• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Parti devleti
    Parti devleti
    27 Haziran 2018 15:52
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     

    Çok kritik ve tarihsel öneme sahip bir seçim yaşadık. Seçimlere giden süreç büyük baskı, şiddet uygulamaları altında yaşandı. OHAL ortamına rağmen farklı bir sinerji yaratan muhalefet partileri adalet, demokrasi ve hukuktan yana bir duruş sergilediler. Tek adam diktatörlüğünü durdurma zemininde, ülkede, kapitalist demokrasiyi yaşatabilme potansiyellerine sahip bir dayanışma ortamı oluştu. Seçim günü oy kullanma işlemleri devam ederken muhalefet partilerin müşahitleri ve STK temsilcileri süreci yakından takip etti. Belirlenen usülsüzlükler anında sosyal medyanın yadsınamayacak gücüne güvenerek, paylaşıldı ve üzerine gidildi. Medya sansürü altında seçim sonucu açıklandı.  Devletin resmi kuruluşu Anadolu Ajansı seçim günü netice alınmadan ve yayın yasağı varken yayın yaptı.  Akp- Erdoğan’ın oy oranını yüksek gösterdi. Akp’yi temsil eden siyasal islamın saflarında, söylemini yitirmiş, pörsümüş vaadlerle doluydu. Kıraathane, Kek, Tatar Böreği… Tarih böyle bir propagandayla galip geleni görmemişti… İktidarın olağanüstü hal koşullarında, her türlü devlet ve medya olanağını kullanarak yaptığı kampanya karşısında muhalefetin sesi cılız kaldı.  AKP-Erdoğan’ın yıllardır ördüğü korku ve panik iklimi ve iktidarı bugün sonuç verdi, seçimin galibi oldular. Referandum, ittifak ve baskın seçimin mimarı Devlet Bahçeli’nin başkanlığını yaptığı Mhp kilit konuma geldi. Erdoğan’ın başarasının gölgesinde kalan bir sonuç partisinin başarısızlığıdır. Liderinden tam 10 puan az oy alan AKP, Meclis’teki tek başına iktidarını kaybetmiştir. Akp, Hdp’nin barajı geçmesiyle mecliste çoğunluk sağlayamadı. Bu heziyanın geri dönüşü bir koalisyon arayışı içinde olacağı anlamına gelir. Çünkü uyum yasalarını çıkarmak için, oy çoğunluğunu sağlaması gerekir. Şimdi Erdoğan 8 partili bir Meclis ile başetmek ve her kararda küçük ortağı Mhp’nin onayını istemek zorunda. Türkiye, umut edenlere karşı statükoyu istedi, Hukuk isteyenlere karşı OHAL istedi, Hukuk devleti isteyenlere karşı kişi devleti istedi. Türkiye barışı isteyenlere karşı, ötekileştirilmiş toplumsal yapı desteklendi. Parlamenter rejimden, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gibi, özgülükleri olduğu gibi tanıtılan (!) tek adam rejimine geçildi. Türkiye artık yeni bir döneme girmişti. Anayasanın sacayağını oluşturan; ülke, toplum ve devlet bugün bu rejimle tehlike altındadır. Peki, neden mi ? Yeni sistemde başbakanlık kaldırılırken, yerine “devletin başı” sıfatıyla cumhurbaşkanı yürütme yetkisini kullanacak. cumhurbaşkanı bu çerçevede kendi yardımcılarının yanı sıra bakanları da atayacak, yürütmeye ilişkin konularda da “cumhurbaşkanlığı kararnamesi” çıkarabilecek. TBMM’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda da cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelecek. Cumhurbaşkanı, “doğal afet, ağır ekonomik bunalım, savaş, savaşı gerektirecek durumların baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, kuvvetli kalkışma, şiddet hareketlerinin yaygınlaşması” gibi hallerde OHAL ilan edebilecek. Ancak TBMM gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilecek, uzatabilecek veya olağanüstü hali kaldırabilecek. OHAL döneminde çıkarılacak cumhurbaşkanlığı kararnameleri, olağan dönemdeki sınırlamalara tabi olmayacak ve bu çerçevede cumhurbaşkanı temel hak ve hürriyetlerle ilgili de kararname düzenleyebilecek. Öte yandan OHAL sırasında çıkarılan cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin üç ay içerisinde Meclis’te görüşülerek, karara bağlanması gerekiyor. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan cumhurbaşkanlığı kararnameleri kendiliğinden yürürlükten kalkıyor. Yeni sistemde bütçeyi de cumhurbaşkanı yapacak. TBMM, cumhurbaşkanının hazırladığı bütçeyi kabul etmezse, bir önceki yılın bütçesi “yeniden değerleme oranı” ölçüsünde artırılarak izleyen yılda uygulanacak.Yeni sistem kişilerin aynı anda hem bakan hem milletvekili olmasını engelliyor. Bu nedenle cumhurbaşkanı kabineye milletvekillerinden birini atarsa, o kişinin milletvekilliği düşecek. Cumhurbaşkanı Meclis’i fesih yetkisini kullanırsa, TBMM seçimlerinin yanı sıra cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de yenilenmesi gerekecek. Seçimle yürürlüğe girecek yeni sistemde Meclis tam sayısının yarıdan bir fazlası olan 301 vekilin vereceği önergeyle cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma açılması istenebilecek Meclis, cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılmasına üye tamsayısının beşte üçünün yani 360’ının oyuyla karar verebilecek. Üye tam sayısının üçte ikisi olan 400 vekilin gizli oyuyla cumhurbaşkanı hakkında Yüce Divan’a sevk kararı alınabilecek. Yeni sistemde başbakanlık olmayacağı için cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan tasarı yerine teklif TBMM Başkanlığına sunulacak ve yine aynı şekilde komisyon ile Genel Kurul’da görüşüldükten sonra yasalaşacak. Yeni sistemde anayasa değişikliğinin 600 sandalyeli yeni Meclis’te referanduma sunularak yapılması için 360, referandumsuz yapılması için 400 oy gerekiyor. İslamcı-Milliyetçi koalisyon, gerçektende 80 milyonu kucaklayabilecek miydi ?

     

     

     

     

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler