• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    SAVRULMALAR VE ÖZGÜR TUTKULAR

     

    Geleceğe dair umutlarını sürekli öteleyenler, farkında olmadan mutsuzluğu kanıksarlar. Gayri iradi yaşamın üstüne çöken karabasanlar bir türlü dağılmıyorsa, gözlerin ufukta beklediğine yürek artık temkinli bir yorgunlukla bakar.

    Bencil yargıların methiyeleri sahte ayetler gibi etrafımızı sarmışken neye nasıl inanacağız? Kendimizi yanıltmadığımızın güvencesi var mıdır? Tecrübe söyler, insan en çok kendisini yanıltır!

    Bireyi bireyde teslim alıp çatıştıran adına düzen dedikleri düzensizliğin sinsi tuzaklarıyla nasıl baş edeceğiz? Yalnızlıklar avuntusunda, sonsuz sömürüye tabi tutulan ve hakikati dağıtılan insanı toparlayacak gücü nereden bulacağız?

    Ekosistemdeki milyonlarca canlının cinayet faili yıkıcı zekâ insanını dizginleyecek manevi doyumu nasıl yaratacağız? En önemlisi vicdanını yitirene, vicdanı nasıl anlatacağız?

    Gerçi Sadi Şiraz-i bu tür cahil bilmiş zerzevat için bilgece teşhisiyle bizleri aydınlatır “Sorun cahil olması değil, kendini âlim sanması!”

    Şiddet tapıcılığından saltanatlar kuran “misyoner seçkinler” bu cüreti korkularımızdan alıyor olmasınlar! Yoksa hayatlarımıza nasıl böyle destursuz girebilsinler ki!

    Sınanmalar girdabında tutulan bireyin, kendini sürekli kanıtlama kısırdöngüsünde araması paradoksların en büyüğüdür.

    Herkesin birbirini hasım olarak tarttığı ve sosyal içgüdüler üzerinden karşıtlaştırdığı gerilimi sonlandıracak çözümlere kafa yormalıyız. İnsan olarak normların kulluğunu terk edip insani ölçülerde normalleşebilmeliyiz.

    Bu anlamsız tüketim ve üretim rekabeti kimlere yarıyor? Ömrümüzü neyle-nelerle takas ediyoruz? Son kertede tükettiğimiz bizzat biz değil miyiz?

    Sindirmeden hayatı çok hızlı yaşıyoruz. Normal hızının on kat fazla zamanı hırpalıyoruz, tatsız tuzsuz bir halde nesneleşiyoruz. Geleceğe dönük hayaller bile kuramıyoruz. Günü birlik savrulmalar keşmekeşinde tükeniyoruz.

    Bizleri asıl sakatlayan şey, özgür tutkularımızdan korkuyor olmamız… İçinde yaşıyoruz sandığımız rejimlerin dizayn ettiği sınırlar, özgür tutkularımızı hunharca örselemiş.

    Bilgeler her zaman söylerler; özgürlük kolektif bir hayal gücüne dönüşürse önünde kimsecikler duramazlar…  O halde özgürlüğe dair hayallerimizi birleştirip yaşam gerekçemize dönüştürelim.

    Kamusal alana sahip çıkmayan ve özgürlüğünü sağlamayan hiçbir toplum demokrasi, edebiyat, sinema, sanat, resim, mizah ve tiyatro alanında da söz sahibi olamaz.

    Zorlu süreçlerde yaşamak, olağanüstü gerçek yapıtların fırsatını ortaya çıkarır. Bunu ebedileştirecek olan ise o toplumun lehine cesur duruşlar sergileyen aydınların varlığıdır.

    Sus pus olup kuytu köşelere sinenler ve zorluklarda topluma sırtını dönenler ise halkların kolektif belleğinde hiçbir zaman hatırlanmazlar.

    “Son ana kadar insan kalmak, düşüncelerinden vazgeçmemek, asil insanların felsefesidir.”

     Fidel Castro


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları