömür törpüsünün tekdüze gidiş ve gelişleri karşısında. Kahvehaneler alternatif bir monotonidir bir ömür boyunca.
Ömrünün son deminde kahvehaneye gider bir emekli. Orada, ahalinin arasında, her yaştan kahvehane müdavimlerinin arasında, mahallelilerinin arasında kendine bir yer edinip, yaşına saygıya binaen hem de ağır bir konum edinip, hayattaki yerini, konumunu yine de muhafaza eder. Artık satış değeri olmayan bir işgücü olsa da dışarıdaki hayatın, kahvehanenin camlarının önünde akıp giden hayatın içinde.
İşsizler, kalıcı ya da geçici mağlubiyetlerin ardından kahvehaneye gelen görece genç adamlar da burada muhafaza ederler kendilerini. Kahvehanelerde bir anlam kazandırırlar ömürlerine. Kimse horlamaz işsizleri, işgücü olarak pazarda kendilerine alıcı bulamamış gençleri kahvehanelerde. Ne yaşıtlarından ne de büyüklerinden yara alırlar.
Kahvehaneler pazarın, piyasanın yollara ya da sokağa düşürdüğü insanları da muhafaza eder. Sabahçı kahvehanelerinde sabahı ederler onlar. Her sabah yeni bir umuttur kahvehanelerde. Kahvehanelerde ömrün her sabahı bir umuttur.
Kahvehaneler bazı semtlerde ve bazı kentlerde yıkıcı bir değişimin karşısında eski ömürleri, ömrünü muhafaza eder o kentin, o semtin.
Geleneksel mahalle hayatı, hatta geleneksel aile hayatı, her sabah çay ocağının yakılması, sobaya odun atılması gibi yeniden üretilir bu kahvehanelerde her sabah.
Gençlerin ihtiyarlara saygıda kusur etmediği, ihtiyarların gençlerinden koparılmadığı, ömürler hiyerarşisini, herkesin yaşadıkça, nasıl yaşadıysa yaşamış olsun bu ömrü, sadece yaş aldıkça yer aldığı, yer bulduğu bir hiyerarşiyi, her sabah yeniden koyar kahvehaneler çekirdek aile, huzur evi çağcıllığının karşısına.
Kahvehaneler ömürlere, bir ömre anlam kazandıran o bir şeyleri, dünyayı hatta, ya da hiç olmazsa ülkeyi değiştirme, daha iyi bir yer kılma çabası içinde kavga gürültü tartışılan geleneksel sivil toplum örgütlenmelidir bir yandan da.
Seçimler yaklaşırken teşrif eden oy avına çıkmış profesyonel politikacıların nazikçe kulak ardı edilip nazikçe kapı dışarı edildiği kahvehanelerde siviller birbirleriyle kaldıklarında ihtiyarlar deneyimlerini aktarırken gençlere, gençler de dünyadan umut verir ihtiyarlara.
Kahvehanelerin tevazusuna ve mümkün mertebe rahat bırakılmasında uzlaşılmış olmasına güvenerek, toplantı yapar bir masada örgütlü gençler.
Kahvehanedeki çoğu ihtiyarın burun kıvırdığı gazeteyi sabah başlayıp öğlene kadar hatmeden akça pakça bir ihtiyar o gençlere bakarak ömrünün heder olmadığını düşünür.
Onlara bakarak ömrünü yeniden tasdik eder.
Kahvehaneler: “Kahveye çıkıyorum” denilerek gidilen yerler. Kahveye çıkarak ömre girilen.







