• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Referandumun ardından

     

    Referandumun ilan edilen sonucu yüzde 51,4 evet, yüzde 48,6. “İlan edilen” diyorum çünkü bu hamur daha çok su kaldırır. Referandum sürecindeki eşitsizlikler, OHAL koşulları, evet cephesinin devletin ve medyanın bütün olanaklarını kullanması, hayır çalışması yapanlara sözlü ve fiziksel saldırı, hedef göstermeler, ülkenin bir bölgesindeki savaş şartları, bütün bunlar bile referandumun meşruiyetini tartışılır kılabilirdi ki, oylar sayılırken YSK’dan gelen mühürsüz oy pusulalarının da geçerli sayılacağı açıklaması bu duruma toz biber ekti.

    Önce Başbakan’ın, ardından Cumhurbaşkanı’nın referandum gecesi, resmi olmayan sonuçlar açıklandıktan sonra mikrofonun önünde verdikleri resim de onların da bırakınız zaferi, net bir galibiyet bile elde edemediklerinin farkında olduklarına delaletti.

    Diğer taraftan hayır cephesinin sırf yukarıda saydığım sebeplerden ötürü sevinmeleri için gerekçeleri vardı. Çok zor şartlarda yaptıkları bir kampanya sonrası oyların hemen hemen yarısını aldıklarını devletin resmi kanalı bile daha gece yarısı olmadan açıklamak zorunda kalmıştı.

    Kürt kentlerinden gelen sonuçlar da bütün zor şartlara rağmen Kürt halkının demokrasi ve özgürlüklerden yana tercihinin değişmediğini ve savaş konseptini net olarak reddettiklerini gösteriyordu.

    Evet, AKP ve evet cephesi bir galibiyet elde edemediklerini biliyor. Çünkü herkes farkındaki bir seçim ya da referandum sadece demografi ve matematik değildir. Aynı zamanda sosyoloji ve ekonomidir. Bundan kesinlikle bir kesim oyları önemsiz, diğerlerini daha önemli saydığım anlaşılmasın. Ama ana akım gazetecilerin pek sevdiği “seçmen şunu dedi”, “seçmen bunu dedi” klişelerinde olduğu gibi soyut bir seçmen yok. Ve bir oy etrafında bir araya gelen, bir siyasi tercihte mutabık kalan tek tek bireyler sosyolojik anlamı olan bir güç ifade ediyorlar ki, işte burada güçler dengesi devreye giriyor. Sosyoloji eğitimi alan bir gazeteci olarak bunu vurguluyorum.

    Türkiye ekonomisinin yüzde 90’ını üreten, ülkede basılan kitapların yüzde 85’ini okuyan bir seçmenler topluluğu bir anayasa değişikliğine hayır demişse, ülkedeki 30 büyük şehrin 17’sinde hayır kazanmışsa, rakamsal olarak kazandığı açıklanan partinin genele merkezinde bile sonuçlar gelmeye başladığında hayır oyları ile eğitim düzeyinin doğru orantılı olarak arttığı açıkça ifade edilen bir üzüntüye yol açmışsa, herhalde hükümet bu anayasa değişikliği paketini önüne koyup bir kez daha düşünmelidir.

    Dediğim gibi, bu referandum daha uzun süre tartışılacaktır. Ve hükümet uzlaşmacı bir tavır almadığı sürece ülkedeki kutuplaşma artacaktır. Eğer bu ülke 21. yüzyılda boyunca varlığını sürdürmek istiyorsa, demokrasi ve özgürlüklerin alanının genişletilmesi, toplumsal barış için bir konsensüs sağlanması dışında bir seçeneği yoktur.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları