• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Tekbir Sesleri Demokrasi Değil!

    Dünyayı kan-revan haline getiren cihatçı terör olayları, yine İslamcı ve milliyetçiler tarafından görmemezlikten geliniyor. “İslam” adına yapılan cihatçı terör saldırıları bir gün olsun, ne imamlar ne de camilerde ibadet yapanlar tarafından protesto edilmiyor. İslam’ın barış dini olduğunu söyleyenler, barış için sokağa çıkmıyorlar. “İslam barış dinidir!” diye kıyameti koparanlar, Türkiyeli göçmenlerin bulunduğu Avrupa ülkelerinde bile organize ettikleri yürüyüşlerde saldırı ve şiddet uyguluyorlar. Örneğin, Avrupa’da darbeye karşı yaptıkları “demokrasi nöbeti” yürüyüşünde işyerlerine ve sokaktaki insanlara saldırdılar. Tekbir sesleri getirenlerin, İslam ülkelerinde barış içinde yaşadıkları bir yer var mı?

    1960’lı yıllarda, anti-komünist mücadele dernekleri kurup sırf ABD’nin ve onun hizmetindeki İslam diktatörlüklerinin çıkarlarını savunmak üzere anti-emperyalist ilericilere, devrimcilere karşı Kanlı Pazar’larla başlatılan İslam terörü, bugün İslamcıların kendi içinde kanlı bir hesaplaşmaya dönüştüyse bu demokrasi olabilir mi? Arap dünyasının İslam dini ne denli barışçıdır? F.Gülen ta 1963’den beri Amerika’nın yanında saf tutan biriydi; 12 Eylül’de de darbeci Kenan Evren’in yanında yer almıştı. Sızıntı dergisinde açıkça beyan etmişti. Darbeci yanı açıkça bilinmesine rağmen, AKP iktidarı FETO ile anlaştı ve onu iktidar ortağı yaptı. FETO ile anlaşma bozulmadan önce bu kadar cemaat üyesini devletin içine kim yerleştirdi? Cumhurbaşkanının, Başbakanın yanına bu kadar yakınına nasıl girebilmişlerdi. Yargıya, Hukuka, Anayasa Mahkemesi’ne, emniyete ve orduya yerleştirilen bu insanların neden farkına varılmak istenmedi? Bunların mevzilenmesine göz yumanlar ne adına göz yummuştu? FETO’nun üstü örtülü iktidar ortaklığını teşhir edenlere, yazanlara ve konuşanlara vatan haini diyenler kimlerdi? İslamcılar için Feto, çok kutsal Hoca Efendi’ydi. Savcılar, hâkimler, polisler AKP-Cemaat ortaklığına ses çıkarmıyorlardı. Cemaatin AKP döneminde nasıl örgütlendiği, nereye nasıl sızdığını gizliyorlardı.

    İslamcılık adına yapılan ittifaklar kışlada, emniyette ve camide çıkarları için bir araya gelmişlerdi. 2007’de örgütlenmesini tamamlayan cemaatçiler, 2010 yılında devlet içinde kendilerini devletin tek fiili hâkimi olarak görüyorlardı. Gel zaman git zaman 2013 yılında ayrıştılar. 17-25 Aralık sürecinde ittifak güçleri birbirine girdi.

    AKP milletvekili Ahmet Gündoğdu, CNN Türk’te FETO ile yapılan ittifakı evliliğe benzetti. “Her evlilik iyi ve güzel başlar ama bazen de yürümez, ayrılık olur,” dedi. Gündoğdu’nun yaptığı benzetmeye göre bu evlilik, iyi ve dostça biten bir evlilik değilmiş ki, ortalık kan revan içinde kaldı. Yani bana yar olmayan kimseye yar olmasın, kültürü baskın çıktı.

    12 Mart ve 12 Eylül darbelerine karşı çıkan ilericilere, devrimcilere, aydınlara; vatan hainleri, anarşistler diyen dinci ve milliyetçiler değil miydi? “15 Temmuz darbesi CIA imzalı bir Pentagon projesidir,” diyen Akit yazarı Ali Erkan Kavaklı, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri Pentagon projesi değil miydi? O zamanlar darbecilerin yanında yer alıp devrimci avına çıkanlar yine bu İslamcı ve milliyetçiler değil miydi?

    “Biz devletçi bir milletizdir” diye yazanlar; devletin adı’ Baba’dır”, “Vatanın adı Ana’dır” Dolayısıyla bizde devlet “Ailedir” diye laf ebeliği yapanlar, Anadolu çomarlarını kandırıyorlar. Vatan dedikleri yerin taşını, toprağını, suyunu, yer altını ve yer üstünü emperyalistlere satanlar; vatan, millet ve bayrak diyenler değil mi? Türkiye’nin dört bir yanında ABD üstleri ne adına konumlandırılmıştır? Bu işgale sesini çıkartmayan dinciler ve milliyetçiler, ne adına sessiz kalıyorlar?

    Düşünsenize şöyle bir; isimleri yabancı olan şirketler gazetelere 15 Temmuz darbe girişimini teşhir etmek için Türk bayraklı, vatan ve millet söylemli ilanlar veriyor. Reklam veren şirketler adeta yarış halindeler. Türkçe olmayan bazı şirket isimleri dikkatimi çekti, peki ya sizin de dikkatinizi çekti mi? Bingo, Molfiks, Molped, Papia, Familia, Joly, Fokus, De Facto gibi isimleri bile Türkçe olmayan bu şirketlerin “Birlikte daha güçlüyüz” diye Türk bayraklı ilan vermelerinin anlamı nedir? Bu şirketlerin sahipleri kimlerdir? Vodafone’nun, “Türkiye’nin dört bucağı tek yürek” ilanı vermesi ne anlama geliyor? Bu isimler ‘Baba’ mıdır, Ana’ mıdır? ‘Devlet’ midir?

    Demokrasi nöbetinde konuşan İstanbul Belediye Başkanı Kadir Toptaş; “Vatan hainleri mezarlığı kuracağız,” talimatını verdiğini açıkladı. Diyanet, “Kenetleme zamanıdır. Hep birlikte ırk, mezhep, meşrep, cinsiyet ya da politik mülahazalarla ülkemizi fitne ve fesada sürüklemek isteyenlere karşı tek yürek olmaya devam etmeliyiz,” diyor. Dudaklarından dökülen inanmadıkları “demokrasi” sözcüğünün içinde yer aldığı cümlelerinde bile “ asmak, köpek, tasma,” kelimeleri kullanıyorlar. Allah’ın izniyle demokrasiyi getireceklerini tekbir sesleriyle birlikte söyleyenlerin, sokakta korkutucu yanlarını gördük.

    Akit gazetesine darbe karşıtı demeç veren “Sünniler ve Aleviler daha da kenetlendi” diyen Ehlibeyt İlim ve Kardeşlik Derneği Başkanı Ali Kemal Tayanç, Alevi vatandaşlara yönelik saldırı iddialarının tümünün koca bir yalandan ibaret olduğunu belirtti. Şaşılacak bir durum değil, Egemen güçlerin yanında saf tutan düşkünler her daim vardı ve bu zati kişilik de düşkünlüğünü açıklamış, iyi de etmiş.

    Okmeydanı’nda tekbir getirerek “AK Parti burada, Aleviler nerede!” şeklinde slogan atmak ne anlam ifade ediyor?! Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Nurtepe, Gülsuyu, Pendik ve Armutlu gibi mahallelerde tekbir getirerek yürüyenler provokasyon girişimlerini artırarak sürdürüyor. Malatya’da Alevilerin yaşadığı Paşaköşkü Mahallesi’de tekbir sesleriyle saldırıya uğradı. İstanbul’da Evrensel gazetesine baskın düzenlendi, ofiste bulunan tüm malzemeler kullanılmaz hale getirildi. Kocaeli HDP bürosuna ırkçı yazılamalar yapıldı, tabelasına Türk bayrağı asıldı.

    Nusaybin’de, Sur’da, Cizre’de, Silopi’de Kürd kadınları tankların önüne yattığı için bölücü, Kürd gençleri hendek kazdıkları için vatan haini oldular. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tekbir getirerek tankların üstüne çıkanlar kahraman, “Ya Allah bismillah!” diyerek hendek kazanlar da kahraman oldular. Kürd coğrafyasında demokratik cumhuriyet diyenlerin evleri başlarına yıkıldı. Tekbir sesleri getirenler ise meydanlarda linç kültürüyle her türlü saldırının başını çekiyorlar.

    İslam dininin barış ve hoşgörü dini olduğunu söyleyen dindarlar neredesiniz? Sizin barıştan, hoşgörüden, doğrudan, emekten, sevgiden ve saygıdan yana zalimlere ve yalancılara karşı söyleyecek bir sözünüz yok mu?

    Tek dine, tek millete ve tek dile sıkıştırılan toplum tanıtımına bir sözünüz yok mu?

    Devlet adına askerlere yapılan işkence ve tecavüzlere bir sözünüz yok mu? Taksim’e yapılacak kışlanın daha neler yapacağına bir sözünüz yok mu?

    Tekbir sesleri demokrasiyi benimsemez, farklılığı sevmez, kendi gibi düşünmeyene karşı hoşgörülü olamaz.

    Şu an tekbir sesleri gerçeğini atlayan her söz ve davranış demokrasi mücadelesini zayıflatır ve yok eder, demokrasi kültürünü dağıtır.

    Demokrasiden yana olan güçler elbette darbeye karşı tavır almışlardır ama ortada demokrasiyi benimseyen, demokratik bir halk direnişi yoktur.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları