• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Troyka ve HDP

     

     

    15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de siyasetin havası çok değişti.

    15 Temmuz öncesini şöyle bir anımsayalım; Saraya asla gitmem diyen,  şehit cenazelerinde bindirilmiş kıtaların saldırısına uğrayan bir Kılıçdaroğlu…

    Parti içi muhalefetin tazyikleri karşısında iyice çaresiz kalan, çaresiz kaldıkça da sarayın ipine daha sıkı sarılarak koltuğunu korumaya çalışan bir Bahçeli…

    Her fırsatta kriminalize edilmeye çalışılan,  dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekilleri ha bre savcılığa davet edilen,  hedefi olacağı operasyonun düğmesine ne zaman basılacağı merak edilen HDP…

    Darbenin fırtınası, bu gündemi sildi süpürdü.

    15 Temmuz darbe girişimine karşı Meclis’in dört partisi, ortak deklarasyona imza vererek siyasetin puslu ve soğuk havasını bir parça dağıtmıştı aslında. Yeni bir siyaset üslubunun kalkış noktası olabilirdi bu yan yana geliş…

    Ancak Erdoğan’ın CHP lideri Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Bahçeli’yi saraya davet ederken, HDP eşbaşkanlarını zirvenin dışında tutmasıyla, beklentiler dünyasından gerçeğin çıplak haline yeniden döndük.

    Saraya çıktılar çıkmadılar, tartışmasını açıkçası anlamsız buluyorum ben. HDP eş başkanları saraya çağrılsaydı, gitmeyecekler miydi sanki?

    Hatta şikâyet,  HDP’nin sürecin dışında tutulmasına değil mi?

    Öyleyse, işin magazin kısmını geçelim bir kalem…

    Darbe baskısı altında saray devleti yeniden yapılandırırken, eski kibirli tutumuyla,  “Ben yaparım, siz bakarsınız” tavrını değiştirmek zorunda artık. Zaten onlar da muhalefetin ve sokağın desteğine ihtiyaç duyduklarını gizleyecek halde değiller.

    Çok büyük bir sarsıntı geçirdi devlet.

    Ordunun komuta kademesinin yarıya yakını tasfiye edildi. Her gün onlarca üst düzey yargı elemanı, bürokrat görevden uzaklaştırılıyor.

    Kimsenin kimseye güven duymadığı, herkesin ‘olağan şüpheli’, ‘mümkün kahraman’  sarkacında gidip geldiği endişeli bir dönem bu…

    Daha önceki yazımızda da yazdık, aslında AKP bu sarsıntıyı güçlü bir demokratik kuruluşun enerjisi haline getirebilirdi. Ancak AKP yeni yapılanmayı,  eski sistem paradigmasının içinde görüyor besbelli.

    Bunun için HDP’yi sürecin dışında tutup “ulusal koalisyon” troykası kuruyorlar.  Ama buradan demokrasi ve özgürlük çıkmayacağını, bu troykanın ortak bir programı olmadığını, zayıf olduğunu çok geçmeden göreceğiz.

    Bu aslında HDP’ye demokratik, özgürlükçü, laik kesimlerin sokaktaki adresi olma kapılarını da açıyor. Aleviler çaresiz ve ne yapacağını bilemez halde… Laikler endişeli… 90 yıldır kendini devletin asıl sahibi olarak gören ulusalcılar bile kendi sivil güçleriyle baş başa kaldıklarını anladılar… CHP’nin şizofrenik, falsolu siyaseti umut değil artık…  Kürtlerden hiç söz etmiyorum bile…

    Demokratik, laik ve çoğulcu yapısıyla Türkiyelileşme çizgisinde ısrar edip yönünü biraz daha batıya çevirebilirse,  sivil siyasetin tek temsilcisi olarak bu toplumsal kesitlere çekim merkezi olabilir HDP.  Bunun için HDP yönetiminin Türkiye genelinde miting kararları alması, doğrudan halka gitmesi önemli…

    Hatırlayın, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde çiçeği burnunda AKP de, Türkiye’nin her yerinde mitingler düzenleyerek doğrudan halka gidiyordu. 3 Kasım başarısının altında aslında bu siyaset tarzı vardı.

    Şimdi HDP için de böyle bir rüzgâr esiyor sanki…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları