• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Savaşta ve Barışta

    Anadolu’nun en ücra köşelerinden birinde köy kahvesinde oturuyoruz, yine bir bombalı araç saldırısı geçiyor haberlerde. Otuzun üzerinde ölü olduğu sadece alt yazıda sağdan sola doğru kayıyor.

    Otuzun üzerinde ölü…

    Otuzun üzerinde ölü…

    Her biri yanmış, parçalanmış, iç organları patlamış insan bedenleri.

    Sonra beyaz saçlı, kısa boylu, cenaze evinde dahi sırıtma arsızlığı gösteren devlet erkanı çıkıyor ekrana.

    Devam edecek diyor, terörle mücadelemiz sürecek diyor. Katıldığı toplantıda alkışlar kopuyor, sloganlar atılıyor. Kahvedeki gergin ergenlerle dişleri dökülmeye ramak kalmış yaşlılar da aynı kararlılıkta. Hak veriyorlar, hak alıyorlar.

    Senin, benim gibi insanların gerçekliğinden uzak bir tavır sergiliyorlar. Başka bir ülkenin atanmış diplomatı gibi insan canlarını birer saman yığınına benzetene canımız feda diyorlar.

    Araçta bulunan, kendini acımadan patlatanın adı, soyadı ve yaşı geçiyor. Yirmi üç yaşında genç bir kız. Canice işlenmiş bir cinayet, bir katliam, bir vahşet var ortada.

    Oysa başka bir gerçeklik var, bu yaşta bir genç kızın vücuduna bomba bağlayıp kendini patlatma isteğiyle yüzleşmediğimiz sürece kentleri yıkmanın, tanklarla toplarla henüz alfabeyi öğrenmemiş çocukların canını alarak terörle mücadele etmiş olmuyoruz.

    Cizre’de evleri yıkarak, Sur’un tarihini yok ederek, Cerattepe’nin doğasını alaşağı ederek kendi hegemonyanı kuruyorsun, devletin uslu çocuğu olmak yerine sesini çıkaran mert yüreklere vurduğun her darbe onları büyütüyor, görmüyorsun. Otuz yıl önce yirmili yaşlardaki üç gencin bir araya gelip kurduğu hareket bugün Ortadoğu’yu dizayn ediyor, farkında olmuyorsun.

    Düşmanların seninle alay ediyor, küçümsüyor, bugün Avrupa’nın önde gelen her basın merkezinde “diktatör” diye anılıyorsun, ancak yanındaki soytarılardan aldığın gazla kendini dünya lideri zannediyorsun. Değilsin, sen de biliyorsun.

    Munzur’un suyunu içen, Dicle’nin serin sularında çimen yiğit çocuklar seni yenecek, biliyorsun.

    Dersim’den Zilan’a, Botan’dan Eruh’a ve Amed zindanlarına kadar hiçbir yerde bu çocukların ahı yerde kalmadı, kalmayacak. Biliyorsun…

    Bu çocuklar savaşta ve barışta arkasında durdukları gerçeğin peşinden hiç vazgeçmediler. Sen de vazgeçiremeyeceksin…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları