• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Peki Ya Demirtaş Başkan Olursa!

     

    16 Nisan’da aşağı yukarı hepimizin kaderinin belirleneceği bir halk oylaması yapılacak. Aşağı yukarı diyorum, zira biz Kürtler için bu referandumun aslında çok da büyük bir önemi yok. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan henüz başkan olmamışken bile, her gün önümüze Cizre, Sur, Nusaybin ve Silopi’nin yıkım görüntüleri düşüyor. Böyle bir ortamda Kürtlerin “evet” ve ya “hayır” demesiyle geleceklerinin kısa vadede parlak olması söz konusu değil. Ancak, tüm bu yıkımın karşısında onurunu ve haysiyetini düşünen Kürtler sandığa gidip onu başkan yaptırmamak için “hayır” oyu kullanacak.

    İktidar ve hamileri bu referandum sürecinde başta HDP yöneticileri olarak tüm muhalifler susturuluyor, propaganda yapmamaları için her türlü baskıyla karşı karşıya getirmek adına önce OHAL yetkisinden yararlanıp uzun göz altılara, ardından hukuksuz ve adı konul(a)mayan komik suçlamalarla cezaevine konuluyor.

    Bu süreçten kısa vadede kimin galip çıkacağı, ana muhalefetin etkisiz ve “ben daha fazla ırkçıyım” basiretsiz söylemleriyle şimdiden belli görünüyor. Üç yıl öncesine kadar “biz daha fazla Kürdün haklarını savunuyoruz” konumundan, “ya devlet başa, ya kuzgun leşe” statüsüne gelmek de Türkiye’de siyasetin sadece iktidar tarafından yürütüldüğünü göstermektedir. Mevcut durumda eminim benim gibi Türkiye’nin batısında yaşayan tüm Kürtlerin onurunu ve gururunu rencide eden sosyal demokrat parti olma yolundaki bu örgütlenmenin değişimi, onlar yerine utanma içgüdüsünü ayyuka çıkarmaktadır.

    Örgütlenme diyorum, zira ana muhalefetin İzmir’deki “hayır” aktivistlerinin yürüttüğü mahalle toplantıları da, kendi yönetimlerinin birer yansıması olarak göze çarpıyor. Geçtiğimiz hafta sonu metro girişlerinde ellerinde broşürlerle “hayır” çağrısı yapan bir aktivistle kısa sohbetimizi aynen aktarıyorum.

    Aktivist: Merhaba, halk oylamasında hangi oyu vereceksiniz?

    Ben:        Hayır.

    A:             Bilinçli bir vatandaş olduğunuz size teşekkür ederim.

    B:              Neden bilinçli olduğum için teşekkür ettiniz? Evet deseydim beni nasıl ikna ederdiniz?

    A:              Bakın, başkanlık gelirse bölünmenin, eyalet sisteminin önü açılacak. Haydi, Recep Tayyip Erdoğan vatan haini değil, peki ya Demirtaş başkan olursa, üç günde ülkeyi böler.

    B:              Teşekkür ederim.

    Bu kısa sohbetin ardından bilinçli bir vatandaş(!) olduğum için tekrar düşünme gereği hissettim. Gerçekten vereceğim oy ile kime yarar sağlayacaktım? Türkçü ve İslamcı sentezin yükselmesine engel olmak, Türkçü ve laik kesimin önünü kapatmamak için miydi?

    Ana muhalefet partisi genel başkanı, söylemleri ve uygulamalarıyla özellikle batıda çok yoğun hezeyan yaratacak bir gençlik ortaya çıkardı. Ne kadar İslamcı yapılanma bizler (laik, ırkçılık karşıtı, neo liberal ekonomi politikalarıyla uyuşmayan, toplumsal barışı hedefleyen) için tehlike arz etse de, AKP karşıtı milliyetçi ve ırkçı genler taşıyan bir siyaset profili de bizler için büyük tehlike arz ediyor. Başlı başına sistem karşıtlığını, bu yetkilerin kimseye verilmemesi ve rejimin değişikliğine insanları ikna etmek yerine, ırkçılığı yük edinip büyük bir neslin yok oluşunu gözyaşlarıyla izlemek zorunda kalıyoruz…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları