Özellikle 12 Eylül darbe projesiyle toplumsal dokuda önemli bir değişim süreci geliştirildi.
Yaşanan değişim dinsel ve ulusal temelde gelişim gösterdi. Kötülük insanlık dışı normlarda yaşam hakkı buldu. Ama bu devran bir gün mutlaka değişecek.
Fakat şu haliyle insani ve insani olmayan bir temelde yürüyor. Bir yanda insan sevgisi, eşitlik ve adalet diğer yandan acımasız bir vahşet. Dolayısıyla toplumsal dokuda çelişkiler yumağında yürüyen bir değişim süreciyle de karşı karşıyayız.
Değişim sınıfsal temelde değil, dincilik ve milliyetçilik temelinde gelişen bir değişim var. Kendine solcuyum diyenler de bir dönemler dışladığı, alay ettiği, öteki olarak gördüğü dini bayramlara iltifat yağdırıyor. Tek kutuplu sistemin psikolojik bağ ve bağlantıları, din ve ulusal mecralarıyla sınıf mücadelesinin doku dengeleri de değişti.
Bazı solcular islam kültüründen kopamadı gitti. Ramazan da oruç tutmayan ve bayram namazına gitmeyen solcular ilginçtir birbirlerinin Ramazan bayramını kutladılar. Bayram mesajları yayınladılar. Bu ikiyüzlülük değil mi? Siyaset sosyolojisinin mayasını da bozdular. İşin bir başka boyutu sosyalist (!)sosyaliste Ramazan bayramın kutlu olsun diyor. Şimdi bir sosyalistin(!) sosyalist birine bunu demeye hakkı var mı? Ne kadar etik bir kutlama olabilir. Sosyalist felsefeye göre yok. Sosyalistler arasında bayram kutlanıyorsa burada ciddi siyasal bir kırılma başlamıştır zaten. Ezber bozulmuştur. Sosyolojik olarak kim için ne adına Ramazan bayramını kutluyor. Birileri(çoğunluk) zaten şartlandırılmış komünist, Allahsız, dinsiz deyip duruyor. Kendine sosyalistim diyen de tutturmuş bayramın kutlu olsun. Bu düşünce bukalemunluktan başka bir şey değil.
Bırakın inananlar kutlasın. Çünkü onların bayramı. Dolayısıyla lafa geldiğinde komünist /ateist olduğunu söylüyor ama bir komünist/ateist gibi yaşamıyor ve davranmıyor. O kadar iş çığırından çıktı ki parti liderleri bile yaşarken komünisttir ve hiç bir camiye yolu düşmemiştir ama ölünce camiden imamın dini vaazları damga vurmaktadır. Bir kısım sosyalist İslam kültüründen kopamıyorsa o zaman gidip antikapitalist Müslüman olsunlar. Öldüklerinde yeşil bayrağa sarılsınlar.
Acı bir gerçek; sol, İslamla yüzleşemiyor. Ya samimi bilgiye dayalı sosyalist düşünceyi benimser, ya da arkadan dedikoduyla halkın dini duygularıyla dalga geçilmez. İyi niyetli samimi dini duygular da yaşayanlara bir sözüm yok, olamaz da. Hırsızlık yapmayan, farklı düşünene kötülük etmeyen, emeği ve alın terini bilen, kendi inanç dünyasıyla barışık olan, Silahı ve savaşı sevmeyen, kötülüklere karşı duran, faklı olanı öldürmeyen katil/cani olmayan, insana saygısızlık yapılmasını engelleyen dindar insanlara sözüm olamaz.
Her şeyin ölçütü insanlıktır. Bilgiye, emeğe, insana, doğaya, hayvana saygı göstermektir. Bunu benimseyen insan ister namaz kılsın ister Ramazan bayramını kutlasın isterse camiye gitsin buna hiç bir itirazım yok. Çünkü onun doğrusudur ve inancıdır. Sorun görüntü sorununda kirlilik ve kötülük olmasın. Benim itirazım sosyalistler arasında bu dinci görüntüleredir. Ramazan bayramı kutlama mesajlarınadır. Şeriatçı radikal dinciler/faşistler 1 Mayıs işçi bayramını, 8 mart Dünya emekçi kadınlar gününü kutluyor mu?
Kendi aralarında ki sohbetlerde dinin kötülüğünden dem vuranlar, hidayete ermiş olmalı ki kendi cenazeleri bile camilerde kaldırılıyor. Solcuların cenazeleri son görev yeri olarak camilerde yerine getiriliyor. Eski sosyalistler Alevilik adı altında cem evlerinde dedelik görevi üstlenip din hizmeti vererek Allah, Muhammet, Ali naraları atıyor, dualar okuyor… Rivayet masalları anlatıyor…
Diyalektik Tarihi Materyalist Felsefemiz tam tersini öngörmesine rağmen, buna uygun kültür geliştiremiyoruz, yetersizliklerimizi sergilemeye devam ediyoruz. Siyaset sosyolojisi olarak Marxist felsefeyle yüzleşmekten kaçıyoruz. Kırılmaların üstünü örtme ve kendi dışımızda bahaneler üretme eğilimi sergiliyoruz. Demokrasi mücadelesinin dokusuna, bilgisine ve kültürüne ihtiyacımız var.







