• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Soma katliamı ve komünal ekonomi

    Soma katliamı bir kez daha hepimize Türkiye Cumhuriyeti’nde egemen sınıflar ve iktidar mensupları dışında kalan insanların hayatının yine egemen sınıflar ve iktidar nezdinde ne kadar değersiz olduğunu gösterdi. Devlet için bu ülkede yaşayan insanlar savaşta egemenlerin uğruna dökülecek kan, gündelik hayatta ise emeği acımasızca sömürülecek ve vergilendirilecek bir malzemedir.

    Bu yüzden de ne demokratik yasalarla insanların devlet güçleri karşısında can güvenliği sağlanır, ne de iş güvenliğini sağlayacak düzenlemeler yapılır, patronların kâr hırsını sınırlayacak şartlar konulur.
    Türkiye Cumhuriyeti, işçiler, emekçiler için işgücü pazarı olmaktan çok, bir can pazarıdır.
    Diğer taraftan devlet Kürtler’e karşı yürüttüğü kirli savaşın propagandası ile toplumun büyük bir kesimini öyle manipüle etmiştir ki, sanki ülkede sürekli bir seferberlik hali söz konusudur ve patron sömürüsü ile ölüme gönderilen işçilere bile savaş kahramanı gibi bakılması istenir toplumdan.
    Ben Türkiye’deki bu vahşi kapitalizme karşı alternatifi Kürt Özgürlük Hareketi’nin toplum modeli ve üretim tarzı önerilerinde buluyorum.
    Sosyalizmin en modern yorumlarından birini yapan Kürt Özgürlük Hareketi öyle bir toplumsal ve iktisadi örgütlenme modeli öneriyor ki, bu modelde üretim metodları da çalışma süresi de, üretim süreçlerinin hızı da üreticiler tarafından bizzat belirlenecektir. Ve üretim doğaya saygılı olacak, sürdürülebilirliği gözetecektir.
    Bu Kürt Özgürlük Hareketi’nin komünal ekonomi önerisidir. Komünal ekonominin hırs değil ihtiyaca cevap veren üretimi doğal kaynakların sömürüsünü değil sürdürülebilirliğini önemseyeceği için de ekolojik üretim olacaktır.
    Soma katliamı gibi olaylar da, işçi ve emekçi sınıfların dezavantajlı durumları da bu tarz radikal yöntemlerle engellenebilir.
    Abdullah Öcalan yazılarında, görüşme notlarında sık sık Kürtler’in kooperatif ve komünler oluşturma çabalarına hız vermesi gerektiğine işaret eder
    Evet, bunlar sadece yeni bir üretim tarzının değil demokratik özerkliğin de gerekleridir.
    Yani demokratik özerklik, sadece yeni bir siyasi yönetim ve örgütlenme tarzının değil aynı zamanda yeni bir iktisadi üretim tarzının imkanlarını da sağlar.
    İşte bu yüzden demokratik özerklik Kürdistan’da ve Türkiye’nin genelinde örgütlendiğinde gerçek anlamda iş güvenliğinden de ekolojiden de söz etmek mümkün olacaktır.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları