• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Rojava ve seferberlik

    Türkiye ve Ortadoğu’nun içinde bulunduğu konjonktürün ve durumun biraz olsun farkında olan, siyaseti biraz da olsa takip eden herkes Rojava’nın niçin bölgede, başında Türkiye Cumhuriyeti’nin de olduğu devletler ve onlarla işbirliği yapan çeteler tarafından tehdit edildiğini, saldırıya uğradığını, kuşatıldığını biliyor artık.

    Rojava, bölgedeki tek özgürlükçü ve eşitlikçi yaşam alanı. Ulus devlet ideolojisini sarsan ve ona alternatif olan bir toplumsal hayat örgütlenmesi yaşanıyor Rojava’da. Etnik ve dinsel bir çoğulculuk üretmiş durumda Rojava yönetimi. Bunlar onu bölgede özgürlük ve demokrasi mücadelesi verenler için bir model, otoriter ve faşist devletler içinse bir tehlike haline getiriyor.
    TC her zamanki Kürt ve özgürlük fobileri ile sınırlarını çetelerin yol geçen hanına çevirdi. Rojava’ya her gün saldıran, bölgede kitle katliamları yapan IŞİD’in mensupları Türkiye hastanelerinde tedavi edilip yeniden savaşa sürülüyor. Bu çeteler silah ve mühimat sağlanıyor. TC her zamanki dargörüşlü ve Kürt korkusunun biçimlendirdiği dış politikası ile sadece Kürtler’i değil ülke nüfusunun tamamını tehlikeye atarken, Kürtler, Rojava’da sadece kendileri için değil bölgedeki bütün halklar için savaşıyor, topraklarını koruyor.
    Bütün bunları görünce insan uluslararası topluluğun ve özellikle de aydınların ve solcuların Rojava konusunda bu kadar sessiz kalmasına, henüz bir dayanışma ağı kurulmamış olmasına şaşırıyor. Oysa 20′nci yüzyılda Rojava Direnişi gibi direnişlere dünyanın her yerinden aydınlar, gönüllüler katılmıştır. Bunun bir örneği İspanya İç Savaşı’dır. Dünyanın önemli birçok aydını yazarı o dönemde İspanya’ya gidip Uluslararası Tugaylar oluşturarak Cumhuriyetçiler’in saflarına katılmışlardı.
    Neyse ki Kürtler’in siyasi olgunluğu ve gerilla gücü üst seviyelerde ve Kürtler öncelikle özgücüne güveniyor.
    Türkiye Kürdistanı’nda giderek ivme kazanan bir seferberlik hali oluştu. Devletlerin savaş ve katliam için bir geçiş ve ikmal hattı haline getirdiği sınırları Kürtler kardeşlik ve ulusal bilinç adına aşıyor, bu suni sınırlara artık tahammül etmeyeceğini gösteriyor.
    Bazen bir musibet birçok olumlu gelişmeyi beraberinde ya da akabinde getirir. Rojava’ya yönelik çete saldırıları ve devlet komploları hem sınırları geçersiz kılarken, hem de Kürt halkının dayanışmasını artırıyor.
    Abdullah Öcalan’ın Rojava’nın bir ulusal onur meselesi olduğunu söylemesinin ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin seferberlik ilan etmesinin ardından sınırın iki yakasındaki Kürtler buluştu. Şahane bir tablo ortaya çıktı.
    Bu tabloya sahip çıkmalıyız. Birbirimize sahip çıkmalıyız. Sadece Kürtler olarak değil bütün bölge halkları olarak.
    Rojava modelini muhafaza etmek sadece Kürtlüğün değil insanlığın gereğidir.
    Korumalıyız.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları