• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    SAÇMA SORULAR…

    Yaşam saçma bir oyuna dönüştükçe saçma sorular da çalar kapınızı bazen. Vardır öyle bıktırıcı sorularım benim. Bazen arkadaşlarımı da dâhil ederim saçma sorular oyununa. Başta eğlenirler, sonra sıkıcı gelir.

    Ama bana sorarsanız acayip felsefi zekâ gerektirir böyle soruları tartışmak… Hadi birlikte oynayalım…

    ***

    Varolma duygusu sandığımızdan da baskın bir duygu. Hayatınız tehlikede iken ‘yaşamak’ her şeyi önceler. Ama büyük idealler için gözünü kırpmadan yaşamın ipini çekenler de vardır. Özü şu; insan içgüdüsel varlık mıdır, toplumsal mı?

    Soralım o zaman o saçma soruyu…

    Üç arkadaş birbirinizi çok seviyorsunuz. Bir gün bir kuyuya düştünüz. Kuyudan bir kişinin sağ çıkması diğer ikisinin ölmesine bağlı. Kararı da sen vereceksin.. Hadi çık ışın içinden bakalım…

    Başka bir saçma soruyu da buna ekleyebiliriz aslında.

    Bir yıl sonra kendi rızanla ölümü kabul edersen bütün dünya cennet olacak. Açlık, yoksulluk, savaşlar hiçbiri kalmayacak. Yeryüzü bir mutluluk evrenine dönüşecek yani. Ama dedik ya, bunların hepsi sen öldükten sonra gerçekleşecek. Yani yarattığın cennette sana yer yok… Ölüm mü? Yaşayamayacağın cennet mi?

     

    önder görsel

     

    ***

    Hani Yeşilçam aşkları vardır… Elin elimde olsun dünyamız tufan olsun, hikâyesinden… Neyse ki eskisi kadar aşk her şeye kadir değil. Önce standart diyor çoğumuz. Yine de varsa böyle demode romantikler, bu saçma soru onlara gelsin…

    “Aşıksın… Vazgeçilemez geliyor. Evlilik hayalleriniz var. Ama Notradamus bir gece kulağına kötü haberi fısıldayıverdi; onunla evlenirsen çok mutsuz olacaksın. Ama sevgin hiç bitmeyecek. Karar senin… Tamam mı, devam mı?”

    ***

    Bir hayat kurtarmak için yapacağımız fedakârlığın limiti nedir? Sokak ortasında can çekişen insana dönüp bakmayan bir toplum için çok da anlamlı bir soru değil tabi bu… Ama belki saçma soruyla uğraşmak sorunun kendisinden daha iç gıcıklayıcı gelebilir. Soralım, bakalım…

    Uyuz olduğun bir arkadaşın var. Ama arkadaş işte… Onun yaşaması için senden güzel gözlerini istiyor şeytan… Verir misin?

    ***

    Biliyorsunuz, hapşırınca can bir saniyeliğine bedenden çıkarmış. Hapşıran kişiye ‘çok yaşa’ dememiz ondanmış. Peki, çok yaşamak her zaman geçerli bir şey midir? Saçma soru şöyle soruyor…

    “Ya üç yıl çok ama çok mutlu bir hayat yaşayacaksın, üç yıl sonra canını almaya geleceğim ya da 150 yıl yaşayacaksın. Ama sana iyi bir yaşamı garanti edemem…” Ne diyorsun, 3 yıl mı, 150 yıl mı?

    ***

    Dedik ya, saçma sorular bunlar. Ama bazen insanoğlu olarak öyle saçmalıkları usa büründürüyoruz ki, bu sorular çok masum kalıyor yanında. Hatta bir parça da insana, hayata dair düşünmeye zorluyor.

    Sadece bir oyun ama bu… Kafayı o kadar da takmayın derim. Şunu da söyleyeyim, bu saçma sorulardan çok var bende…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları