• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Razı Rıza

    Adım Rıza ve ben adımdan nefret ediyorum. Neden adımı Rıza koymuş ki büyükbabam? Rıza’ya gelinceye dek yüzlerce erkek ismi duruyorken isimler kitabında; sen tut Rıza koy. Bir de üstelik bir kulağıma Ezan-ı Muhammed’i, diğerine kamet okudular. Sonra da sanki unutmayayım diye kulağıma üç kez fısıldadılar Rıza Rıza Rıza diye… Hiç unutmadım değil de bana ismimi hiç unutturmadılar… Dedem okurken “ Allah’ım şu kuluna Rıza ismini koyduk. İsmine yaraşır bir ömür nasip eyle!” Demiş ya öyle de yaşadım. Yetmemiş “Kendine kul, habibi edibine ümmet eyle; annesine, babasına, vatana, millete hayırlı evlat eyle de deyivermiş. Öyle de oldum. Munis, söz dinleyen bir çocuktum. Ne deseler yaptım, neyi isteseler getirdim. Tam mahallede oyunu kurmuşuz, oyunun en güzel anlarını yaşıyordum ki, Hasan bakkalın üstündeki evde oturan Şukufe teyze orta yere ama isim vererek bağırır: – Çocuklar bana bir ekmek, yüz gram peynir ve bir kilo domates alır mısınız, der sonra da ilave eder. Haydi Rızacığım. Sana zahmet olacak benim akıllı çocuğum… Adımız Rıza ya, yok diyemeyiz ki… Tam bir kitaba dalmışımdır. En güzel yerindeyken, hatta kendimi kahramanın yerine koymuşken, annem bağırır: – Rıza evladım bak Hacı amcan ne diyor. Ne diyecek bir iyilik düşünmüyordur herhalde… – Diyor ki, tütün kâğıdım bitmiş Rıza evladım bir koşu alıp gelir mi acaba? Gelmez mi? Rıza sizin Rıza zaten… Yahu senin evde benden büyük bir torunun yok mu Hacı amca? Ben buradan sesini duyuyorum o şişkonun. Ona defalarca söyledin ama kalkmadı değil mi? E, onun adı Rıza değil ki, Efe… Rıza benim, söz dinleyen, akıllı, saf çocuk benim dolayısıyla… Yok, arkadaş Bu isim bana ağır geliyor. Hiç kendim olamıyorum ki… Hiç itiraz etme lüksüm de yok. Babamın askerlik anılarını anlatırken kullandığı hazır kıta emir eri pozisyonunda gibiyim… Öğretmenim Uğur bile Rızacığım sen iyi çocuksun biliyorum. Hasan amcan bu gün geç gelecek. Odunluktan bana biraz odun çıkarırsın değil mi? Hadi benim akıllı bıdığım. Çıkarmaz mıyım? Senin o nazik oğlunun bir yerleri incinir mutlaka… Bir de, akıllı bıdık ne yahu? Akıllı olsam söz dinler miyim hiç? İlkokul, orta ve lise yıllarında hep böyle razı olarak geçti hayatım. Her hıyarım var diyene elde tuzluk koşturup durdum. Adıma bir de ek yaptılar lisede… Razı Rıza. Arkadaşlar bir karar alırlar hiç danışmadan; sonra da sorarlar razısın değil mi Rıza? Olmaz mıyım? Her defasında tekrara gerek yok. Ben hep razıyım. Rızam her daim vardır. Neyse uzatmayayım. Liseyi de bitirip üniversiteye de başladım. Derslerden yana bir sıkıntım yok. Benim bütün derdim ismimle… Kızlar bile benim nasıl bir inek olduğumu anlamış ödevler filan hep bana yaptırılıyor. – Ah Rıza sen nasıl candan bir arkadaşsın. Şu derse bir türlü ısınamadım. Senin kafan çalışıyordur buna; benim yerime de yaparsın değil mi? O gözlerin bana öyle bakmasa, o kırmızı rujlu dudaklarınla beni öpecekmişsin gibi konuşmasan… Kekeleyerek tabi ki sözünü sektirmeden fısıldarım… Ben Rıza hiç yapar mıyım arıza… Annem ve teyzelerim benim için hayırlı bir kısmet bulmuşlar. Öğe öğe de bitiremediler. Adı Azizeymiş. Yok diyemedim bile… Adım Rıza’ydı ve her zamanki gibi razı geldim. Oysa ben karagözleriyle bana aşk dolu bakan Meryem’i istiyordum. Ancak Azizeyle evlendim. Kadın azize değil şirretin ta kendisiydi. Evden erkence çıkıyorum ki onun o mendebur sıfatını görmeyeyim. Gençken dayımın anlattığı karısından yılan evli genç gibi kapının önüne oturup kaldım bir gün. Bir de onun gibi söylensem mi acaba yüzüme konan sinekleri bile kovamazken… – Sinek sinek git. Anama söylerim seni de evlendirir ha! Annem her sabah evden çıkarken tembihlerdi beni: – Aman oğlum kimselere uyup da siyasete neyin karışmayasın ha! Ne olduğunu bile anlamadan bir bakmışsın içeridesin. Hiç siyasetle de ilgilenmiyorum. Zaten benim kulağıma, vatanına, milletine, habibi ümmetine hayırlı evlat ol demişler bir kere; hiç uyar mıyım o anarşistlere… Fakat memleketteki bazı olaylar, babamın patronunun davranışları, gazetelerin yazdıkları asılsız haberler, işçilere, emekçilere, memurlara yapılan zulümler, beni irrite de etmiyor değil. Hele maden işçileri göçük altında kaldıklarında İsyan edesim geliyor adeta… Lâkin isyan da edemiyorum ki… Her duruma, her olaya rıza gösteriyorum bir kere… Kulağıma fısıldadıkları günden beri başka bir şey düşünemiyorum da… Okulu bitirip avukat olunca bazı olayların ayırtına da vardım. Gelen davalar, mahkeme süreçleri insanların acizlikleri, baskılar, yıldırmalar; kadın tacizleri, çocuklara yapılan cinsel suiistimaller. Olaylara her daim rıza gösterilmeyeceğini bana gösterdi. – Şimdi siz söyleyin hâkim bey, ben bu ismi değiştirmekte haksız mıyım söyleyin allasen… Siz en iyisi mi adımı Şahin Yılmaz koyun ki her duruma rıza gösterip, razı olmayayım. Yılmadan şahin gibi tüm olumsuzlukların üzerine atlayayım, olmaz mı? Önce adımı değiştirin ama sonra da tezelden beni boşayın olmaz mı hâkim bey… Meryem beni bekliyor dışarıda…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları