• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Umut Kara Odada (2)

    Üç yıl önce aldığım ceketimi giymiştim. Veya dört. Tam hatırlayamadım, birini kaybettikten sonra zaman dururmuş. Zira üzerinden ne kadar geçtiğini hatırlayamadığım bir yıkıntının enkazı baskı yapıyordu vücuduma. Her neyse. Görür görmez vurulmadım Vildan’a, sanırım birkaç kadeh devirmem gerekiyor. Bakıştık, göz göze geldik. Ceketimi iliklemek istedim, kilo almıştım, olmadı. Ben de reverans yapar gibi bir selam çaktım. Sonra yaptığım bu gereksiz hareketten ötürü utandım. 1950’li yıllarda bu hareketin getirisi olabilirdi, milenyum çağında, insanların baş parmağı ve efektli fotoğraflarıyla birbirlerini yatağa attığı bu dönemde oldukça yılışık ve kayıtsız görünecek bir hareketti. Kapı önündeki masalardan birine sıvıştım.

    -Demek sensin.

    -Evet, ben.

    -Adına benzeyen bir ses tonun yok, sevindim.

    -Adım?

    -Muhammed! Değil mi?

    Kendimi neden Muhammed diye tanıttığımın inanın ben de farkında değildim. Neden Muhammed? Niçin Muhammed? Muhammed kim? En afili roman kahramanlarının veya filmlerdeki güzel kadınları kurtaran korkusuz onca adamların ismi kafamda dolanıyorken neden kendimi Muhammed diye takdim ettiğime bir türlü anlam veremedim.

    İstersen bir şey içme, birazdan mesaim bitiyor başka yere geçeriz dedi. Körün istediği bir göz allah verdi iki göz dedim, tabii ki içimden. Beni beğenmişti, yanında gezdirecek veya gezebilecek, bir şeyler paylaşabilecek kadar makul görmüş olacaktı ki bu fikri hiç düşünmeden, ben masaya oturduktan birkaç dakika sonra söylemişti. Tabii dedim, tabii derken iki “i” ile mi yoksa tek “i” olarak mı ağzımdan çıktı bilmiyorum. Konuşmalara da TDK’yi alet etmeyelim değil mi ama?!

    Kara Bar isimli solcuların ve kıllı erkeklerin mütemadiyen her akşam takıldıkları bir mekâna gittik. Kapı önünde dört masanın üçü doluydu, dördüncüsüne biz geçtik. Daha önceden denenmiş ve sonuç alınmış tüm komik hikâyeleri anlatırken kahkahalar attığını ve saçlarıyla oynadığını fark ettim. Doğuştan kıvırcıktı saçları, o gün değildi. Sen bir de sabah kalktığımda gör saçlarımı dedi. “Onu da görüjezz” dedim, korkmadı. Bu gece onu yatağa atmak için ilk sinyali vermiştim, o ise gülümsemekle yetindi.

    Metro ve banliyö seferlerini kaçırmıştık. Hemen bir sarı çevirdim İş Bankası’nın önünde, Mit evleri dedim. Gözümün içine baktı, istihbaratçı mısın dedi. Biraz tanısa dünyada en son bana karşı bu soruyu yönelteceğini çok iyi bilirdi. Katilim dedim, seni sabaha kadar yedikten sonra işi sağlama alıp Mit’e teslim olucam dedim. Korkmadı, aksine kasıklarıma elini atıp “görüjezz” dedi.

    Topal köpeğe yemek veren üst komşuya aldırmadan apartmana girdik. Hepi topu üç daire yaşıyoruz, gecenin bir köründe pezevenge manitayla yakalandığım için sinkaflı cümleler kurdum suretine. İçeri girdik, çizmelerini çıkardı, karanlıkta çirkin görünüyor ve ağzı leş gibi sigara kokuyordu. Diline yapışmış nikotin ve arpa tadı midemi bulandırsa da önümdeki kabarıklığın teskin edilmesi için tahammül edilebilir birkaç saati feda etmek zorundaydım. Saçından tutarak kara odaya sürükledim, uysal bir köpek gibi sesini çıkarmadan yatağa oturdu. Hâlâ beni öpmeye yatağa çekmeye çalışıyordu. Siyah bluzunu çıkardım, sonra bütün kıyafetlerini. Kara odada hiç bu kadar ses olmamıştı, duvarlar şaştı, pencereler titredi, kapı birkaç kez açılır gibi oldu.

    Sabah uyandığımda bacaklarımın arasında beyaz, tüysüz bir başka bacağın ısısıyla gevşemiştim. Yüzüne baktım, saçları kabarmıştı, bu kabarık saçları düzlemek için eski sevgililerimin aptal sohbetlerine maruz kaldığım zamanlarda neler yapması gerektiğini aklımdan geçirdim. Alnından öptüm, avucundan öptüm, gerdanından öptüm.

    Koltuk tekrar titremişti. Televizyonda erotik kanalın süresi dolmuş, hava aydınlanmaya yüz tutmuştu. Önümdeki ıslaklığa bakıp küfür ettim. Vildan diye biri yoktu. Heyecanla telefona sarıldığım sırada şarjın bittiğini uyaran alarmla karşılaştım. Kimse yaşadığımın farkında değildi, kimse bana ulaşmaya çalışmamıştı. Koltuktan kalkamadım, karanlığı tam anlamıyla kovana kadar ağlayarak kendimi teskin ettim…

    Son…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları