• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    SURİYE GERÇEĞİ

    Başbakan da Dışişleri Bakanı da ne zaman Suriye’deki rejime ilişkin konuşacak olsalar, sözü hemen Suriye halkının mutluluğuna, özgürlük ve insan haklarına getiriyorlar. Türkiye’nin tarafının Esed’in karşısında ve Suriye halkının yanında olduğunu ilan ediyorlar.İyi hoş da, buna kim inanır, buna kimi ikna edebilirler? Üstelik işte Suriye’deki Kürtler’in PYD önderliğinde Batı Kürdistan halkının kentlerinde özerklik ilan etmesinden ve kendi kendilerini yönetmeye başlamasından sonra Erdoğan ve Davutoğlu Suriye’ye ilişkin popülist söylemlerini tekrarlamaya devam etseler de despot niyetlerini hepten saklayamaz oldular. Bir yandan Suriye’ye olan ilgilerinin gerçek nedenini kamufle etmek için halkın mutluluğundan, özgürlüğünden dem vurmayı sürdürüyorlar, diğer yandan da kendilerinin hayal bile edemeyeceği raddede özgürlükçü olan Batı Kürdistan yönetimine tehditler savuruyor, kapalı kapılar ardında Kürt halkının Batı Kürdistan’daki kazanımlarını ortadan kaldıracak komplolar planlıyorlar. Ama unuttukları bir şey var: Kürtler eski Kürtler değil. Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürtler, Suriye’deki kardeşlerinin kazanımlarının bekçisi olacaklarını deklare ettiler.

    Kürtler’in her kazanımında eli ayağına dolanan TC devlet-hükumetinin Suriye ile olan temel meselesinin Kürtler olduğu da böylece ortaya çıkmış oldu. Tampon bölgeden askeri müdahaleye kadar TC’nin bütün senaryolarında esas düşman olarak Kürtler’e işaret edildiği ortada.

    Hükumet, Kürtler’in kazanımlarının diplomasi ve Şemdinli’de bir kez daha anlaşıldığı üzere askeri araçlarla engellenemeyecegine kanaat getirmiş olmalı ki, içeride komplolar düzenlemeye başladı. Gün geçmiyor ki, yeni bir komplo ile Kürtler ve onların siyasi hareketi kürsülerden ve medyadan hedef gösterilmesin.

    Gençler öldüğünde “Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis açılmaz” deyip tatile devam eden AKP milletvekilleri şimdi yanlarına MHP’yi de katıp BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma planları yapıyor ve bunun için nabız yokluyor.

    Eş Başkanımız Selahattin Demirtaş buna iyi cevap verdi: “Kargadan korksak darı ekmeyiz.”

    Ancak hükumet de yandaşları da şunu unutmamalı: BDP, TBMM’de olmadıgı takdirde Kürtler’in kaybedeceği çok şey olmaz. DTK Eş Baskanı Aysel Tuğluk buna işaret etti. Kürtler’in özerkliklerini inşa etmeyi sürdüreceklerini söyledi. En fazla bu süreci hızlandırır BDP’nin Meclis’ten dışlanması. Bu yol daha önce de denendi. DEP milletvekillerine yapılanların anısı daha taze. Siyasetçilerimiz her defasında sine-i millete döndü. Kürt halkı da onları bağrına bastı ve her defasında daha güçlendi siyasi hareketimiz.

    Artık bu hareketin karşısına çıkabileceği oyunu kalmadı hükumetin. Bundan sonra tek yol müzakere. Barış müzakeresi.

    Kürtler işte bu ruhla 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde meydanlarda olacak.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları