• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Orwell’ın Hayvan Çiftliği İçin Okuma Kılavuzu

     

    Solun bitmeyen paradoksudur, her şeyin merkezine eleştiri-özeleştiriyi yerleştirirken, bağımsız eleştirilere çok da tahammül edemez aslında. Tek tek kişilerin eleştirisinde daha cömert davransa da mevzuu bir tarihin, çizginin, politikanın eleştirisine gelince anlamaktan ziyade karşı atakla, yargılamayı yeni bir eleştiri silahına dönüştürür. Bu yüzden resmi tarih yazımının dışına taşamaz sol.

    George Orwell’in kült kitaplarından Hayvan Çiftliği bu nedenle özgürleştiricidir.

    Fabl türünde yazılan kitap, Stalin dönemi Sovyetlerinin simgesel bir eleştirisi… Can Yayınları baskısında kitabın arka kapağında “Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin’i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.” dense de kitabın çevirmeni Celal Üster’in sunuş yazısındaki bir anekdot, Orwell’ın çok daha ince bir simge işçiliği yaptığını gösteriyor.

    Anekdot şöyle;  Çapski isimli bir Stalin muhalifi gerçeğe sadakat adına Orwell’a, ‘Rusya’yı Alman boyunduruğundan Stalin’in kişiliğinin ve büyüklüğünün kurtardığını’ söyler. Bunun üzerine, Orwell yayıncısını arayarak kitapta yel değirmeninin patlaması sırasında   “Napèolon da dâhil, bütün hayvanların kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapadılar.” cümlesini,  “Napèolon dışında bütün hayvanların…” biçiminde düzeltmesini ister. Orwell, “Böylece Alman saldırısı sırasında Moskova’dan ayrılmayan Stalin’e haksızlık etmemiş oldum…” der.  Kitap sadece Stalin göndermesinin ötesinde SSCB tarihinin örtük özeti gibi de okunabilir. Ben de bu fikirden yola çıkarak Hayvan Çiftliği için minik bir okuma kılavuzu hazırladım. Kitap bir de bu gözle okunmalı, derim. Simgelerin öznel bir soyutlama olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.

    ***

    İşte benim mini Hayvan Çiftliği kılavuzum…

    Jones- Rus Çarlığı                                             

    Stalin- Napolèon

    Lenin-Koca Reis

    Troçki – Snowball

    Hitler –Frederick                                             

    Winston Churchill- Bay Pilkington

    Nazi Almanyası- Pinchfiled çiftliği                 

    İngiltere- Foxwood Çiftliği

    Devlet bürokratizmi- Çiftlik evinde yatan domuzlar

    ÇEKA (1954 sonrası adıyla KGB)-  Napolèon’un koruma köpekleri

     

    İç Savaş- Ağıl savaşı (Troçki Kızılordu komutanıydı. Snowball’ın Ağıl Savaşı komutanı olması gibi…)

    Enternasyonal marşı- “İngiltere’nin Hayvanı” marşı

    Sürekli devrim teorisi- Snowball’ın diğer çiftliklerin hayvanlarını ayaklandırma stratejisi

    Tek ülkede sosyalizm teorisi- Napolèon’un hayvanların silah kullanmayı öğrenmesini savunması ve çiftliği daha güçlü koruma isteği

    Sovyet ekonomik kalkınma programı- Hayvanların yapmaya çalıştığı yel değirmeni

    Demirperde- Diğer hayvanların çiftlik dışında ilişki kurmasının yasaklanması

    SBKP- “Dört ayak iyi, iki ayak kötü…” sloganı atan koyunlar

    Moskova yargılamaları- İtiraz eden dört domuzun ve diğer muhaliflerin köpekler tarafından boğulması

    Barış içinde bir arada yaşamak tezi- Bay Whymper (Avukattır. Çiftliğin ürünleri onun vasıtasıyla dışarda satılır.)

    Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı- Napolèon’un çiftlikte üretilen keresteleri Frederick’e satması

    Moskova Kuşatması- Yel değirmeni savaşı

     

    ***

    Kitabı bitiren okur haliyle, dünyanın üçte birinde egemen olmuş bir sistem nasıl böyle kâğıttan kuleler gibi yerle yeksan oldu, sorusunu soracaktır kendine. Ben şöyle düşünüyorum… Ekim Devrimi, 1. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasından doğan, alt yapısı hazır olmayan bir devrimdi. Güçlü bir sanayiye dayanmıyordu. Bu alt yapısal zayıflık, parti iradesi ile (volontarizm)  tamamlanmaya çalışılınca, kendi içinde kötü bir bürokrasi üretti.  Bunun ekonomik karşılığı “ekonomik kalkınma programı,” sosyal karşılığı, sosyal ve bireysel özgürlükleri baskı altına alan “toplum mühendisliği” idi. 20. yüzyılın bütün sosyalist ülkelerinde bu ortak şekillenişi görürsünüz. Bunun ‘Soğuk Savaş’ ile ilişkisi elbette yeniden tartışılmalı.

    Ekim Devrimi’nin lideri Lenin’de ‘küresel emperyalizm’ tanımı yoktur. Marks’ta emperyalizm tanımı da yoktur. Belki de yaşayabilir bir sosyalizmin alt yapısını bugünün küresel kapitalizmi hazırlıyor.  Sosyalizm ve demokrasi ilişkisini bugünün bilgi teknolojileriyle beraber yeniden masaya yatırmak yaşayabilir özgürlükçü bir sosyalizm için kaçınılmaz sanırım.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun….

    indir


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları