• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    PARTİLİ YARGI : SİZ KİME HİZMET EDİYORSUNUZ ?
    PARTİLİ YARGI : SİZ KİME HİZMET EDİYORSUNUZ ?
    14 Haziran 2018 13:21
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Türkiye’de, “tarafsız yargı” sizlere ömür Devletin temel erklerinden biri olan yargıdaki olaylar, Türkiye’nin çağdaşlıktan uzaklaşıp ilkel ve totaliter yönetime doğru yeni adımlar attığını gösteriyor. Cumhuriyetin 95. yılında Türkiye yargısı ve adalet sistemi çökmüş durumda. İktidara ilk geldiği andan itibaren yargıyı ele geçirmek için çaba harcayan AKP iktidarı , bu amaçla bugün “terör örgütü” olarak görülen cemaatle ortaklığı sonucu, bu çöküş yaşandı. Bu ortaklığın sonucu olarak yargıya, yüzlerce FETÖ üyesi sızdı. Özellikle 2007’de Ergenekon süreci ile bir cadı avı başlatılırken, bunu Balyoz, Askeri Casusluk, KCK gibi kumpas soruşturmaları izledi. AKP- Erdoğan iktidarı, istediği kararların çıkmadığı Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay ve Danıştay’a hâkim olmak isteyen iktidar, 2010’da yine cemaatle işbirliği yapıp, anayasa değişikliğine gitmişti. Dönemin Başbakanı, şimdilerin partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, referandum sonrası bizzat “okyanus ötesine” teşekkür etmeyi ihmal etmemişti. Anayasa değişikliğinin ardından yapılan seçimde cemaatle-Adalet Bakanlığı ortak listesi HSYK’de etkili oldu. Dönemin Adalet Bakanı ve Müsteşarı’nın bilgisi ve talimatı dahilinde 2011’de Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimleri için cemaat evlerinde pazarlık yapıldı. Bu pazarlığa bizzat HSYK üyeleri katıldı. Bu anayasa değişikliği nedeniyle yargıdaki cemaatçi kadrolaşma zirveye ulaştı. Ne zaman ki 17/25 Aralık süreci oldu, iktidar cemaatle ortaklığını bitirip yeni sistem arayışlarına girişti. FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe girişimiyle, yargıda birçok değişiklik meydana geldi. Bugün yargının üçte biri FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla ihraç edildi. Meslekten çıkarılan yaklaşık 4 bin hâkim ve savcının 2302’si tutuklu. Yargıda yaşanan boşluk nedeniyle son dönemde çok sayıda hâkim ve savcı alındı. Adalet Bakanlığı, ihtiyaç olan hakim ve savcıları alırken bizzat AKP üyesi kişileri tercih etti. 2016’dan bu yana AKP’de yöneticilik sıfatı bulunan binin üzerinde avukat, hâkim ve savcı oldu. 70 puan barajı da kaldırıldığı için yargıda yandaş kadrolaşmanın önü açıldı. Yargıda cemaat tasfiye edilirken, yerine farklı tarikatlar etkili olmaya başladı. Birçok hâkim ve savcı, cemaatçi olmadığını belirtirken, gençlik yıllarında gittiği tarikatların isimlerini verir oldu. 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliğiyle yargı için aranan yeni sistem, “işte babasının oğlu” dedirtecek cinsten uygulamalar önümüze sunuldu. Bu sistem artık yargının, ” bağımsızlık” ve “tarafsızlıkla” yanyana gelmeyeceğinin bir senediydi. Artık kulağımıza hiçte yabancı gelmeyen, “partili yargı”, “partili yargıç” vardı… Bu yeni sistem, Meclis’e yansıyan “nispi ” oranın istismarı niteliğinde. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 13 üyesinden 6’sını Cumhurbaşkanı doğrudan seçecek. Geri kalan 7 üye, Meclis’ten seçilecek. Ancak iktidar partisinin komisyondaki ağırlığı ve genel kurul çoğunluğunu dikkate alırsanız, bu 7 üyenin de iktidar partisinin genel başkanı tarafından seçileceğini görürsünüz. Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sini Cumhurbaşkanı atayacak. Kalan üç üye, yine Meclis’teki iktidar çoğunluğu tarafından seçilecek. Böylece, kanunları denetleyecek, Cumhurbaşkanı’nı, yardımcılarını ve bakanları yargılayacak Yüce Divan üyelerinin tümü iktidar tarafından seçilmiş olacak. Yürütmenin eylem ve işlerini denetleyecek Danıştay’ın 90’a düşecek üyelerinin dörtte birini, 23’ünü yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı seçecek. Geri kalan üyeleri de Cumhurbaşkanı’nın kontrolündeki HSK seçecek. Böyle bir Danıştay, nasıl bağımsız olarak yürütmeyi denetleyebilecek? Hukukçu bir parlamenter olan Deniz Baykal Yargıtay ve Danıştay üyeliklerini sıfırlayan kanun tasarısı görüşmelerinde çok ciddi uyarılırda bulunmuştu ama sonrasını bize malum oldu… “Elbette cemaatten talimat alan bir yüksek yargı mensubu hiçbir şekilde kabul edilemez. Ne yazık ki böyle bir durumun var olduğu da bir gerçektir. Tabii Türkiye bu noktaya kimler tarafından, hangi hesaplarla, hangi iş birliğiyle taşınmıştır?… ‘Hukuk bir ihtiyaç varsa askıya alınabilir. Ancak bir ihtiyaç yoksa uygulanabilir’ diye bir ilke olamaz. Hukuk, tüm sorunların çözümünde temel almak zorunda olduğumuz bir çerçevedir.”… Yargıtay ve Danıştay üyelerinin tümünü azledip, sıfırlayarak, HSYK ve Cumhurbaşkanı atamaları ile yüksek yargıyı siyasi kontrol altına alma amacına ulaşmayı ön gören bir tasarı hazırlanmıştır. Bu yargıya yönelik müdahalelerin en kabasıdır”… “148 yıl sonra bugün biz bu kurumları iktidarın Yargıtay’ı, iktidarın Danıştay’ı haline dönüştürüyoruz. İktidarın Danıştay’ı ve Yargıtay’ı diyorsam bilin ki nezakettendir. Belki birilerinin çıkıp sarayın Danıştay’ı, sarayın Yargıtay’ı demesi daha gerçekçi olacaktır.” Bize malum olanı, iktidar bize talim etti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından 2014’te Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeliğine atanan, ardından Danıştay üyesi olan Aysel Demirel, başörtüsü tartışması üzerinden CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştiren bir tweet attı. “Evet çok şükür başörtüsü mesele olmaktan çıkmıştır bugün gizlemeye çalıştığınız gerçek niyet ve çabalarınıza rağmen. Muharrem İnce zihniyetindekilerin yaşattıklarını unutmadık unutmayacağız.” dedikten sonra bağımsız ve tarafsız tarafsızlığını yitirildiğine dair eleştiriler sonrası paylaşımını kaldırıyor. Akılarda, “Erdoğan karşısında düğmeleri olmayan cübbesini iliklemeye çalışan Danıştay Başkanı” olarak yer eden Zerrin Güngör’ü örnek alıyor olacak ki böyle bir twit atma garabetinde bulunuyor. Biliyorsunuz, Güngör’ün kızı Gonca Hatinoğlu, Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde açıktan 1. derece Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği kadrosuna alınıyor. Sonrasında, kızı Gonca Hatinoğlu, Elazığ Hakimliğinden Yargıtay Tetkik Hakimliğine atanıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikte Rize’de çay toplayan, Kırşehir’de CHP liderinin eleştirilmesini alkışlayan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün kızı Gonca Hatinoğlu yetmiyor, damadı Volkan Hatinoğlu’nun ise Saray’ın inşaatını yapan şirkette çalışıyor. Bu hızlı kariyer yükselişini gören Aysel Demirel tabi geri kalmıyor ! CHP’nin düzenlediği Adalet Kurultayı sonrası yayımlanan “sonuç bildirisi”ne tepki gösterdiği sözlerde de, “Ben Danıştay Başkanı olarak sizi temin ederim ki yargı şimdiye kadar hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştı” diyebiliyor. Sarayın değil halkın Danıştay’ı olduğunu unutuyor. Saray’ın değil, halkın yargıcı olduğunu unutuyor. Alın teri, emek, liyakat nedir bilmiyor ! Bir diğer Danıştay üyesi, Muharrem Özkaya, Erdoğan’ın avukatı olan Ali Özkaya’nın ağabeyi, Bir başka Danıştay üyesi Hayriye Ünsel, 2007 yılında AKP’den milletvekili aday adayı. Hamd olsun, yargı bağımsızlığı var ! Kişilerin hak ve özgürlüklerinin dışarıdan gelecek herhangi müdehale olmaksızın, tamamen hukuki hudutlar içinde gerçekleşen bir adil yargılama sonucu, tarafsız bir biçimde tespit edilmesini ancak bağımsız yargı sağlar. Yani, yargıcın bağımsızlığı adil yargılanma hakkına hizmet eder. Bu sebeple bağımsızlık yargıçlar için sağlanmış bir ayrıcalık değil, hukukun tarafsız bir biçimde uygulanması için bir güvencedir. Yargı bağımsızlığının sağlanması, her hükümet sistemi bakımında çok önemlidir. Hukukun üstünlüğü ve vatandaşların yargıya güven duyması ancak bu şekilde gerçekleşebilir. Demokratik hükümet sistemleri ; yasama, yürütme, yargı organlarının arasındaki kontrol ve denge mekanizmalarının iyi işlemesiyle ayakta durur. Bağımsız yargı sistem olmadan demokratik hükümet sistemlerinin istikrarlı işlemesi olanak dışıdır. Bir hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının belirli bir denge içinde olması ve böylece yargının tarafsızlığının sağlanması için temel koşul yargının diğer erklerden, yasama ve yürütmeden bağımsız olmasıdır. Yargı bakımından bağımsızlık sadece diğer erklerden bağımsızlıkla da sınırlı değildir, yargının işleyişi diğer toplumsal güçlerin müdahaledelerinden hatta yargıçların kendi meslektaşlarından gelebilecek müdahalerden de korunmasını içerir. Yargı bağımsızlığının olmazsa olmaz koşulu olarak birincisi, kurumsal açıdan yargının yürütmeden bağımsızlığının sağlanması ; ikincisi bireysel olarak yargıçların bağımsız davranmasını sağlayacak güvencelerin olması gerekmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Tavsiye Kararları’nda vurgulandığı gibi, yargıçların seçimi ve kariyerleri konusunda karar veren merci hükümet ve idareden bağımsız olmalıdır. Bu merciinin bağımsızlığını teminat altına almak için getirilecek kurallarla mercii kendi usul kurallarını kendisi belirlemelidir. (1) Demokratik ülkelerde de bu yönelim çercevesinde adalet bakanı ve adalet bakanlığı müsteşarı gibi yürütme unsurlarının HSYK’da yer almaması tercih edilmelidir. 24 Haziran, 16 Nisan Anayasa Değişikliğiyle uygulamaya girecek, partizan yargının değişimi için bir fırsattır


    Yorumlar



    İlgili Haberler