• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    TEKERRÜRÜ DOĞURAN ZAMANIN MESAJI

    Bilinir her olayın kendine özgü zamanı farklıdır. Bunun bilincine varmak için tarih bizlere eşsiz zenginlikler sunar. Yeter ki biz özerk mantığımızı dogmatizmden koruyabilelim ve olguları çoklu neden sonuç ilişkisi içerisinde sağlıklı değerlendirebilelim.

    Bu bağlamda zaman felsefesinin dilini yorumlayabilmek için insanlığın tüm yaratımlarını eşit saygı ve anlam temelinde bilince çıkarmak ve kıymetlendirmek, bizlere bu arayışta önemli bir çıkış yolunu da gösterecektir.

    Farklı okumalar yapmak geniş zamanın bizimle konuştuğu mesajı çözümlemek ve ona göre yorumlamalara gitmek, bizleri çoklu besleyecektir. Dar bakış açılarından da koruyacaktır çünkü “Geniş amaç, dar amacı aşar.”

    Örneklendirirsek Kartaca ve Roma arasındaki Akdeniz’de hâkimiyet savaşlarını (Üç Pön savaşı) ele alalım… Bu savaşlar salt kısır ve lokal olarak değerlendirilemez; bu çok dar kalır. İdeolojik arka planlarını incelediğimizde farklı değerlerin çatışması olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

    Kartaca; ticareti kutsayan, bu yolda her yolu mubah gören seçkinlerin ihtiraslarına ev sahipliği yapmaktaydı. Bu sistemin Moloh kültü yeni doğan çocukların kurban edildiği sunakların bebek kemiklerinden kalelere dönüştüğü bir anti insan sembolüydü. Maddi zenginliğin kutsandığı, ahlakın dışlandığı sorunlu bir yapılanmanın zihniyetini temsil ediyordu.

    Buna karşın Roma daha maneviyatçı bir etiğe ev sahipliği yapıyordu. İnsan onurunun önemini az çok kavrayan, bunu bir yaşam değerine dönüştüren Roma geleneğinin -ekonomik çıkarları da çatışınca- Kartaca ile karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz oldu.

    Kartaca şahsında temsilini bulan ‘maddi etiği’ kutsama ve Roma şahsında ifadesini bulan ‘maneviyatçı etik’ çatışmasından Roma ahlaki etiği büyük zafer kazandı. Yenilmez denilen Kartaca’yı yerle bir eden ise manevi körlük ve maddi kibirdi. Moloh ölüm kuyusunu yaratanlar o kuyunun karanlık zihniyetinde yitip gittiler!

    Bu tarihi olaydan günümüze yansıyanlar ise değişik şekillerde tekerrür eden olaylarda bile olsa, aynı mantıkların örtükte olsa çatışmaların aynen derinden sürdüğünü bize gösterdi. Ortadoğu savaşlarının ve toplumsal sosyo-politik gerilimlerin perde arkasında, bu maddi kibirle olan mücadele yine başat pozisyonunu korumaktadır!

    Hz. Ali -Muaviye çelişkisi, IŞİD sapkınlığının kültürel İslam’la olan çelişkisi, mazlum halkların Moloh kültü türevleriyle olan mücadelesi, bugün bile bu iki zıt zihniyetin çatışmasında ifadesini buluyor.

    Yok etmeyi amaç edinen zihniyetler, eninde sonunda yok edilirler. Tarihin böyle zamanda ifadesini bulan tekerrürler silsilesinden karşımıza çıkan kesin sonuç bu olmaktadır!

    Yaşatarak yaşatma etiğini amaç edinenler,  insanlık vicdanının temsilini canları pahasına savunanlar; o ışıklı yolu, demokratik kurtuluş ruhunu zamanın gerçek akışında bizlere sunuyor. Yeter ki bizlerde bu arayışın arkasında kararlıca duralım.

    Demokratik zihniyet bugünlerden büyük dersler çıkaracak yeni nesillere uzlaşma kültürünün önemini kavratacak. Çünkü asıl olan yaşamın zamanla olan özgürlük ilişkisidir. Bu da çoklukta birliğin ta kendisidir gerisi tekçi kibrin yanılgısıdır!

      “Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı. Ve herkes kalbinin rengini bulaştırır etrafındakilere.”

      Farid Farjad

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları