• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Toplum ve dağılma

     

    Toplum olmak demek bir anlamda da “aynı gemide” olmak demektir. Elbette bir toplumda sınıflar vardır. Bunun yanında farklı etnisitelerden gelen, farklı inançlar taşıyan, kültürleri, yaşam tarzları farklı olan topluluklar da aynı toplumu meydana getirebilirler ve bu çok sık olan bir şeydir. Hatta bazen öyle bir ortam oluşur ki, mesela bir derbi maçı öncesinde, iki  futbol takımının taraftarları dahi radikal biçimde ayrışır, beklentileri ve çıkarları farklılaşır. Büyük çatışmalar bile çıkar incir çekirdeğini doldurmayacak bir meseleden. Holiganlık böyle oluşmamış mıdır?

     

    Yani her toplum kendi özgünlüğüne göre kendi içinde sosyolojik olarak yatay ve dikey olarak bölünmüştür.

     

    Bazen etnisitelere göre yatay, bazen farklı ekonomik gelir grupları olarak dikey. Bazen etnisiteye, inanca ya da coğrafyaya göre oluşmuş yatay bir bölünme ekonomik bir sonuç da doğurur, sıkça olur bu ve gelir dağılımındaki eşitsizlik oranında da dikey bir bölünme oluşmuş olur böylece. Mesela ezilen halklar ya da göçmenler her zaman ucuz işgücü olarak kullanılır.

    Yine de en yaygın, en kalıcı ve çözümü en fazla gerilim üreten çelişki emek ve sermaye arasındaki çelişkidir ki, emekçi sınıflar ile egemen sınıflar arasındaki bu bölünmenin ortadan kalkacağı düzen bana göre sosyalizmdir.

     

    Peki madem toplum kendi içinde bu kadar çok bölünüyor da hâlâ nasıl var olabiliyor?

    İşte bunu sağlayan hukuk düzeni, adalet sistemi, yasalar karşısında eşitliktir. Bunlarla oluşacak ve işleyecek bir düzen ve bunlara dayanan bir yönetim hem o toplumda ortak değerlerin oluşmasını sağlar hem de herkesin ortak beklentilerini güçlendirir. Toplumun fertleri toplumu korumak için hem yönetime katılmanın yollarını arar hem de sistemi korumanın. Aynı ölçüde olmasa da her topluluğun toplumsal yapının sürmesinden bir avantajı, bir çıkarı olmuştur artık. Toplumsal barışı sağlayan da budur. Bu ortak çıkar ve beklenti duygusu.

     

    Türkiye işte toplumsal barışını bu yüzden kaybetti. Daha doğrusu toplum olma özelliğini. Demokrasiyi ortadan kaldıran etken, hukuk düzeninin iflas etmesi oldu. Nüfusun büyük çoğunluğu kendisini artık bir toplumun ferdi değil de, nüfusun iki kutbundan birinde konumlanmış görüyor. Kendisini aynı gemide hissetmiyor.

     

    Oysa ülke büyük siyasi ve iktisadi sorunlarla boğuşuyor. Dış politikadaki sorunlar, bölgedeki savaş aynı derecede önemli ve ülkedeki durumu etkiliyor.

    Böylesi bir ortamda toplumdaki bu bölünme ve dağılma hali iktidar dahil kimsenin çıkarına değildir. Gemi batarsa kimse gündelik hayatını sürdüremez.

    Bu yüzden acilen hukuk düzenine dönülmeli, adalet herkes için tesis edilmelidir.

    Toplumsal barış olmadan, toplumsal yapıdan ortak beklentilerin oluşması sağlanmadan toplum olmaz.

     

    İnsanlar kendilerinin ve ailelerinin geleceğini ülke dışında aramaya başladılar artık. Sizce de bu acı değil mi?

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları