• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Sorunun kökenine inmeden terör biter mi?
    Sorunun kökenine inmeden terör biter mi?
    30 Mart 2016 14:47
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Öncelikle şunları belirterek yazıma başlamak istiyorum.

    Ben hiçbir örgüt, dernek ya da bir partiye ya da benzeri bir kurum ve kuruluşa üye değilim.

    Hiçbir tür terörden yana değilim.

    Hiçbir terör olayını benimsemiyor, onaylamıyorum, tam aksine terör olaylarını tel’in ediyorum. Lanetliyorum. Kınadım, kınıyorum, kınayacağım da…

    Yıllar önce CHP’ye üye oldum, bir sorunun bu partide çözülemeyeceğine inandığım için oradan da üç yıl önce istifa ettim.

    Bu böyle biline…

    Şimdi gelelim konumuza. Bir terör eyleminden hemen sonra ya da az sonra;

    Hamasi laflar etmeyi,

    İnsanları birbirine düşmanlaştıracak suçlamalarda bulunmayı,

    “Şu kadar TNT kullanılmış, bilmem şu kadar bilmem ne kullanılmış,

    Yok terörist şu ilden yola çıkmış, şu ile gelmiş oradan kuşanarak şuraya gelmiş, şu kadar yol kat etmiş, şu kontrollerden geçmiş,

    “Terörizmle mücadelemiz devam edecek,

    “Bu ve benzeri eylemler bizi mücadelemizden alı koyamaz,

    “Son terörist de etkisiz hale getirilinceye kadar terörle mücadelemiz devam edecektir,

    “Akan kan yerde kalmayacaktır,

    “Misliyle cevap verilecektir,

    “Bunun hesabı sorulacaktır” ve benzeri hamasi sözlerle terörizmin önüne geçilebileceğine hiç mi hiç inanmıyorum.

    Her olayın sonunda ölenlere rahmet, cenaze sahiplerine başsağlığı dileyerek bir yere varılacağına inanmıyorum.

    Ayrıca; eylemi yapan örgütü ya da suçlu olan örgüt üyelerini suçlamakla bir anlamda toplum rahatlatılmış sanılıyor. Adı üzerinde. Suçluyu suçlayarak bir yere varamazsınız.

    Yahu bunlar adı üzerinde suçlu.  Bunlar zaten suçludur.

    Ne yazık ki her terör olayından hemen sonra tekrar edilen bu ya da benzeri sözler artık insanlar üzerinde bırakın olumlu bir etki bırakmasını, tam tersine moral bozukluklarına neden oluyor düşüncesindeyim. Toplumun, yönetenlerin üzerindeki güvenirliği azaltmaktadır.

    Bu denli söylemler artık toplumların karnını doyurmuyor.

    Bütün bunların yanında Ankara’da üç büyük terör eylemi yapılıyor; Ankara düne kadar emniyet müdürsüz. Vekaletle yönetiliyordu. Bu düşündürücü bir tavır takınma değil midir?

    Ankara’ya emniyet müdürü atanması için vahiy mi bekleniyordu ki terör tüm hızıyla devam ederken…

    Senin görevin sana bağlı kurum ve kuruluşlarla bu eylemlerin olmasına mani olmaktır.

    Senin görevin bu terör eylemlerinin altında yatan nedenleri bulup ortaya çıkarmak ve göz ardı edilmiş sorunların derinliğine inmektir.

    Mesela bu küçük aklımla diyorum ki “Kürt Sorununun” sağlıklı ve hızlı bir biçimde çözülmesi,  terörizmin köküne kibrit suyu dökmek olur. Terörizmi kökünden sökmek olur.

    Tabi bu daha benim naçizane görüşüm.

    Ayrıca cezaları arttırarak, ya da yeni suçlar tarif ederek, terörizmi bitirmek kanımca olası değil.

    Terörizmin nedeninin ana kaynağına inilmeden, ağıtlar yakarak, altı milyon oy almış bir partiyi suçlayarak, o partiye oy vermiş altı milyonu aşkın insanları zan altında bırakarak, bir anlamda mahalle baskısı yaparak, sorunu çözemezsiniz. Tam aksine bir tarafı diğer tarafa düşman edersiniz. Gün gelir bu düşmanlaştırma, terörizmin bin katı büyüklüğünde olaylarla bizi karşı karıya bırakabilir.

    Bakın, bir yıla yakın bir zaman içinde sekiz çok önemli terörist olay oldu. Canlar kaybettik.

    Niye oluyor?

    Neden oluyor?

    Niçin oluyor?

    Nasıl oluyor da bu olayların önüne geçemiyoruz?

    Bu olayların temelinde yatan sorunlar nelerdir? sorularına sağlıklı ve aklıselim içinde, tarafsız bir biçimde cevap aramak lazım.

    Bence canlı bomba olmayı gerektiren koşulları ortadan kaldırmak birincil görevimiz olmalıdır. Dağa olan rağbetin nedenlerini, niçinlerini enine-boyuna düşünerek doğru bir karar vermek zorundayız.

    Görüşmek dileğiyle.

    Dostça kalın…

     “Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYEdönüştürülsün.”

    “SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

     

     SICAKLIĞIN

    Karda, kışta,

    Soğukta, ayazda.

    Bardaktan boşalırcasına

    Yağan yağmurda,

    Seni anımsarım.

     

    Zozanda

    Dişler birbirine vurur,

    Vücuda elektrik çarpmış gibi olur

    Titrer durur.

    Ben Seni anımsarım.

     

    Mangal ısıtmaz,

    Yorgan kar etmez,

    Sobaya odun yetmez,

    Isınmak bir hayal gibidir.

    O zaman seni hatırlarım.

    Ne yapayım

    Ancak sıcaklığın ısıtabiliyor beni…

     

    Recep Yılmaz


    Yorumlar



    İlgili Haberler