• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    SEÇİMLER VE SİYAH PERDE

    YSK darbesi Kürt halkının direnişi ile püskürtüldükten sonra şimdi H.İbrahim Oruç şehidimizin buruk acısıyla kolları sıvama zamanıdır. Ben de bugün burada bir yandan seçim sürecini bir yandan da çatışmazlık sürecini irdeleyeceğim ki bu iki süreç iç içe geçmiş durumdadır ve aralarında büyük bir etkileşim söz konusudur. İkisinden de Kürt özgürlük hareketinin ve Türkiye demokrasisinin azami kazanım elde etmesinin yolu ikisini birarada ele almaktan ve bu iki sürecin oluşturduğu eylem alan ve olanaklarını çokişlevli hale getirmekten geçiyor. Statü partileri telaş içinde hantal yapılarını harkete geçirme, rölantideki zihinlerini tetiklemeye çalışırken, tartışma ve eylemi günlük ekmeği haline getirmiş BDP için seçim süreci mücadelenin yeni bir aşaması olacak. Statü partileri irtibat büroları için kiralık dükkan ararken, biz zaten irtibat halindeyiz her alanda. Kürt halkı siyaset alanında nicedir yoğun bir iletişim içindedir. Şimdi Demokratik Özerklik örgütlenmelerimizi, kurumlarımızı, çözüm çadırlarımızı, hepsini seçim irtibat büroları olarak kullanırken, seçim için oluşturacağımız odakları, koordinasyon merkezlerimizi ise sivil itaatsizlik kurumlarına, Demokratik Özerklik nüvelerine dönüştürmeliyiz. Seçim kampanyası demek hareketlilik ve esneklik demektir biraz da. Bunlar ise özgürlük mücadelemizin bize fazlasıyla kazandırdığı özelliklerdir. Şimdi statü partilerini bu özelliklerimiz ve olanaklarımızla kampanyalarının orta yerinde şaşırtma, felç etme zamanıdır. Seçim kampanyamızı Demokratik Özerklik inşamızın bir aşaması ve aracı, propaganda faaliyetlerimizi çatışmasızlık sürecinin anlamlaştırılması ve adaylarımız etrafındaki buluşmalarımızı sivil itaatsizlik eylemleri haline getirirsek bu bizim için kolay olacaktır. Seçimlere Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun çatısı altında bağımsız adaylarla gidiyoruz. Bu da bizim için yeni ve önemli bir olanaktır. Statü partileri katı ve donuk parti yapılarını seçimlerden sonra da muhafaza etmeye çalışacakken, biz seçim sürecinde oluşan bu özgürlük bloğunu kalıcı bir cephe haline getirmeli, bir süredir rafa kaldırılmış gibi görünen Çatı Partisi girişimi yönünde adımlar atmalıyız. Kürtler siyasi bilinçlerinin geldiği bu olgunluk aşamasında barışa ama ancak onurlu bir barışa her zamankinden daha hazır. Ama Türkler için aynısını söylemek mümkün değil. Yani bir Türk sorununun aşılması gerekiyor. Kürtler empatiyi iyi biliyor ve buna göre söylemler üretiyor ama Türk halkı henüz empati geliştirebilmiş değil. Bloğa katılan Türkiyeli sosyalistler ve aydınlar bu açıdan bir öncülük görevi üstlenmelidir. 78′liler Girişimi’nin öncülüğünde kurulan Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma Komisyonu’nun çalışmaları sonucu bu cezaevinde halkımızın kahraman evlatlarına yapılan işkencelerin yargıya taşınıyor olması seçim çalışmalarımızla Hakikat ve Adalet Komisyonları fikrinin ne kadar ilintili olduğunu ve bir yandan seçim bir yandan da çatışmasızlık süreci açısından ne kadar önemli olduğunu göstermiş olmalı. Kürdistan’da ve Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı kentlerdeki başarımız artık devlet medyasının gazetecileri tarafından da kabul ediliyor. Bu başarılı duruma bütün ülke sathında gelebilmek için Türk halkında empati üretmemiz gerekiyor ve bu yüzden seçim çalışmalarımızı Hakikat ve Adalet Komisyonları perspektifi ile sürdürmeliyiz bir yandan da. Bunun için pratik ve interaktif bir öneride bulunmak istiyorum. Bu önerimin hem pratik hem de sembolik olarak devletin kara propandasının etkisini bertaraf etmenin bir yolu olacağı, Türk seçmenlerin gözüne inmiş kataraktı iyileştireceği kanısındayım. Bu konuda sivil toplum örgütlerinden, derneklerden çok şey bekledik, burada kimseyi suçlamak istemiyorum ama olmadı. Mesela İstanbul ve diğer birçok Batı kentindeki çözüm çadırlarımızda sergiler açılsa. Çadırın bir tarafındaki panolara savaşta düşen gerillaların diğer tarafındaki panolara ölen askerlerin fotoğrafları asılsa. Araya bir siyah perde çekilse. Çadırın bir yanından Barış Anneleri, diğer yanından Asker Anneleri girse. Babalar girse. Ve her defasında bir süre sonra siyah perde açılsa. Beyaz yemeniler karşılaşsa. Kucaklaşsa. Biraz önce kendi çocuğuna bakan anne biraz sonra bir başka annenin acısına ortak olsa. Empati en hassas buluşmadan yayılsa. O zaman soracaktır savaşın kara propagandasının etkisi altındakiler de: Bu gençler ne istiyordu, neyin uğruna öldü? Bu gençlerin kolları, bacakları, diğer uzuvları neden parçalandı? Kim hangi hınçla bu ölmüş insanları yerlerde sürükleyerek, çekerek, tekmeleyerek hakaret etmeye devam etti? Bu kadar nefreti, kini, kim damarlara enjekte etti? Ve bu kirli savaştan kim rant sağladı? Seçim çalışmalarımız seçim sürecinin sunduğu olanaklarla Türk halkını gerçeklerle yüzleştirmeye de yaramalı. Önerimin nedeni budur. Hepimize kolay gelsin.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları