• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Şehit Kavramı Üzerine Tartışma: Kime Şehit Denir?

    Şehit’in tanımı son zamanlarda biraz fazla flulaştı. Her kesimden sol grup, parti, örgüt; devlet, İslamcılar, ırkçılar şehit kavramına sarılmaktadır. Sol-sosyalistler “Devrim şehitleri ölümsüzdür,” diye slogan atarken devlet askerleri için “şehit” diyor, dinciler ve milliyetçiler de şehit edebiyatı yapıyor.

     

    Büyük Osmanlı Lûgat’ına bakınca, kısaca “Savaşta ölen” diyor (s.1.401). Meydan Larousse “Kutsal bir ülke ve inanç yolunda savaşırken ölen kimse. (…) İslam dininin doğuşundan son çağlara kadar şehitlik dinsel bir nitelik taşırdı. Sonraları anlamı genişledi. Vatan uğrunda savaşarak ölenlere de şehit dendi,” (Cilt 18, s. 490). Almanca da Der Blutzeuge; şehit düşmek, Märtyrer; şehit, Gefallenen; maktul düşen, toprağa düşen anlamında kullanılmaktadır.

     

    Şu durumda “şehit” tanımı kimin için kullanılmalıdır?

     

    İslam geleneklerine kaynaklık eden şehit kavramı, sosyalist kavramlara hitap etmiyor. 1968 kuşağı devrimcilerinden tanıdıklarıma ve görüştüklerime sordum, o zamanlar devrimciler şehit kavramını kullanıyorlar mıydı, diye. 68 kuşağının devrimci abileri “şehit” kavramı diye bir şeyin olmadığını söylediler.

     

    “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür” sloganı 1974 sonrası solda duyulmaya başlanmıştır. Bizler, sosyalizm adına İslam geleneklerini sürdürüyoruz. Hem de bunu materyalist felsefeye sığınarak yapıyoruz. Şehit kavramı dinci şeriatçı bir çağrışım yapıyor.

     

    Nazım’ın bir şiirinde “ölenler dövüşerek öldüler güneşe gömüldüler” ifade kavramı çok daha anlamlı değil mi? “Halk kahramanları ölümsüzdür!” , “Güneşin yoldaşları ölümsüzdür!” sloganı İslamcı bir çağrışım olan “devrim şehitler ölümsüzdür” sloganından daha anlamlı ve daha sempatik değil mi?

     

    Bazı örgütler “devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganından vazgeçtiklerini yaptıkları konferanslarda yazdılar ama pratikte hala söylemeye devam ediyorlar. Nazım Hikmet; Şeyh Bedrettin adlı destanında şöyle diyor. “O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim, ama bu yürek. O dilden anlamaz pek.” Dolayısıyla İslami bir terim olan şehit kavramından benim yüreğim bir şey anlamıyor.

     

    Ortaklaştırdığımız düşlerimiz dinlerin etkisinde kalamaz. Sosyalizm düşüncesi ortak düşlerimizin bir aynasıdır. Hegel’in güzel bir deyimi var; der ki, “Güneşin altında olan hiç bir şey insana yabancı değildir.” Dini söylemde ele aldığımızda şehit kelimesi bütün dinlerde var. Ama bu o ülkenin dincileri, sağcıları ve faşistleri tarafından kullanılmaktadır. Avusturya Komünist Partisi; Hitler Faşizmine karşı yitirdiği yoldaşları için şöyle yazıyor. “Die Helden des Zentralkomites Gefallen fuer die Freiheit 1938 Österreich 1945. -Kahraman merkez komite üyelerimiz 1938-1945 yılları arasında özgürlük için düştüler.” Öldürülen merkez komite üyelerinin isimleri de Viyana’da Atigf dernek salonunda asılı duran resimlerin altında yazıyor.

     

    Maalesef İslam kültürü bizi gericiliğin batağına sokup sokup çıkartıyor. Şeriatçı-dinci kültür, devrimci söylemlerimize etki ediyorsa bu sosyolojik olarak incelenmelidir. Çok acıdır ki İslam kültürünün yasakçı gelenekleri, biat kültürü devrimcilik adına savunulmakta ve uygulanmaktadır. Şehit kavramı bizim İslam kültüründen kurtulamadığımızı gösteren patolojik bir vakadır.

    Marx; komüncüler için ” Göğü fetheden kahramanlar ” diye bahsetmiyor muydu?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları