8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde başlayan yeni sivil eylemlilik süreci, kurulan Demokratik Çözüm çadırları, Newroz haftasında zirveye ulaşan alanlardaki ve medyanlardaki kitlesel kutlama ve gösteriler ve bu eylem alanları arasında yapılan yürüyüşlerle güçlenerek yayılıyor. Bütün bu eylem platformlarında birer koordinatör gibi hazır bulunan milletvekillerimiz yürüyüşün krokisini çiziyor. Bu yeni Kürt mobilitesi bu coğrafyaya zaferin ve barışın haritasını yayıyor. Kürt özgürlük hareketinin Türkiye siyasetine kazandırdığı, kattığı, öğrettiği birçok kavram ülke gündeminin baş sırasına oturur ve egemenleri şaşkın, çaresiz ve eylemsiz kılarken, Kürtler barışı ve özgürlüğü almak için çıktıkları sokaklarda Ortadoğu kentlerindeki kendiliğinden ve örgütsüz protestoların karşısına iradi mücadelenin en gelişmişini koyuyor. Arap halklarının mücadeleleri reformlarda tıkanırken, Kürtler dünyaya 21′inci yüzyılın devriminin nasıl bir şey olduğunu anlatıyorlar.
Türkiye’nin siyasi topoğrafyası tümden değişiyor şimdi. Kürtler’in taleplerine 80 yıldır kulak asmayan bir merkez olarak Ankara, Demokratik Çözüm çadırlarının tüm coğrafyada oluşturduğu binlerce platodan yükselen seslerin karşısında artık sağır kalamıyor. ABD kurulurken kentlerden kentlere taşınan ve anayasa taslaklarının okunduğu çadırlara, Paris Komünü’nde kurulan barikatlara benzeyen çadırlarımızda bir yandan yeni anayasanın olmazsa olmazları tartışılırken diğer yandan da sivil itaatsizlik direnişi gerçekleştiriliyor. Pazartesi günü ülkenin her yerindeki Kürt özgürlük platolarından gelen Kürtler ve demokrasi güçlerinin bir vadiye, Newala Qesaba’ya yürüyüşü Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun vücut bulması gibiydi.
Kürtler’in yeni siyasetinin platolar, geniş düzlükler ve vadiler arasında oluşan haritası sivil itaatsizlik çerçevesinde gerçekleşirken, kendisi de ele avuca sığmıyor, denetlenemiyor. Merkezi iktidarın karşısına müthiş bir hareketlilik ile çıkarken, sivil itaatsizliğin ta kendisine dönüşüyor. Resmi şiddetin dikkatinin yöneldiği eylem alanının hemen yakınında ya da mümkün mertebe en uzağında yeni bir isyan çadırı açılıyor. Gerilla mücadelesinin şiddeti dışlayan taktiklerle şehirleşmesi, sivilleşmesidir bu. Kürtler coğrafyadan aldıkları feyzi siyasete taşımıştır.
Bu büyük yürüyüş 4 Nisan’da Amara’da taçlanmalıdır. Amara toplantısı genel af talebimizin en net ifadesi olacaktır. Kürtler seçim sürecine bu özgürlük yürüyüşü ile girmeli, genci ihtiyarı, sağcısı solcusu, dindarı dinsizi ile sandık başlarında birliğini sağlamalıdır. Türkiyeli aydın ve demokrat sosyalistlerin sürece katılımı için de çaba sarfedilmeli ve Türkler’in özgürlüğünün Kürtler’in özgürlüğünden geçtiği vurgusundan vazgeçilmemelidir.
Evet, DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün işaret ettiği gibi Kürtler’in Ortadoğu’daki haykırışı öncekiler gibi olmayacak. Bu Arap ülkelerinde olduğu gibi reformlarla önü kesilecek bir kalkışma değil, inatçı bir paradigmanın değişmesini talep eden ve bu taleplerini almadan durmayacak bir uzun yürüyüş, bu uzun yürüyüşün bir neferi olmak benim de onurum ve gururumdur.







