• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Sami’nin mektubu

     Çok acılar, çok dirençler yaşandı bu ülkede… Geçenlerde cezaevinden dışarıya taşıdığım dosyalara bakarken Sami’nin (Özbil) 16 yıl önce kaldığım mahpusa gönderdiği mektubuna rastladım.  Nasıl bir duygu sağanağına düştüm, tarifi yok. Birlikte başladık sayılır edebiyata.E Tipi operasyonlarından sonra F Tipi’nde yazdığı ilk mektuptu bu… Sami hala içerde…  Sanırım mahpusluğu 15. yılı devirdi. Tek kişilik hücrede yaşıyor yıllardır. Ceylan yayınlarından çok kitabı çıktı. Buradan kutluyorum direncinin bayramını; tüm mahpus arkadaşlarımın, mahpusların. Sami’nin 15 yıl önce yazdığı mektubuyla onurlansın bu bayramda bu köşe…

     

    Merhaba Birol,

    Kaç zamandır düşünüyordum sana yazmayı. Gebze’de mi, Bayrampaşa’da mı diye düşünürken bugün gelen mektubunla yerini de öğrenmiş oldum. Artık Bayrampaşalı oldun gibi… Moralinin ve sağlığının iyi olmasını diliyorum.

      Buralar bildiğin gibi… Geliş hikâyemizin en güzel bölümü, bir saat kadar pencereden izleyebildiğimiz Tekirdağ açıklarıydı. Yer yer laciverde çalan sonsuz maviye doya doya baktık. Denizle gökyüzünün buluştuğu o son noktayı -ufku- gördük. Altı yıldır ilk kez böyle güzel bir gezinti oldu. Hem de tam, “ya şu kış ayında Bodrum’u dolaşabilseydik, ne hoş olurdu” diye Arif’le “planlar” yaptığımız günlere denk geldi.

      İkinci günden beri şu tek kişiliklerdeyim. Tanıdıklarından Aytunç, Müslüm, Muhammed ve Polat Hasan da burada. Aynı koridordayız. Her birimiz ayrı havalandırmalara çıktığımızdan birbirimizi göremiyoruz. Neyse ki seslerimiz birbirine ulaşıyor. Çok güzel kuş ötüşlerini dinliyoruz her sabah. Henüz cezaevi hoparlörü sakinken uyanıp, penceremi onların merhabalarına açıyorum. Doyumsuz bir zevk onları dinlemek… Havalandırmada çok sayıda uğur böceği var.”uç böcek” yapıyorum onlara ama… Uçmuyorlar. Baha’nın güvercinleri misali çok çabuk alışmışlar buraya. Ben mi? Benim için özel bir sorun değil burada kalmak. Bu politik kapışma elbette önemli fakat mesele kendini üretmeye kaldıktan sonra mekân çok tali bir etmen olur bu hususta. Bir kişi, on kişi… Eninde sonunda hapishane… Tabiki dostluklar, ortak sevinçler vb. bir sürü şey sayılabilir ama nihayetinde bunların paydası da ortak üretim… Bu mekândaki yaratımla da ortak duyumsayışı başarmak mümkün bence… Tabii daha tek kişiliklerin insan psikolojisi üstündeki etkilerini anlayacak denli birikim edinemedik buralarda. Bakalım…

      “Komşularımla” aram iyi… Bazen Muhammed’le atışıyoruz… Gebze’de yaptığımız gibi… Hasan’la sık sık tartışıyoruz ama ikimizin de kulakları tam işitmiyor ki, birbirimizi sürekli yanlış anlıyoruz. Bu sırada ortaya epey komik diyaloglar çıkıyor tabii… Aytunç, Neşat Ertaş türküleri söylüyorsa da bize ulaşmıyor sesi… Kendi söyleyip kendi dinliyor. Yalnız arada bir  “haydiii…”, “amanıııın” nidaları geliyor buraya.

        Sabah ve gece okumalarını seviyorum. Ali Hıdır’ın şiir okuyan sesi yankılanıyor bazen. Türkü ve marşlar söyleniyor. Tahmin edebileceğin şeyler… Canlı, sevinçli bir ortam… Köylülerimizin yanık sesleri alıp götürüyor bize başka diyarlara…

      Cezaevinin zorunlu radyosunda bir süredir arabesk yok. TRT FM dinleyicisiyiz. Bolca sanat müziği var. Ben öteden beri sevdiğim için zevkle dinliyorum ya, bazı arkadaşlar “Sivas, Sivas olalı böyle zulüm görmedi” demekten kendilerini alamıyorlar. En çok dinlediğimiz reklâm “şu mintaxla canım mintaxla” olanı… Televizyonlarda da var mı bilmiyorum, çocukluğumuzun markası ve reklâmı… Aytunç’la başımız dertte. Saatlerce gazetelerin içine gömülüyor. Devlet ilanlarını dahi okuyor. Yani hangi tarihte hangi mahkemede ne davası var, icra ilanları filan; her şeyi okuyor.

     Henüz kitabım yok, bu da canımı sıkıyor. En son Gebze’de “Tekelistan”ı getirecekti ailem. Şu sevk hikâyesi olunca o da yattı. Bolca gazete okuyorum. Haftada bir yayınlanan ÖSS sorularını çözüyorum. Aklıma gelmişken, bu yıl giriyorum üniversite sınavlarına. Belgeler evde herhalde. Sınavdan önce herhangi bir işlem yapmıyoruz değil mi? ÖSYM kılavuzunu kaybettim. Deneme sınavlarında ortalama 65-70 net çıkarıyorum. İlk 45 soruda, dilbilgisi ile ilgili sorular dışında bir-iki fire var yalnızca. Dil bilgisi bela… Kök, yüklem, çatı, belgisiz sıfat, zarf gibi bilgi gerektiren, artık lise yıllarında kalmış şeyleri hiç hatırlamıyorum. Tarihten bir-iki fire var. Coğrafya berbat… Grafiğe ve teknik bilgiye dayalı hiçbir coğrafya sorusuna yanıt veremiyorum. Son on soru, felsefe, tümüyle doğru oluyor. Dil bilgisi ve coğrafya çalışmak için kitap istedim, henüz alamadım. 75-80 net çıkarırsam, İstanbul’da bir üniversite olur galiba. Gebze’ye gelmeyi deneyeceğim, olursa çok iyi. Matematik sıfır net…

      Şiire devam ediyorsun değil mi? Veysel Çolak’ın şiirlerin hakkındaki değerlendirmeleri epey yüreklendiriciydi. Gelenlerin içinde “en yetkin şiir” demişti gönderdiklerin için. Demek güçlü bir damar fark etmiş o da. Şiirlerini bana zaman zaman gönderirsen sevinirim. Ayrıca bir zaman şiir teorisinde ısrar ediyordun, bu konuda okuduklarından çıkardığın notların veya fikirlerin varsa, bana ulaştırırsan çok iyi olur. Senin not defterlerinden epey faydalanmıştım Gebze’de…

       Ben öykü ve denemede ısrar etmek istiyorum. Denemeyi epey istiyorum çünkü kendimi en rahat denemede ifade edebileceğimi hissediyorum. Tabi deneme üzerine de epey okumama lazım. Zihnimden çok hızlı okuyor, birbiriyle ilgisiz bir sürü konu tuhaf bir örgüde birleşiyor.  Bu karmaşık örgüyü yazına dökmek için de istiyorum ayrıca. Tabii şimdi olanaklı olan tek şey mektup yazmak… Şiir adına devrik cümleler kurmak, az biraz da aralara imge serpiştirmek.

       Yaşadığımız günlere değinmiyorum. 1996’daki gibi metanetle karşılayamıyorum ölümleri… Sulu göz bir genç adamım anlayacağın. Bundan asla rahatsız da değilim. Biraz da içinde olmamaktan…

    Bu tarafta esas handikap çift başlılık, çift liste… Bunu mutlaka önlemek/gidermek gerek. Çerçeveleri yol aldırıcı, temel değerlerden asla indirim yapmayan, vaziyeti iyi çözümleyen bir anlayışla yürümek lazım. Umarım 96’daki gibi karakolluk olmayız (…) Görüşmek dileğiyle sevgiler…

     Sami Özbil/ Tekirdağ F Tipi Cezaevi- 2001


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları