• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Şair dokunuşları…

    Karanlığın ortasında yönünü arayan milyonlar… Savaşlar ve yangınların kuşatmasından sürüler halinde başka coğrafyalara koşarken denizde boğulan insan suretlerinden menkul bir çağ… Hendekleri kapatmak için basılan düğmelerin ucunda harabeye çevrilen şehirler ve Ortaçağ’ın insan yakma ayinleri… Soframızın yanı başında ölüm çığlıkları… Zıvanadan çıkmış bir iktidar şehvetiyle viraneye koşan bir ülke… Nasıl bir insanlık halinden geçiyoruz biz?Sorgular acıtıcı şimdi…

    Ahmed Arif’in deyişiyle “Yaşamak sade yaşamak/ yosun solucan harcıdır…”

    ***

    Düşünce dediğin soyut bir şeydir. Elle tutulmaz, saklama kabına sığmaz, mekân tanımaz, zamana sıkışmaz, prangaya vurulamaz. Olsa olsa düşünen kafayı tutuklarsınız. En bereketli düşünceler mahpuslarda boy atar oysa… Bunun binlerce kanıtı var. Diyelim bir milyonlarca insana kocaman bir hapishane inşa ettiniz, ya da memleketi kocaman bir hapishaneye çevirdiniz; sanır mısınız ki, felsefe biter, özgürlük arayışı biter, bitmez. Mahpusluk dünyası soyutluklar evrenidir. Maddi sıkışmışlığa isyandır bu… Adımlarınız azaldıkça düşüncenin sınırları genişler. İş biraz inada biner ve bir gün o demir kapılar açıldığında daha demlenmiş, durulmuş olarak atılırsınız yaşamın koynuna…Rüzgâra yenilmez bir mum gibi dalarsınız.  İnatçıdır, keyifli olur.

    Cemal Süreya’nın deyişiyle “Git, istersen, cüzam kap bir yerlerden, / Görmek istersen, nicedir, tutkunluğumu.”

    ***

    Gerçek hiçbir yere gitmez. Tarih karşısında insanın en zayıf olduğu yerdir burası… Gerçeği politikaya unutturabilirsiniz ama tarih unutmaz… İnsan tarihin öznesiyim diye avutup dursun kendini, tarih bir zaman sonra tutar çağlara ve dağlara hükmettiğini sanan o insanı bir yere oturtur. Tarihe kalanlarla, tarihi bozanlar farklı farklıdır. Güne damga vurmanız, yarına ipotek koyacağınızın garantisi değildir. Yarın anılacaklar, bugün aforoz edilenlerdir genelde, tarih öyle yazar. Çocukları için söyleyecek sözü olmalı insanın…

    Adnan Yücel’in deyişiyle “Bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır/ bir de yarınlar adına direnenler”

    ***

    İnsan yaşadığı zamanın kıymetini bilmez çoğunca. Yaşamı kendine sunulmuş sonsuz kredi sanır. Eğer bir devrin muktediri iseniz, gözünüzü görmez hiçbir şey… Hiç ölmeyecekmiş gibi insandan ve insaftan uzak yaşarsınız. Ömür biter bir gün ama. Geriye dönüp baktığınızda suçlarınızı temize çekecek bir zaman defteri kalmamıştır. Tabi suça suç diyorsa vicdanınız.

    Gülten Akın’ın deyişiyle “Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya”

    Hep yeni şeyleri düşünmeli insan; iyi şeyleri… Sonsuz zamanda neyiz ki! İktidarın şehvetiyle şizofreniye tutulmak çapsızlık alametidir. Yükselen politik trendler, ihtişamlı davetler, kapının önüne birikmiş kuru gözlü geçinmeciler, yürü ya kulum kim tutar seni’ciler… Mustafa Koç da vakitsiz gitti oysa… Biraz insanca olmalı hayat… Keşke dememek için…

    Edip Cansever’in deyişiyle “Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine/ Kısacık bir zaman olmalıydı elimde”

    ***

    Sonuçta iş yine başa düşüyor. “Devrim yapamazsınız devrim olabilirsiniz ancak” demiş ya Ursula K. Le Guin… Kendi kuyumuzdan çıktığımız zaman kazanabiliriz bir şeyleri.

    Nevzat Çelik’in deyişiyle “aşkolalımdevrimolalım sevgili yoldaş kurbağalar”


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları