• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Propaganda ve vicdan

    Fındığın başkenti Giresun’da bazı insanların fındık kadar vicdanı, empati duygusu mu kalmamış acaba? Bu kadar büyük bir tahribata mı yol açmış devletin ve medyanın 30 yıllık savaş propagandası bu insanlarda? Oysa Kürtler’i bir yerlerden iyi tanır Giresunlular. Her yaz kamyonlara, minibüslere doluşup çoluk çocuk mevsimlik işçi olarak gelirler Giresun’a. İki kuruş gündelik için bahçelerindeki fındığı toplar, bu arada hem toprak sahibinin hem de işçi simsarı dayıbaşlarının cebini doldururlar. Devlet, yurttaşlarının serbest seyahat özgürlüğünü tanımaz, yollarda durdurur, bekletir, sorgular bu insanları, mevsimlik işçileri. Zorluk çıkarır. Hedef gösterir. Giresunlular buradan tanır Kürtleri ve demezler ki : “Niye bu katmerli sömürü bu insanlara?”
    Bu yetmezmiş gibi, bir de düşman olurlar Kürtler’e. Birileri Kürtleri işaret etti mi, linç güruhları oluştururlar hemen.
    Oysa Kürtleri iyi tanırlar, her koşulda nasıl onurlu, vicdanlı ve barışçıl olduklarını.
    1999 Marmara depreminde sabaha karşı toprak sarsıldığında o mevsimlik işçiler fındık bahçelerinde çadırlarda uyudukları için enkaz altında kalmamış, Adapazarı’nda yardım ve kurtarma ekipleri gelene kadar yüzlerce Adapazarlı’yı enkazdan kurtarmıştı. Ya depremden sonra Kürtler’in belediyelerinin afetzedeler için kurduğu kamplar?
    Ama aynı kentte sonraki senelerde ne çok Kürt linç edildi.
    Ya Ege, Akdeniz, Fethiye? Dünyanın her yerinden gelen turistlere tabii ki döviz karşılığında Türk misafirperverliğini bol kepçe servis ederler de, devlet terörü ve işsizlikten kaçmış gelmiş kendi yurttaşları Kürtler’e saldırırlar her fırsatta. Oysa o tatil beldelerinin imarına ne çok Kürt gencinin alınteri harç olmuştur.
    Birkaç haftadır Halkların Demokratik Partisi’ne Karadeniz ve Ege’de yoğunlaşan sistematik saldırılar bana bunları düşündürdü.
    Bu ülkenin sosyolojisi nasıl bu hale geldi?
    Devletin ve medyanın 30 yıllık savaş propagandası vicdanları susturup insanların yüreğini nefretle doldurmuş.
    Bir siyasi proje olmanın yanı sıra bu coğrafya için bir barış projesi de olan HDP’yi düşman olarak görebiliyorlar bu kentlerde, bölgelerde insanlar.
    Hükümetler Kürt sorununda çözümsüzlük siyaseti izledikçe gerilim artıyor, bu gerilimi ortadan kaldırmak yerine bu gerilimden yararlanma cihetine gidildikçe faşizmin zemini güçleniyor.
    HDP’ye yönelik bu saldırılar sadece seçim sürecinde bir partinin siyasi faaliyetlerinin engellenmesi değildir. Unutulmasın. Barış umutlarının yeniden söndürülmesidir. Devlet ve düzen partileri eliyle sokağa dökülmüş faşistler tarafından. Bu bir an önce durdurulmalıdır. Çünkü HDP, milyonlarca Kürdün ve dostlarının emeği ve barış davetidir.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları