• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Ortak Emeğin Ürünü Etkinliklerimiz…

    Bu hafta Viyana’da yapılan bir etkinlik üzerine yazmak istiyorum. “15 Temmuz Sonrası Türkiye” adlı panel Erdoğan Aydın’la, Söyleşi/ Dinleti de Ozan Emekçi ile gerçekleştirildi.

    Viyana’da kültür faaliyetlerinin, kültür gecelerinin kitlelerle buluşması çok önemlidir. Tabi ki dinleme kültürünü içselleştirdiğimiz koşuluyla…

    Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın konuşmasında özetle ” 15 Temmuz sonrası Türkiye açısından demokrasi denilen ama bir türlü demokratikleşemeyen rejim açısından çok önemli bir demokratikleşme fırsatı olabilirdi. Bizzat iktidarın besleyip büyüttüğü kurumsallaştırdığı bir canavarın geliştiği bir darbe girişimini atlatmış olmak Türkiye açısından önemlidir. Demokrasiyi yakalayabilmenin, basın özgürlüğünü koruyabilmenin, meclis hâkimiyetinin bütün partilerin yakınlaşması açısından önemli bir fırsat olabilirdi. Ama ne yazık ki 15 Temmuz sonrası iktidar bu çok önemli fırsatı kendi totaliter iktidarını kurumsallaştırmak için bir fırsat olarak kullandı. Son dönemde giderek tekçi millicilik adı altında, Türk tipi adı altında, geleneksel din kültürü adı altında adeta siyasal bir pazarlama faaliyeti yürütülmektedir. Türk tipi diye anlatılan şeyin içerisinde çoğulculuk yoktur. Çünkü demokrasi yoktur.

    Ancak şunu tespit etmek lazım ki günümüzün kendine sosyal demokratım diyenden sosyalistim diyene kadar Türkiye’nin muhalif güçlerinin duruşu bu mevcut gidişatı engelleyebilecek bir noktada bir formda değildir. Peşine gidilmesi gereken ve duyarlılık gösterilmesi gereken temel yaklaşımın şu anın temel gündeminin kendi stratejilerinin etrafında örgütlenmeyi değil tam tersine bu mevcut gidişatı durduracak engelleyecek bir yaklaşım için azami birlikteliği sağlayan bir yaklaşımı gerektirmektedir. Bu azami birliktelik ise kesinlikle var olana söylemimizde farklı olarak hepimizi kucaklayabilecek yeni bir dil yeni bir çerçeveyi oluşturmayı gerektirmektedir,” dedi.

    Türkiye’nin muhaliflerine çok önemli sorumluluklar düşmektedir diyen Aydın gelen sorulara da cevap verdi. 90 dakikalık konuşmasıyla dinleyicilerden çok uzun süren alkış aldı.

     

    Ozanlık kültürünü yöresindeki aşıklardan öğrenen Devrimci Halk Ozanı Emekçi (Ali Haydar Bender) ilk kasetini 1973, ilk plağını ise 1975 yılında çıkardı. 1970’li yıllarda devrimciler arasında en çok dinlenilen devrimci halk ozanlarındandır. Konserlerden sonra sık sık gözaltına alınan Emekçi, 1976 yılında bir konserinden sonra tutuklandı. Bunu izleyen yıllarda kovuşturmaya uğradı ve yine tutuklandı. Maraş katliamında babasını ve 17 yakınını yitirdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra eşi ve iki çocuğuyla birlikte Almanya’da zorunlu sürgün yaşamaya başladı. 27 yıl sonra Türkiye’ye konser için İstanbul/Atatürk Havalimanı’na geldi. Havalimanı’nda tutulup geri gönderildi. Devrimci dostları imza kampanyası başlattı, sekiz gün sonra yeniden geldi. Türkiye’de 15 gün kalmasına izin verildi.

    Emekçi’nin Türkiye’ye girişi yasaklı olmaya devam ediyor.

    1981’den beri sürgünde (Almanya’da) yaşamını sürdüren Emekçi devrimci bir sanatçı olmanın bedelini ödemektedir. Her devrimci sanatçının ve aydının ürettiklerinden ve düşüncelerinden dolayı düzenle hesaplaması vardır.

    Ozan Emekçi geçmişle hesaplaşmanın ve yüzleşmenin yolları ve araçlarını şiir ve hikâyelerle anlattı. Unutturma kültüründen, hatırlama kültürüne başladığı yılları, şarkılarını ve marşlarını hakikatle, adaletle ve devrimci yaşamla buluşmasının hikâyelerini dinleyicilerle paylaştı. 12 Eylül sonrası eserlerini kitlelerle ulaştırmak için kasetin kapağının başka bir isim ve resimle çoğaltıldığını ve dağıtıldığını söylerken bir yandan gülmeler bir yandan da alkışlar koptu.

    Sürgün yaşamından kesitler sunduğu zaman bir hüzün sardı, hüzünlü anlar yaşandı. Sol sosyalist güçlerin yan yana omuz omuza olmaktan başka bir yolu yoktur diyerek Özgürlük Mahkumları’nı söylerken sevenleri de eşlik etti. Uzun bir süre ayakta alkışlandı.

    Erdoğan Aydın’ın konuşmasında ve Ozan Emekçi Dinletisi’nde sessizlik hakimdi. Toplantıya gelenler çok nezih bir dinleyici kitlesiydi. Ne bir telefon sesi ne kendi aralarında bir konuşma ne de girip çıkmalar oldu. Ne curcuna ortamı ne de bir kargaşa vardı. Bu etkinlikte ilk göze çarpan dinleyicinin dinleme kültürüydü. Çok seviyeli, çok duyarlı dinleyici kitlesiyle güzel bir Konferans ve Dinleti oldu. Bu etkinlik ortak emeğin ürünüydü.

    Bu güzel etkinliğe emek veren arkadaşları ve bu nitelikli dinleyici kitlesini sevgiyle kucaklıyorum.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları