• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Somut Başkaldırının Adı: CEVAHİR

    Hakim sınıfların karanlık bir gününde, savaş siperlerinin tepesinde kızıl bir güneşin yükseldiği günün yıl dönümü 1 Haziran 1971. Vızıldıyan kurşunların ortasında Maltepe de iki adalının devrimci iradesi ve sloganları dört bir yana yankılandı. Hüseyin Cevahir, T.C devletinin ölüm fermanı çıkardığı Dersim’ in Şöbek köyünde doğdu. Cevahir; bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen entelektüeldi. Sosyalist ülkelerde bürokratlaşan ve kastlaşan yöneticilerin izledikleri politikaların nedenleri ve niçinleri üzerine düşünce üreten Cevahir, O zamanlar Sovyetler Birliğinin emperyalist yayılmacı ve baş çelişki olarak dünya halklarının düşmanı olduğunu yayan Doğu Perincek’e tavır alanlardandı. Kemalizmi anti emperyalist görüp ama onunla yola devam etmeyen devrimci önderler arasındaydı Hüseyin Cevahir. 6 mayıs 1972 de Deniz Gezmiş’in ‘’Yaşasın Kürd ve Türk halklarının mücadelesi, Yaşaşın Marxsizm Leninizm ‘’diyen haykırışları Kemalizmden epistemolojik kopuş en son halkasıydı. 1971 devrimcileri Kemalizm konusunda eleştiri haklarını yerini getirdi. ‘’Ben Türk ve Kürt halklarının ortak kurtuluş mücadelesine inanmış bir Kürt Marksist Leninstiyim’’ diyen Cevahir’in değerlendirmesi önemlidir. Düzenin eşitsizliğine ve mutluluğuna çomak soktu. Özgürlük ve bağımsızlık düşüncesini geliştirdi İnsanda değişme isteğinin olması yaşanan toplumsal tarihtir. Kürd ve Türk halklarının özgürlük mücadelesi 1 haziran 1971 yeniden bir doğuştu. Resmi ideolojiden kopuşun en önemli siyasi açıklamasıdır. Hüseyin Cevahir, değişim ve dönüşümün damarı olarak kavranmalıdır. Bilgiye yönelik okunma halinde tarih bilincini, özgür ve eşit yaşamın varlığını, tarihin yaşanmış örneklerini siyaset bilimi üzerinden araştıran ve inceleyen Cevahir örnek bir devrimci idi. Anımsamalıyız ki liderler tarih içinde sorumlulukları, araştırmaları ve pratikte eylemlilikkleriyle ortaya çıkmıştır. Nitekim yaşadığımız coğrafya uygarlığı ve onun temel değerleri demokrasi ve barışı benimsemediği için duyarsızlık ve tutarsızlık söz konusudur. Böyle gelmiş böyle gider kültürü hakim olmuştur. Sorgulayan, araştıran, inceleyen, okuyan ve pratikte var olmanın süreci 1965 sonrası devrimci bir dalganın varlığında görmekteyiz. Dünya da var olan siyasal gelişmelerin yansıması 1968 de her tarafa yayıldı. Türkiye ve Orta doğu da bundan nasibini aldı. Bu açıdan öncelikle 1965 sonrası gelişmeleri bugünün koşullarında değil o sürecin sosyolojik boyutuyla değerlendirmeliyiz. O süreci klasiklerin yetersizliğini ve sansürü göz önüne getirmeliyiz. (ki bugün teknolojik olarak her şey çok gelişkin ama siyasal çözümler de ortada) Hakim sınıfların karanlık günlerinden, haksızlığın vızıldayan kurşunlarından emekçilerin alın terinden ezilen hakların acılarından doğan bir güneşti Cevahir. 1965- 1972 süreci yüreklerin devrimden yana pır pır attığı yıllardı. Kahrolsun emperyalizm, Barış için savaş, Yankee go home sloganları sokakları, dağ taşı inletiyordu. Kürd ve Türk halklarının özgürlük mücadelesi 1 haziran 1971’de yeniden bir doğuştu. Resmi ideolojiden kopuşun en önemli siyasi tavrıydı. Dolayısıyla 1 Haziran değişim ve dönüşümün damarı olarak kavranmalıdır. Cevahir’i mücadelenin bütün evrelerinde yüreğinin ta derinliklerinde, yeni toplumsal düzeni kesintisiz devrim ışığında değiştirmek isteğini görmek gerekir. Bilgiyi ve cesareti bilinçli üreten durdurulmaz isteğiydi bu. Devrimci mücadelede koşturmanın yeri yoktu o her yerdeydi, Tütün , Pamuk, Fındık üreticileri arasındaydı, Grevler de işçiler arasındaydı. Bazen köylü mücadelesinde köylüler arasında bir traktör üzerinde konuşan, bazen bildiri yazan, bazen de bildiri dağıtan biri olarak işçilerin, köylülerin ve öğrencilerin arasındaydı. Hüseyin Cevahir düşündüğünü pratikle buluşturan ve savaşım veren, okuyan araştıran ve özelliği olan biri olarak tanınıyor idi. Kürdistan üzerine çalışması Parti siyasetini belirlemek için araştıranlardan biriydi. Rapor halinde parti, merkezine sunuyordu. (Yılmaz Güney’in 1 Eylül anma etkinliğinde Rıza Enis ile yaptığımız görüşmede ben bu raporları okudum dedi. Ama bu raporlar partinin yayın organında ne çıkıyor ne de broşür olarak yayınlanmadığını söyledi) Cevahir’in entelektüel edebiyatçı yönü sol içinde pek bilinmiyor. Oysa 1965-1971 yılları arasında çok önemli dergilerde hem yazı yazan hem de edebiyat eleştirileri yapan bir yanı var idi. Kapitalist ahlakın zehiriyle karşı karşıya kalan sanat ve edebiyatın zehirlenmesine tavır alan ve o zehirlenmeye siyasal eleştirilerle katkı sunan, yazan çizen bir düşünürdü. O bir edebiyatçı O bir entelektüeldi ve sanat ve edebiyat çevrelerinde öyle biliniyordu. |‑——-Devamı Haftaya——–|


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları