• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Sanatın ardındaki gerçek…

     

    Görsel olanın, hayatın dışında ama ona eklemlenmiş başka estetik dili var. Resim ve fotoğrafta zaman izleyicinin düş gücüne çekilir. Durağan gerçek, zamanın dışına taşarak sonsuzlukta yeni anlam katmanları yaratır.

    Gerçek ve sanat arasındaki ilişki öteden beri çetrefilli gelir bana. Platon, idea’nın silik bir gölgesi olarak varlık evreninin, sanattaki yansımasını gölgenin de gölgesi olarak gördüğünden küçümser sanatı. Aristo, hocasının aksine estetiği -doğanın taklidi anlamında ‘mimesis’ der buna-  içgüdüsel bir devinim olarak olumlar, hayata katar.

    Metin Erksan’ın 1965 yapımı o kült filmi Sevmek Zamanı, sanat-hayat ilişkisinin enfes bir analizidir aynı zamanda. Filmin kahramanı Halil, Adalar’da boya yaptığı evin kızının fotoğrafına âşık olur. Bir yıl boyunca gizlice boş köşke gelir ve saatlerce fotoğrafı izler. Bir gün arkadaşları ile köşke gelen kız (Meral) onu yakalar. Meral aşka kırgın ama açlığını çeken bir kadın… Âşık olur Halil’e… Artık aslı karşısındadır Halil’in. Ancak Halil Meral’e değil, onun fotoğrafına âşıktır. Filmin can alıcı mesajı Halil’in ağzından dökülen şu cümlelerde gizlidir; “Resmin sen değilsin. Resmin benim dünyama ait bir şey…”

    Sevmek Zaman’ın da Meral gerçeğin, Meral’in fotoğrafı sanatın gücünü temsil eder. Filmin sonunda Meral’in evlendiğini gazeteden öğrenen Halil, gelinlik giymiş bir cansız manken alır, Meral’in fotoğrafı ile birlikte sandala bindirir ve gölde gezdirir.  Sanatın gerçeğe direnişi olarak da okuyabilirsiniz o sahneyi. O sırada gelinliği ile gelen Meral sandala biner, fotoğrafı ve gelinlikli mankeni göle atar. Halil ilk kez fotoğrafa duyduğu aşktan, gerçeğe yönelir. Heyhat, bu sırada Meral’in evlendiği zengin züppesi Başar gelir ve ikisini de sandalda silahla öldürür. ‘Gerçek aşk’ yaşayamamıştır işte… Oysa ‘sanatsal olan’ hep sonsuz kalacaktı.

    Filmde çok az oyuncu var ve mekânların hepsi ıssız… Bu yalnızlık, filmde çatışan bütün duyguları daha sade ve belirgin hale getiriyor. Ya deniz, ya göl, ya da yağmurlu havalarda sahneler… Suyun arındıran saflığına imgesel bir gönderme olarak su mekânlarının seçildiğini varsayabiliriz, bu da sanatsaldır.

    Sevmek Zamanı’ndaki ‘gerçek aşk’ ile ‘sanatsal olana aşk’   arasındaki çatışma, çok katmanlı bir çatışma olarak okunmalı… ‘Gerçek olan’da iyilik kadar kötülük, sevgi kadar kin de vardır. Oysa sanat, gerçeğin estetik boyutlarda yeniden üretilmesi ise orada sadece güzelliğin büyüsünden söz edebiliriz.

    Hiçbir sanat yapıtı yoktur ki, izleyenini iyiye yönlendirmesin… Acı yüklü bir şiir aslında acıyı imgelerin gücüyle insancıllaştırır, katlanılır hale getirir, acının içine kattığı sevgiyle onu hüzne dönüştürür.  Tüylerinizi ürperten bir savaş filminden size kalan, öldürmenin olağanlığı değil, yaşamın erdemidir. Sanat travmadan yola çıkarken, iyicil olanı kalıcı hale getirir.

    Aslında Meral gibi aşka inancını kaybetmiş bir kadını aşkın gerçeği ile yüzleştiren de Halil’in fotoğrafa duyduğu aşktır. Filmin bir sahnesinde “Sen bir fotoğrafa böyle âşık olabiliyorsan, ben de seni seveceğim” gibi bir konuşma geçer. Ama ne zamanki Başar’ın ihtirası devreye girer, aşkın yaşama şansı kalmaz. ‘Gerçek’, sanata karşı kötücül zaferini ilan etmiştir.

    Hadi bir pencere daha açalım… Doğası bu denli iyicil olan sanatın yaratıcı öznesi sanatçılar, sanatını ne kadar taşıyabiliyorlar?  Mesela Türkçe şiirin güçlü kalemlerinden İsmet Özel’in Sivas katliamını cihat diye alkışlamasını, Ezra Pound’un sanatı faşizmi bekçisi olarak savunmasını nereye koyacağız? Valla, bu sorunun en kestirme cevabı şu, “Şeyh Uçmaz mürit uçurur.” Sanatçının dünyası, bir bütün sanatın kendisi değildir. İnsanın bütün karmaşasına, tutarsızlıklarına, zayıflıklarına sahip bir insan tekidir sanatçı da. Hatta sanatla kurduğu ilişki, çoğu kez gerçek yaşamda rotayı şaşırmasına, nevrozlu bir ruh haline kapı aralar.  Kutsayan sanatseverdir yani sanatçıyı, sanatçı ne kadar narsist olursa olsun kendini idealleştirecek kadar güçlü olamaz.

    Bu kadar uzatmaya gerek var mıydı? Bütün bunları şunun için yazdım aslında… Hayatınızda sanat yoksa her şeyiniz biraz eksiktir; sanatsal olan, sağaltır.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları