• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    PROTOKOLLER AÇIKLANMALI

    Oslo’da PKK yöneticileri ile MİT arasında gerçekleşen müzakerelerden bir bölümünün ses kayıtlarının internete düşmesi TC’nin farklı kurum ve iktidar odaklarının epey bir zamandır ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın görüşme notlarında sık sık, açıkça sözünü etmesine rağmen kimi zaman inkar, kimi zaman ima ile kabul, çoğunca ise tevil yoluyla ikrar ettiği bir gerçeğin üzerindeki örtü, tüm kamuoyunun önünde açılmış oldu.

    Kamuoyunun Türk tarafında büyük bir kesimin PKK ile devletin görüşüyor olmasını senelerin kara propagandası ve hamasi söylemlerine rağmen hemem hemen hiç tepkisiz, hatta belki de bir ferahlama, rahatlama duygusu ile karşılamasının hemen ardından kraldan çok kralcı olan merkez ve yandaş medyanın kimi kalemşörleri bu görüşmelerin MİT tarafından istihbarat amaçlı yapılıyor olduğuna toplumu ikna edip hükümeti-devleti olası bir zor durumdan kurtarma çabasına girişse de, önce Meclis Başkanı Cemil Çiçek, sonra da Başbakan utangaçlıktan üstünlük konumuna yerleşe yerleşe müzakereleri doğruladı-üstlendi. Ki bu yine de, şimdilik iyi bir şeydi.

    “Yine de, şimdilik iyi bir şey” demeye devam edecektik ki, “Osmanlı sarayında entrika bitmez” saptamasını doğrularcasına devlet-hükümet bu defa da bu süregiden ve şimdi ise kesildiği söylenen görüşmeler üzerinden ideolojik hegemonya kurma çabasına girişti.

    BDP ve Kürt siyasetinin kurumlarının yönetici ve üyelerine karşı ancak Nazi döneminde görülebilecek bir tutuklama ve siyasi soykırım kampanyasına yeniden hız kazandıran hükümetin şimdiki söylemi “Terörle mücadele, siyasi iradeyle müzakere” ki bu da tam bir safsata.

    30 senedir PKK ile Kürt halkının ayrılabileceği, PKK’nin izole edilebileceği gibi bir savaş stratejisini boşuna ve sonuçsuzca takip eden devlet ve şimdi de AKP bunun sadece barışı geciktirdiğini bir türlü göremiyor, görmek istemiyor. Müzakereleri sürdüreceğini söylediği siyasi iradenin merkezindeki insanı tecritte tutuyor. Savaşın tarafı olduğu için barışın da görüşülmesi gereken PKK’yi hâlâ “terörizm” tanımına konumlandırmaya çalışıyor ve sonra da müzakereden söz ediyor. Kürtler bunun müzakere süreciyle bir ilgisinin olmadığının farkında. Kürtleri bölmenin ya da farklı mücadele organlarını birbirine düşürmenin mümkünü yok. Devlet-hükümet bunu anlamalı.

    Ancak devlet-hükümet ve onun ideolojik aygıtları bir yandan da bu müzakereler üzerinden başka bir kara propaganda başlattı ve görüşmelerin PKK’nin eylemleri sonucu kesildiğini Türk toplumuna empoze etme yolunu denedi.

    Oysa başından beri devlet ile PKK’nin, çeşitli yöneticileri ve özellikle de Abdullah Öcalan’ın muhataplığında görüştüğünü yine Kürt siyasetinin temsilcileri ve yukarıda da belirttiğimiz gibi PKK lideri açık açık söylüyor, bu konuda gizleyecek hiçbir şeyi olmayan, saydam bir örgütlenme olarak kamuoyunu bilgilendiriyordu.

    Bu görüşmelerin farklı aşamalarında Abdullah Öcalan ve KCK sık sık ateşkes ya da eylemsizlik kararı aldı. Türk devleti-hükümetinin buna cavabı ise yine Işık Koşaner’in ses kayıtlarında da açıkça görüldüğü gibi askeri operasyonlar oldu.

    Geçtiğimiz günlerde DTK eşbaşkanı ve milletvekilimiz Aysel Tuğluk, Yasemin Çongar’a yazdığı açık mektubunda tüm kamuoyunun şimdi bir talepte bulunması gerektiğini ve bunun barış süreci için elzem olduğunu söylüyordu. Yine Aysel Tuğluk’un söylediği gibi uzunca bir süredir devam eden ve farklı aşamalarında protokole dökülen bu görüşmelerin neden kesildiğinin anlaşılması için bu protokollerin gün yüzüne çıkması gerekiyor. Tüm toplum, öncelikle de Kürtler devletten-hükümetten bunu talep etmeli. Görüşmelerin neden kesildiğinin ortaya çıkması durumunda devlet-hükümetin samimiyetsizliğinin ve yapılmak istenenin Kürtler’i AKP’lileştirmek ya da bölmek olduğunun, barış konusundaki kararsızlıklarının anlaşılmasından korkan TC bu protokolleri sır gibi saklıyor.

    Kürtler, bugün ulaştıkları siyasi olgunluk seviyesinde birbirinden farklı ama bir organik bütünlük oluşturan siyaset alanlarında, farklı ama birbiriyle yakından ilintili taleplerle mücadelelerini sürdürebilirler. Bugün artık bir talebimiz de ‘saydamlık’ olmalıdır. Saydamlığın TC’nin en korktuğü şeylerden biri olduğu ortada. Bu yüzden onu inatla buna zorlamalıyız.

    Görüşme protokollerinin açıklanması durumunda kimin barış kimin savaş istediği anlaşılacak, yakın tarihin birçok acı olayının sorumluluğunun kimde olduğunu kamuoyu öğrenecektir.

    Yaşanan bunca acıya, kendisine yönelik sürdürülen siyasi soykırıma rağmen barış ama onurlu bir barış talebinden vazgeçmeyen Kürt halkının bu noktada içi rahattır.

    Benim gibi bütün Kürtler barışın diyalogla, ancak diyalogla, siyasi muhatap olarak işaret ettiğimiz kişi ve kurumlarla sürdürülecek programatik müzakerelerle mümkün olacağını ve bu konudaki samimiyetinin görülebilmesi için devletin-hükümetin ilk adımda PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırması ve koşullarının iyileştirmesi olduğunu biliyor ve söylüyor.

    Bu vesileyle TBMM çalışmalarına başlayan vekillerimize sevgi ve selamlarımı göndererek, Kürt halkının protokollerin açıklanması ve Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması yönündeki taleplerini Meclis kürsüsünden seslendirmeye derhal başlamalarını dilerim…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları