• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    SALLANMAK
    SALLANMAK
    2 Ağustos 2017 10:52
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     

     

    Gecenin bir vakti gözümü açtığımda, uyku ile uyanıklık arasındaki Araf’ta ne olduğunu idrak etmem biraz zamanımı aldı.

    Yatak bir sağa bir sola sallanırken, dışardan gelen ürkütücü uğultuya, evin içinden devrilen ıvır zıvırın sesi eşlik ediyordu.

    Ben sarsıntıların hiç yabancısı değilimdir. Gençliğimden beri içimde suni depremler yaşar, ardından artçıları ile sarsılır, sonra tekrar durulurum. O sebeple Bodrum depreminde olayın gerçekliğini anlamam biraz farklıydı. Yaşayanlar bilir, panik atak o kadar fazla korkuyu ve semptomu bir arada yaşatır ki, sevmediğiniz birine beddua etmek isterseniz, “Panik atak ol” demeniz yeterlidir.

    O derece kötü bir duygudur ki önce deprem ile başlarsınız, yer altınızdan kayar gider, üstüne bir de kalp krizi geçirirsiniz ve bütün bunlar bittiğinde siz zaten meydan dayağından çıkmış kadar olursunuz.

    Panik bozukluk da deprem gibi kalleştir. Uykunuzun en güzel yerinde sizi uyandırır ve çaresiz bırakır.

    O geceye dönersek, önce panik atak geçirdiğimi zannedip, her zamanki rutinimi uyguladım. Yatağın içinde büzüşüp dua ederek tekrar uyumaya çalıştım, ama yok bu bambaşka bir şeydi. Dışardan sesler geliyordu ve işin kötü tarafı ben yapayalnızdım Bodrum’da.

    Sarsıntı durur gibi olunca salona gittim ve beklemeye başladım. Biraz mola almıştı deprem. O esnada insanlar uyanmış, evlerinden çıkmış, avludaki yüzme havuzunun etrafında korkuyla, hararetle konuşmalar başlamıştı.

    Geçen haftaki yazımda, insanın zaman içinde anne babasına benzediğinden, ama onların iyi yanlarından ziyade, kötü yanlarını taklit ettiğinden bahsetmiştim. Bu aklıma geldiğinde, keşke onların cesaret ve girişkenlik gibi huylarını alabilseymişim diyorum.

    Salonda korkular içinde ne yapmam gerektiğini düşündüm. Belki aşağıya inip kalabalık ile beraber olmaktı doğrusu, ama ben bunu yapmadım, daha doğrusu yapamadım.

    Utangaçlığım korkuma baskın çıktı ve huzurlu bir teslimiyet ile televizyonu açtım ve haberleri izledim.

    Dışardan gelen siren seslerine, konuşmalara, deprem yorumlarına sanki ben bu depremden muafmışçasına kulak verdim. Kadere inanmanın ve her şeyin olacağına vardığını düşünmenin en iyi yanı bu olsa gerek.

    Uykusu kaçmış çok sevgili bir dostumdan gelen “Zeynep, geçmiş olsun iyi misin?” mesajı ile yalnızlığım da uçup gitti.

    “Bütün Bodrum sokaktaymış, sence ne yapmalıyım?” diye sorduğumda aldığım cevap neşemi de yerine getirmişti.

    “ Bodrumlu zaten uyumaz, depremi bahane etmiştir, sen yat uyu artık bir şey olmaz.”

    Evet, çok şükür bir şey olmadı.

    Bodrum’u bu büyük depremden, beyaz küçük iki katlı evleri korudu. Bizler de o evleri gözümüz gibi koruyalım ve Bodrum sadece eğlenceden sallansın.


    Yorumlar



    İlgili Haberler