• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Türkiye Afrin’e saldırır mı?

    En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim. Afrin, Türkiye için kolay lokma değil. Bırakın o lokmayı yutmayı, yemeye çalıştığında yutkunamaz bile. Bunu herkesten iyi Türkiye biliyor. Bu nedenle saldırı tehditlerinde zerre azalma yaşanmazken saldırı zeminini oluşturmak için de Rusya’nın kapısından ayrılmıyor. Açık demek gerekirse işi kendi planına uygun götürmek için Rusya’nın onayını bekliyor. Bunun temel nedeni Fırat’ın batısının ağırlıkla Rusya’nın denetiminde olması.

    ABD ile Rusya arasındaki zımni anlaşmanın varlığından haberdarız. Fırat’ın doğusunun ABD’ye, batısının ise Rusya’ya ‘tahsis edildiği’ çok açık. Rusya, Fırat’ın batısındaki İdlib’i kendi lehine çözmek için Türkiye’yi kullanıyor. Türkiye’de İdlib rüşvetinin karşılığında Afrin’i istiyor. Rusya’yı şimdiye kadar sessiz kılan, tutumunu net olarak ortaya koymasını engelleyen durum hiç kuşku yok bu durum, yani İdlib’deki cihatçılar. Elbet bilse Türkiye İdlib’deki cihatçıları kontrol etme, Halep’te olduğu gibi onları bölgeden çıkarıp bu kenti Suriye’ye geri verme kapasitesine sahiptir, bir gün beklemez Türkiye’ye Afrin’e saldırı onayını verir. Cerablus, Azez, Mare, Bab hattında öyle yaptı; karşılığında Halep’i Türkiye’ye temizletip Suriye’nin kontrolüne verdi. Çoğu İdlib’de sığınan örgütler Türkiye’nin Halep’te kendilerine ihanet ettiğine inanıyor.

    Bu cihatçı gruplarla gelinen aşamayı Rusya da görüyor. Ağırdan almasının, tutumunu net olarak ortaya koymamasının bir nedeni budur. Kısacası şimdilik dengelerin ne yönde gelişeceğini görmek için Türkiye’nin ‘yayılmacılık oyununu’ izliyor.

    İdlib’deki cihatçıların tutumuna da değinmekte yarar var. IŞİD, sözü edilen cihatçıların ‘yaramaz çocuğu’ydu. Daldı, tüm zorbalıkları kullanarak herkesi yanına aldı, kırdı, döktü, YPG ve YPJ başta olmak üzere Suriye Demokratik Güçleri’nin direnişiyle de çözülmeye başladı, deyim yerindeyse miadını tamamladı. IŞİD artık tükenişte. Bundan sonra varacağı nokta ara sıra bombalar patlatan, toplu ölümlere neden olan terör örgütü kimliğini sürdürmektir.

    Peki, İdlib’deki cihatçılar öyle mi? IŞİD, köken olarak Taliban’dan el Kaide’ye uzanan, oradan el Nusra, Ahrar-us Şam gibi el Kaide türevlerini üreten örgütlerin sadece askeri yönünü alıp bunun üzerinden bölgede hâkimiyet kurmak istedi. Ancak İdlib’deki cihatçılar IŞİD’in aynısı değil. IŞİD’in aklını oluşturanlar sözünü ettiğimiz bu örgütler olsalar bile IŞİD’den daha ‘akıllı’ davranabilecek bir deneyim ve kapasiteye sahipler. Türkiye’de de geniş bir örgütlülükleri, yadsınamayacak bir tabanları var. Özellikle Hatay ve Antep, bu örgütlerin arka kapısına dönmüş durumda. Bu kentlerde yüzlerce, belki de binlerce insanı var, bu örgütlerin.

    İşin özeti şu; Türkiye bunlara istediği gibi hükmedemez. Cesaret edip karşısına da alamaz. Çünkü Türkiye’yi de tehdit edebilecek kapasiteleri var. Daha açık söylemek gerekirse son birkaç yıldır Türkiye’yi eleştirip Pakistan’ı örnek verdiğimizde dikkat çektiğimiz konu da buydu. Yani Türkiye’yi Pakistanlaştıracak güç de bunlar. Türkiye bu nedenle de İdlib için Rusya ve dolaylı olarak Suriye’ye söz veriyor. Konuşarak ya da savaşarak İdlib’i bunlardan temizler hele bir de üstüne Afrin’e girme onayı alırsa bu işten karlı çıkacağını düşünüyor. Doğrudur, arzuladığı gibi yapabilirse bu işten karlı çıkar. Ancak bu o kadar kolay değil. Halep’ten deneyimli cihatçılar Türkiye’ye güvenince başlarına ne geldiğini gördüler. Afrin’de yaşayanlar da sadece zeytin toplayıcıları değil. Hal böyleyken bu gözü karalık, açık demek gerekirse Türkiye için bir felakete de dönüşebilir; hatta dönüşür.

    İdlib cihatçılarını Rusya, ABD’den de iyi okuyor. Kürtleri daha fazla kendine mecbur etmek için Türkiye’nin tutumuna sessiz kalmayı tercih etse de uzun vadede Türkiye’ye güvenip bölgede kalıcılaşmasını sağlayacak adımlara kolay kolay destek vermez. Şurası da çok açık; Rusya kendini ABD ile karşı karşıya getirecek aksiyonlara da kolayca imza atmaz. Ancak görünen o ki Türkiye ile bir müddet daha oynar, oyununu sürdürür.

    İşte bu realite içinde Türkiye’nin Afrin’e yönelik saldırı girişimleri tartışılıyor. Tüm bu realite de bize şunu diyor: Türkiye’nin Afrin’e saldırması o kadar kolay değil; saldırması durumunda bundan karlı çıkacağının hiçbir garantisi yok. Aksine, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olabilir.

    Dünyanın bakışı da önemli… Nihayetinde Cerablus’a girdiğinde dünya, sessiz kaldı, önemli bir kesim zımni veya planlı bir biçimde destekledi. Farklı ülkeler çeşitli ayak oyunlarına yönelseler de nihayetinde Türkiye’nin karşısındaki güç fiilen IŞİD’lilerdi.

    Peki, Afrin’de Türkiye’nin karşısında kim olacak? IŞİD mi? Yok. Tam aksine IŞİD’i bölgeden def eden, bunun için canını dişine takan, bedel ödeyen YPG ve YPJ olacak, Rakka operasyonunu sürdüren Suriye Demokratik Güçleri olacak. Dünya aynı bakış ile bakar mı?

    Tüm bunlar Türkiye’nin açmazları ama şu da bir gerçek Türkiye’yi yöneten akıl şu anda şirazesini yitirmiş durumda. Ne yazık ki iktidarını sürdürmek için de savaştan medet umuyor. Görünen o sonuçlarının ağır olacağını, kendi sonlarını da getireceğini bile bile bir maceraya atılmaktan da imtina etmez.

    Umarım yanılırım…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları