• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Pelin Batu, gözyaşları, hayır…

    Güncel siyaset, milyonların önünde ağlatacak kadar,bir şairin nasıl içini burar, nasıl fetheder karabulutlarıyla ruhunu? Eder.
    Çokça siyaset konuşup, itirazı kıt bir toplumuz biz.
    Çarşıda pazarda, derste sırada herkesin dilinde bir ‘ne olacak bu memleketin hali’. Kimse iki adım ötesini göremiyor. Kaygılı bir geleceğe, basacağı yeri arayan adımlarla yürüyoruz. Siyasi münazaralarımız deşarj ayini sanki. Yaşamdaki eylemsizliğimiz dilimize vuruyor.
    Şöyle demişti geçenlerde Ahmet Tulgar, “Siyasetin beni mutsuz etmesine izin vermeyeceğim.”
    Vermemek gerekir.
    Ama bir avuç muktedirin hırsı, iştihası, alaveresi dalaveresi hayatınızın suratına kocaman falçata kesikleri atarken mutlu olmak da zor.
    Korku dedik de insanın korkularıyla barışık yaşaması güzel şey… Yüzleştiğiniz ve bir yere oturttuğunuz korkular, sizi birey olarak varım demekten alıkoyamaz. En kabadayı olan, en korkaktır aslında. Yüzleşememiştir kendisiyle. Kendi korkularından kaçmak için sizin üzerinizde korku estirirler. Evet, insanım, korkularım var, korkularımla buradayım, korkmamak için buradayım ve itiraz ediyorum, diyebilmektedir asıl cesaret.
    Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde 250 kadar sanatçı, yazar, şair referandumda ‘hayır’ oyu kullanacağını basın açıklaması ile kamuoyuna duyurdu. Basın toplantısında bir konuşma yapan şair-oyuncu Pelin Batu’nun gözyaşları çok gündem oldu. Bizim şairler taifesinden de ‘duygu sömürü’ diyenler çıktı buna… Nasıl bir şair basın açıklamasına giderken annesine yalan söylermiş!
    Hayatı üçüncü sınıf televizyon dizilerinden okumuyorsanız, ağlamanın masumiyeti diye bir şey var. Ağlıyorsunuz, işte… Gözyaşlarınız damla damla iniyor yanağınızın çukurundan. Numaradan ağlamak diye bir şey mi var?
    Yok, değil ama… Milyonların sevgilisi olmuş sanatçılar kimseye sezdirmeden odasında ağlamalı ama toplumun önünde heybetli durmalı! İktidar gibi davranmasını bekleriz onlardan. Onlara duyulan sempati, iktidarla bütünleşir böylece.
    Oysa ağlamak ne zayıflıktır ne de erdem. Sahicidir gözyaşları. Bilirsiniz, bebeklerin tek iletişim yöntemi ağlamaktır. Güçsüz, iktidarsız ve talep edecek bir dilden yoksun gelirler hayata. Meme vakti gelen bebek, ağlarken meme ister aslında.
    Bazen de korkudan ağlar çocuklar. Bu en kötüsüdür; çocuk masumiyetini korkutmak…
    Hadi diyelim, Pelin’in içinde bir çocuk uyuyordu, uyandı ve ağladı… Bu neyi değiştirir? Bu mudur sorgulanması gereken şey? Pelin’den hacıyatmaz kıvraklığıyla kudretli iktidar sahibi gibi davranmasını beklemek yerine, “Devlet milyonların önünde bir şairi niye ağlatır?” diye sormak çok mu zekâ istiyor yani.
    Bakın, Pelin çıktı o kürsüye. Evet, toplumamal olmuş bir şair-sanatçı olarak ama annesini üzmemek için yalan söyleyen bir kırılganlıkla çıktı.Annesinin korkmasından korkarak, kendi korkularının elinden tutarak…Milyonların gözü önünde ağlama cesaretini gösteren bir özgüvenle. Belki ilerde başına içinden çıkılmaz badireler geleceğini bile bile. Bir çocuk gibi arı, savunmasız çıktı ve devletin gözünün içine baka baka ‘hayır’ dedi.Gözyaşları içinde…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları