• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Şiire “Aşk ile…” Dokunmak

    Türkiye’de kadın şair olmak zor. Kadın şair olarak kalmak daha zor. Ama Mahire Taş, sanırım bütün bu zorlukların ötesinde çok daha büyük bir zorlukla da başa çıkmasını bilen kadın şairlerimizden. Başka kaç örneği var bilmiyorum ama Mahire uzun yıllar Almanya’da yaşayan bir kadın şair olarak şiirle yolcuğunu ısrarla sürdürüyor.

    İlk göz ağrısı “Tipi Değmiş Düşe” kitabını okuduğumda yaşama ne güzel bir umut penceresinden fırlatmış dizelerini diye düşünmüştüm. Zordur çünkü acının böylesine ağır taşındığı bir dünyada umudun şiirine yaşamın gerçeğini bilerek kulaç atmak.

    Mahire Taş’ın ikinci kitabı “Aşk İle…” geçtiğimiz günlerde Şair Metin Cengiz’in yönettiği Şiirden Yayınları tarafından basıldı ve taze taze TÜYAP’da okurlarıyla buluştu.

    Mahire’nin göçmen bir kadın şair olarak kitabının Şiirden Yayınları’ndan basılması ayrıca anlamlı geldi bana. Şiirden yayınları aynı zamanda Şiirden ismiyle 2 aylık şiir-edebiyat dergisi çıkartıyor. Şiirden dergisi dünya şiirinin güncel örneklerini, şair çevirmenlerinin kaleminden Türkçeye çevirerek şiir dünyasının evrensele açılmasında çok önemli bir köşe taşı… Dünya şiirine bu kadar duyarlı olan Şiirden Yayınları sahibi Metin Cengiz’in, yurt dışında yazan Mahire Taş gibi kadın şairlerimizi yayınevinin bünyesine katması çok değerli bir çaba…

    İlk kitabından bugüne geçen zamanda Mahire’nin şiirlerinin daha bir demlendiğini, daha mistik bir düzleme oturduğunu gördüm. Belki bunu ikinci kitabında yeni bir biçem olarak denemiş. Öyle veya böyle, her halükarda şiir adına sevindirici bir hal bu…

    Aynı duygulu sesi, aynı rahat söyleyişle ikinci kitabında da sürdürüyor Mahire… Aşkı beşeri boyutları ile mistik boyutlarının armonik bütünlüğü içinde imgeleştirirken, tasavvufun sınırlarında geziniyor.  48 şiirden oluşan şiirlerin arasındaki biçemsel ve dilsel ahenk, kitabının bütününü “nehir şiir” olarak da okumaya müsait kılıyor.

    Aşkını yitirmiş dünyada, öznesi okura kalmış aşkı konu alan şiirlerde kimi zaman öznenin, sadece ‘saf aşk’ın kendisi olduğunu düşünüyorsunuz. Özne ile duygu arasındaki sınırların belirsizleştiği,  aşkın kendisinin özneleştiği şiirlerde, yerli yerinde kullanılan, şiirin rahat sesini boğmayan imgeler yer yer müzikli bir ses halini alıyor.  “Kendi yarattığımız ağıtların tutsağıyız şimdi/ bu yüzden aşk kurtaracak bizi bizden” derken şair, aynı zamanda çağa çağın insanına şiir dilinde bir eleştiri yüklüyor.  Aşkın yaşam, yaşamın aşkla anlamlı olduğunun erinciyle yapılan bu sorgulama, içsel bir davet gibi çarpıyor okurun belleğine.  “Herkes kendi cehenneminde yanarken/Ve yalnızca kendi cehennemine yanarken/ Günlerce gecelerce barut ve ateş koktu Cizre/Kimse görmedi duymadı hiç kimse” dizeleri, aslında bütün çağcıl acıların, aşksızlığın karanlık bir görüngüsü olduğunu imliyor.

    Hep bir hüzün, aşkı keşif, aşkla yeniden kendini bulma hali tezahür ediyor Mahire’nin dizelerinde. Kendinden başlayıp insanoğluna doğru yayılan içsel bir sorgulama, kendini aşkın mistik iklimlerinde yeniden bulma çabası…

    “Ellerinden gözlerinden öperim sevgili aşk/ Ellerinle gözlerinle bağışla beni” derken aşk; beşeri bir duygunun ötesinde bir yaratıcı enerjiye, yaşamın arkhe’sine dönüşüyor adeta.

    Mevlana mesnevilerindeki mistik tınının, bugünün insan algısıyla yeniden çoğaltma çabası olarak da okunabilir “Aşk İle…”

    Zor bir işe girişmiş aslında Mahire. İyi de başarmış. Şiirinin yolu açık olsun, “Aşk İle…” diyelim biz de…

    .önder yazı foto 2önder yazı foto 1


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları