“Efsane geri dönüyor” sloganları ve alkışları ile cumhurun başının bir partinin genel başkanlığına seçildiği AKP Kongresi’ni izlerken, aklıma “Titanik Sendromu” geldi. Titanik denize indirilirken öyle bir kampanya yapılmış ki, hiç kimse Titanik’in batmasını beklemiyormuş. Ama batmaz denen Titanik sadece 2 saat 40 dakika içinde Kuzey Atlantik’in buz gibi sularına gömülmüş. Titanik’in batmasını araştıran uzmanlar Titanik’in batmasındaki zaafların başında, seyir halinde olduğu güney yolu üzerinde geniş ve büyük buzdağları olduğu uyarısını, geminin asla batmayacağına inanan gemi yönetiminin ciddiye almamasının geldiğini belirtmişler. Tıpkı, izlediği politikalarla ülkeyi içeride anayasasızlığa, siyasetsizliğe, toplumsal gerginliğe ve dışarıda büyük bir yalnızlığa hapseden Türkiye’nin yönetimi gibi…
Topluma verecek bir şeyi kalmayan popülist siyasi kadroların son sığınağı, bütün güçleri tek elde toplayan bir güvenlik devletine yaslanmaktır. Çoğulcu demokrasi kültürü zayıf toplumlarda bu, pek de zor değildir… Adalet duygusunu yok eden bir yasasızlık ortamı yaratıp korku iklimini egemen kıldığınızda, bütün güçlerin tek elde toplanmasına çoğunluğu ikna etmeniz kolaydır. Buna bir de din ve vatan sevgisi istismarını eklerseniz, teatral organizasyonlarla hedefinize ulaşmanız işten bile değildir.
Rusya, Hindistan, Çin ve tüm dünyaya “Geceyarısı Ekspresi” filmini yeniden hatırlatan ABD gezilerinin ardından düzenlenen “Yeni Atılım Dönemi; Demokrasi, Değişim, Reform” temalı 21 Mayıs AKP Kongresi de böyle bir teatral organizasyondur. “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet” sloganı ile inşa etmeye çalıştıkları bu yeni rejimde, tüm denge ve denetleme mekanizmaları yok edilmiştir. Asla batmayacağına inanılan Titanik’in, sefere çıkmadan önce kırmızı renkli yardım fişekleri yerine, sadece eğlence amaçlı kullanılan beyaz fişekler depoladığı gibi, bu iktidar da ülkeyi sadece beyaz fişeklerle donatmaktadır.
Cumhurun başının, son Anayasa referandumuyla sahip olduğu sınırsız ve denetimsiz yetkilerle, bir partinin genel başkanı koltuğuna oturması Türkiye’yi demokratik dünyanın dışına çıkarmıştır. Türkiye’yi yöneten akıl, tıpkı tüm uyarılara kulaklarını tıkayan Titanik yönetimi gibi rotayı büyük buzdağlarının olduğu demokratik dünyanın dışına çevirmiştir.
Bu kongre, sadece yargı, yasama ve yürütmenin tek bir makama bağlandığının ilanı değil, aynı zamanda siyasetsizleşmenin de ilanıdır. Cumhurbaşkanı’nın AKP’nin başına geçmesiyle, AKP’nin siyaset üretme imkânı ortadan kalkmıştır. AKP artık paralel bir devlet örgütüdür. Kamu ihalelerinden istihbarata kadar her konuda liderin icra aracı olarak emir-kumanda zincirinin katı bir sadakat esasına göre işletileceği, parti içi eleştiri ve siyaset üretmenin ihanetle eş tutulacağı bir örgüte dönüşecektir. Nitekim teşkilat operasyonlarında MKYK’nın yetkilerini artıran, disiplin cezalarını ağırlaştıran ve grup kararına uymayanın partiden hemen ihraç edileceği tüzük değişikliği yapılması bunun açık işaretidir. Diğer partilerin ise, şimdilik oldukça dar bir alanda kalın çizgiler içinde dekoratif olarak yaşamasına izin verilecektir.
Ne var ki, bizim gibi çoğulcu bir yapısı olan toplumlarda, hiçbir sorun güç ve yetkinin tek kişide toplanmasıyla çözülmez. ”Hele tek zenginlik kaynağı “insan” olan bir ülkede, demokrasi ve hukuk devletine sırt dönerek, “OHAL sizin neyinizi engelledi” anlayışını esas alan güvenlik öncelikli yasakçı bir yönetim anlayışıyla ve dünya ile çatışarak “güçlü Türkiye” kurulamaz. Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olma iddiasından uzaklaşmasını, yandaşlığı güvenli bir liman sanarak, aynen Titanik yolcularının “Bu gemi batmaz” umursamazlığıyla izleyenler dahi yaşanan adaletsizliklerden, haksızlıklardan ve fakirleşmeden eninde sonunda paylarına düşeni alacaklardır.
Titanik’in batmasından sonra açılan soruşturmada, hayatta kalan gemi yöneticileri o gece “gökyüzü zifiri karanlıktı, hava pusluydu ve ay yoktu… Her şey aleyhimize çalıştı” demişler. Zifiri karanlığı dağıtacak demokrasiye, ayın çekim gücü gibi bir güce sahip özgürlüklere, havadaki pusu dağıtacak hukuka tutunmazsak bu gemi de batacak. Tıpkı Titanik gibi.







